TING Dijital Düşünme Raporu 2020 açıklandı

TING İstanbul, dijitalleşme yolculuğunda şirketlere rehberlik edebilmek amacıyla hazırladığı TING Dijital Düşünme Raporu 2020'yi açıkladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

TING İstanbul, TING Dijital Düşünme Raporu 2020 ile dijital düşünmenin müşteri beklentilerini anlamaktan çalışan memnuniyetine her alanda başarının anahtarı olduğunu ortaya koyuyor. COVID-19 süreci ile birlikte tüm dünyada sosyal etkileşim ve ekonomik hareketlilikte öncü rol oynayan dijitalleşmenin öneminin daha da belirginleştiği şu günlerde Türkiye’de dijitalleşmeye dair ipuçları içeriyor.

Dijital düşünme şirketi TING İstanbul, dijital dünyada başarının anahtarı olan özellikler, uluslararası ve ulusal çapta örnekler ve önerileri içeren TING Dijital Düşünme Raporu 2020’yi yayınladı. Raporda 11 farklı sektörden 102 yöneticinin görüşleriyle hazırlanan ‘Dijital Düşünme Araştırması’ da yer aldı. Bu kapsamlı raporla TING İstanbul, Türkiye’de şirketlerin dijital düşünme, strateji oluşturma ve rekabette güçlenme yolculuklarına rehberlik edecek bilgi ve verileri paylaştı.

Rapor, dijitalleşmeyi iş stratejisine dönüştürmenin kritik önemine vurgu yapıyor. Dijital Düşünme Araştırması’na göre katılımcıların yüzde 70,3’ü şirketlerinin dijitali de kapsayan bir stratejisi olduğunu belirtirken, dijitalleşmenin ana stratejileri olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 68,9. Sektörel bazda ise finansal hizmetler, teknoloji, medya ve telekomünikasyon ile tüketici ürünleri ve perakende sektörlerindeki şirketler dijital dönüşümü ana iş stratejisi olarak belirlediklerini; inşaat ve altyapı ile taşımacılık sektör temsilcileri ise dijital dönüşüm stratejileri olmadığını ifade etti.

Dijitalleşme yolculuğunda şirketlerin teknolojiyi çalışan memnuniyeti, esneklik, çeviklik, iş birliği ve iletişim gibi faktörlerle birleştirmesi ve işgücü için dijital bir deneyim yaratmaları gerekiyor. Araştırmaya katılan şirketler, bu kapsamda dijital düşünmenin bileşenlerini değerlendirdi. Buna göre, ‘ekipler arası iletişim’ ve ‘inovasyona açıklık’ (%60,9) ilk sırada yer aldı, bunları ‘ekipler arası iş birliği’ ve ‘gelişme fırsatları’ (%59,4) takip etti. Bileşenlerden en düşük oran yüzde 28,1 ile ‘çalışan memnuniyeti’ oldu. Dijitalleşmenin Türkiye’de iş yapış biçimine kazandırdığı başlıca yetkinlikler ise ‘karar mekanizmalarında veri odaklı yaklaşımları izlemek’ (%59,4), ‘katılımcı takım çalışmalarını benimsemek’ (%54,7) ve ‘çalışanlara mobil çalışma seçeneği sunmak’ (%51,6) olarak sıralandı. Her dört katılımcıdan üçü bu yetkinliklerle birlikte dijital teknolojilerden müşteri beklentilerinin daya iyi karşılanması, veri odaklı hale gelinmesi ve iş süreçlerinin kısalması ve iyileşmesi yönünde beklentileri olduğunu dile getirdi. Bu özellikleriyle dijital teknolojiler esnek, hızlı ve yaratıcı çözümlerin yaratılması ve yeni nesil iş dünyasının kurulmasında rol oynuyor.

Dijital Düşünme Araştırması aynı zamanda katılımcıların dijital dönüşümü bir fırsat olarak gördüğünü ortaya koydu (%75). Bununla birlikte yüzde 20,3’lük bir oranla katılımcılar bu sürecin birtakım riskler taşıdığının da farkında. Bu kapsamda fırsatları değerlendirmek ve riskleri yönetmek üzere şirketlerin yüzde 85,7’si dijital dönüşüme bütçe ayırıyor. Bu sürecin liderliğini ise katılımcı şirketlerde CMO (%21,6), CTO (%20,3), CIO (%15,6), CDO (%9,4) ve CEO (%7,9) üstleniyor.

“Dijital dönüşüm kalıcı bir varoluş şeklidir”

TING Dijital Düşünme Raporu 2020 ile dijitalleşme alanına rehberlik edecek bir kaynak oluşturmaya odaklandıklarını dile getiren TING İstanbul Kurucu Ortağı Can Yıldızlı; “Yeni otomasyon çağı ile birlikte dijital teknolojiler iş yapış biçimimizin ayrılmaz parçası oluyor. Hızla gelişen bu teknolojiler, bizlerin analog düşünme prensipleri yerine dijital düşünce yapılarına geçiş yapmamızın ve bu dönüşümü sürekli kılmamızın önemini ortaya koyuyor. Bu doğrultuda bizler dijital dönüşümü bir süreç olarak değil, kalıcı ve stratejik bir varoluş şekli olarak ele almalıyız. Müşteri odaklılık, hız, basitlik, deneyim, iş birliği ve uyum yeteneği gibi dijital düşünmenin temel unsurlarıyla işimizi geleceğe hazırlamalıyız. TING Dijital Düşünme Raporu 2020 de bu bakış açısının bir ürünü olarak iş dünyasında başarısı kanıtlanmış öneriler ve güncel verilerle yol gösterici bir nitelik taşıyor.

Raporumuzla birlikte sonuçlarını yayınladığımız Dijital Düşünme Araştırması da ülkemizin dijitalleşme yolculuğundaki mevcut durumuna ışık tutuyor ve bize bundan sonra atılacak adımlar için güçlü veriler sağlıyor. Örneğin; araştırmamıza göre şirket yöneticilerinin yüzde 85,7 gibi büyük bir çoğunluğu dijital dönüşüme inandığını ve desteklediğini belirtiyor. Ancak çalışanların yüzde 67,3’ü dijital dönüşüme inanıp desteklerken, yüzde 14,3 gibi önemli bir oranda çalışan ise inanmıyor, desteklemiyor ve hatta direnç gösteriyor. Şirketinin dijital stratejisi hakkında fikri olmadığını belirtenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 11. Bu, şirketlerin dijital stratejilerini yeterli ve doğru şekilde anlatmaları ve bütünsel bir yaklaşım yaratmaları hususunda bir açık olduğunun göstergesi. Dijitali bir rekabet avantajına dönüştürmenin önündeki temel engellerden biri olan bu durum için şirketlerin gerekli adımları atmaları kritik önem taşıyor. Raporumuzda detaylı öneriler ve yol haritaları ile odaklandığımız bu konularda temel olarak ise geleceğe hazır teknolojilere yatırım yapmanın ve insan odaklı, anlamlı bağlantılar yaratmanın başarının kilit unsurları olduklarına inanıyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz yenilikçi çalışmalarımızla Türkiye’nin dijital dönüşümüne olan hizmetlerimizi derinleştirmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Dijital dönüşümde başarıyı yakalayan şirketlerin üç temel özelliği

TING Dijital Düşünme Raporu 2020, ulusal ve uluslararası çapta örnekler ve araştırmalardan verilerle dijital dönüşümde başarının önündeki engelleri ve bunları aşmanın yollarını içeriyor. Bu kapsamda dijital olarak başarılı şirketlerin onları rakiplerinden farklılaştıran özellikleri ise şu şekilde açıklandı:

1. Dijital dönüşümün odağına müşteriyi almak; Dijital olarak başarıya ulaşmış şirketler yeni gelir elde etmeye, yeni müşteriler çekmeye ve yeni pazarlara açılmaya odaklanırken, geride kalanlar ise iç süreçlere ve maliyet azaltmaya odaklanır. Müşteri odaklı yaklaşım, şirketleri rakiplerinden farklılaştıracak özelliklerden biridir.

2. Dijital teknolojiyi yönetmek için işletmenin tüm birimlerini birleştirmek; Dijital dönüşüm tek bir ekibin omuzlarına yüklenemez. Şirketlerin hem tüm birimlerin dijital beklentilerini alıp değerlendirmesi ve buna göre hedefler belirlemesi hem de uygulama aşamasında tüm şirketin bu hedefleri benimseyerek desteklemesi gerekiyor. Aksi takdirde dijital dönüşüm sürecinin başarıya ulaşması mümkün olmayacaktır.

3. Doğru finansman modelini bulmak; Bir şirkette her departmanın dijital dönüşümden beklentileri ve ihtiyaçları farklı olabilir. Bu doğrultuda dijital dönüşüm sürecine geleneksel olarak kabul görmüş departmanların dışında mutlaka finans gibi departmanlar da dahil edilmeli. Böylece dönüşümün ilk aşamasından yani planlama ve strateji geliştirme aşamasından itibaren projenin fonlama modelleri oluşturulabilir.