“Türkiye, İngiltere ile imzaladığı anlaşmayla global ekonomideki ağırlığını kanıtladı”

Uzun yıllar İngiltere’de ticari girişimlerden bulunan Imtiaz Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Omar Imtiaz, yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak “İngiltere, yatırımcılar için küresel bir mıknatıs. Türkiye’de bu Türkiye’de bu mıknatısın vazgeçilmez parçası.” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan ve 1 Ocak 2021 itibarıyla devreye girecek olan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ile iki ülke arasında önemli bir ortaklığın ilk adımları atıldı. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve İngiltere Ticaret Bakanı Liz Truss'ın online ortamda imzaladığı anlaşma, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile 1995 Gümrük Birliği’nden bu yana yaptığı en önemli ticaret anlaşması olarak değerlendirildi. Brexit Anlaşması, ticarette yeni bir dönemin başlayacağı sinyallerini verirken iş insanlarından da değerlendirmeler gelmeye başladı. İstanbul merkezli yatırım butiği olarak hizmet veren Imtiaz Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Omar Imtiaz, anlaşmanın her iki ülkenin ticaret ekosistemine sağlayacağı katkılara yönelik değerlendirmelerde bulundu.

 “Sanılanın aksine Türkiye’yi bu noktaya getiren AB’ye katılım müzakereleri değil”

Avrupa Birliği (AB) katılım müzakerelerinin Türkiye’nin ekonomisinin ve iş ortamının modernleşmesinde itici güç olduğuna yönelik pek çok görüş olduğunu ancak Brexit anlaşması ile görüşün aksi yönünde bir tablo oluştuğunu söyleyen Imtiaz, “Türkiye, sağlam durma ve uluslararası ilişkilerini kendine has, büyük bir güvenle inşa etme yeteneğine sahip. İngiltere ise yatırımcılar için küresel bir mıknatıs. Öyle ki; AB’den çıkış, İngiltere’nin kabiliyetini sergilemesine ve yeni yatırımcıları çekmesine olanak tanıdı. Öte yandan İngiltere hükümeti, Brexit referandumundan önce Türkiye'nin AB üyeliğinin ana destekçilerinden ve en güçlü savunucularından biriydi. İngiltere'nin eski Başbakanı David Cameron, Türkiye'yi Avrupa'nın Orta Doğu ile bağlar kurmasına yardımcı olan “büyük bir Avrupa gücü” olarak nitelendirmişti. Şu anki Başbakan Boris Johnson, 'Geçmişte AB'nin yaptığı hatalardan birinin Türkiye'yi uzaklaştırmak olduğunu hep hissettim, ancak İngiltere Türkiye'nin üyeliğinin gerisinde kaldı' dedi. Yani bugünkü tablo, her iki ülkenin de AB ile ilişkilerinin kötüleşmesi ile mümkün oldu. Bu anlaşmaya gelinen süreçte özellikle Boris Johnson’ın ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çok ciddi katkıları var. Onlar sayesinde ikili ilişkilerde önemli bir adım atıldı.” dedi.

“Son 2 yıldır düşen ticaret hacmine nokta konuldu”

İngiltere ve Türkiye arasında önemli sayıda iş bağlantısı olduğuna ve bu bağlantıların önümüzdeki süreçte daha da artacağına değinen Imtiaz, “BP, Shell, Vodafone, Unilever (İngiltere), BAE, Aviva ve Diageo gibi şirketler başta olmak üzere bugün 2 bin 500'den fazla İngiliz şirket, Türkiye’de faaliyet gösteriyor. İngiltere'de üretilen otomotiv motorlarının üçte birinden fazlası Türkiye'ye geliyor ve birçoğu İngiltere'ye geri ihraç ediliyor. Ayrıca Türkiye, İngiltere'ye denim ve çocuk giyim dahil olmak üzere her yıl yaklaşık 2 milyar sterlin değerinde moda ve tekstil ürünü de tedarik ediyor. Ancak son yıllarda iki ülke arasında ticari ilişkilerde önemli bir gerileme meydana gelmiş, 2018’de 18 milyar 553 milyon dolar olan ticaret hacmi, 2019’da 16 milyar 312 milyon dolara geriledi. Bugün ise Serbest Ticaret Anlaşması pek çok fırsatı beraberinde getirecek. İki ülke arasındaki sınır ötesi ticaretle sınırları zorlayabileceğimiz konusunda iyimser tavırlar artarken, inovasyon, prop-teknoloji, fintech, yenilenebilir enerji ve sağlık alanlarını da daha fazla keşfedeceğimizi söyleyebiliriz. İngiltere'ye açılmayı düşünen Türk firmalarının yoğunluğu da bunu doğrular nitelikte.” ifadelerini kullandı.

 “İngiliz şirketleri ile Türk şirketlerini bir araya getirmenin tam zamanı”

Omar Imtiaz, tarifesiz ticarete odaklanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın beraberinde getireceği fırsatlara yönelik öngörülerini ise şöyle aktardı: “Bu anlaşma, tarifesiz ticarete kilitlendiği için iki ülkede başta imalat, otomotiv ve çelik endüstrilerinde, çok sayıda istihdam sağlayacaktır. Çünkü bu sektörler, özellikle İngiliz şirketlerinin küresel olarak en güçlü olduğu sektörler. Aynı zamanda İngiltere, Almanya'dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı. Bugün ise sağlık, altyapı, yenilenebilir enerji, teknoloji gibi yaratıcı endüstrilere bakmak ve savunma sanayiinin ötesinde ticareti artırmak için İngiliz imalatçılarını, şirketlerini ve ürünlerini Türk meslektaşlarıyla bir araya getirmenin tam zamanı.” dedi.

“İngiltere Türkiye’den ithalata esnek bir yaklaşım benimseyebilir”

Anlaşma kapsamında ihracatın başka bir ülkeden gelmemesini sağlamak için getirilerin menşe kriterlerine de düzenlemeler geleceğini öngören Imtiaz, “Spesifik bir örnek vermek gerekirse, AB ticaret anlaşmaları ve dolayısıyla Türk ticaret anlaşmaları, sıfır tarifeye hak kazanmak için ihraç edilen bir arabanın değerinin en az yüzde 60'ının yerel olarak yaratılmasını gerektirir. Benzer bir eşik İngiltere ile bir ticaret anlaşması için geçerli olsaydı, bu bazı Türk otomobil ihracatçıları için önemli bir sorun yaratırdı. Çünkü girdilerinin sadece yaklaşık yüzde 50'sini Türkiye'den sağlıyorlardı. Kaldı ki menşe kuralları, girdilerinin büyük bir kısmını yerel olarak sağlayan sektörler için bile zorluklar yaratma potansiyeline sahip. Bugün geldiğimiz noktada AB ile gümrük birliği nedeniyle kısıtlanan Türkiye'nin aksine İngiltere, Türk ihracatçıların sorunlarını azaltmak için tek taraflı olarak hareket edebilir. Yani İngiltere, tek taraflı olarak menşe kurallarına ve Türkiye'den ithalata esnek bir yaklaşım benimseme kararı alabilir.” diye konuştu.

 

 

B2Press’in katkılarıyla…