Atık ithalatındaki yasak, geri dönüşüm sektöründe fabrika kapattıracak

Geri dönüşüm sektörü temsilcileri, özellikle ‘karışık’ gruptaki atıkların geri dönüşümü üzerinde çok büyük bütçelerle yatırım yapan tesislerin hammaddeye ulaşmakta son derece güçlük çekeceklerinden ve altı ay içinde kapanma noktasına gelebileceklerinden endişeli…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

ZEHRA ORUÇ-BURSA

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın talebi doğrultusunda yapılan düzenlemeyle plastik atık ithalatlarında kullanılan 6 farklı GTİP kodundan “diğerleri” başlıklı ikisine yasak getirildi. Yasakların kendileriyle istişare edilmeden ve öncesinde bilgi verilmeden 1 Ocak 2021 itibariyle uygulamaya alındığını belirten sektör temsilcileri, özellikle bu gruptaki atıkların geri dönüşümü üzerinde çok büyük bütçelerle yatırım yapan tesislerin hammaddeye ulaşmakta son derece güçlük çekeceklerinden ve altı ay içinde kapanma noktasına gelebileceklerinden endişeli… Teknik mühendislik plastiklerinin ithalatının da kapsama dahil olması nedeniyle compound plastik üretimi yapan tesisler için de kapatma veya yurtdışına taşınma senaryoları çizilirken, bu bağlamda otomotiv, beyaz eşya, tekstil ve elektronik sektörlerinin hammadde tedariğinde doğrudan zarara uğrayacağı belirtiliyor. Ani karar ile hazırlıksız ve alternatifsiz yakalanan sektör temsilcileri, hammadde stoklarının birkaç ay içerisinde tükeneceğini açıklıyorlar. Yasağın sürmesi halinde mevcut tesislerin yurtdışına taşınması, yeni tesis yatırımlarını da Avrupa ülkelerine yapması gündemde. Öte yandan, geri dönüşüm sektörüne hat ve tesis imalatı yapan yerli makine sektöründe de sipariş iptalleri görülüyor.

Geçtiğimiz yıl yapılan atık plastik ithalatlarının yüzde 25-30’una karşılık gelen “diğerleri” grubundaki plastik atıkların ithalatı 1 Ocak 2021 itibariyle yasaklandı. Söz konusu yasağın sektörde özellikle 100 ila 200 milyon TL’lik ileri teknolojik geri dönüşüm tesisi yatırımı yapan pek çok işletmeyi hammadde krizine soktuğunu söyleyen Değerlendirilebilir Atık Malzemeler Sanayicileri Derneği (TÜDAM) Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Kılıç, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına söz konusu atıkları ithal edecek işletmeler için teknik kriterler getirilmesi ve ithalatların ‘özel izin’ kapsamına alınması çağrısında bulundu. Başkan Vedat Kılıç, yasakla birlikte sektörde üretimlerini karışık plastikler veya teknik plastikler üzerine kuran geri dönüşüm tesislerinin hammaddeye ulaşmada ciddi sorunlar yaşayacağının altını çizerken, “Bu durum piyasaya yaklaşık altı ay içinde sirayet eder. Yalnızca bu malzemeyi işleyecek şekilde tesis ve hat yatırımları yapan, bu bağlamda global müşterileri ile anlaşmalar imzalayan işletmelerimiz var. Çözüm bulunmazsa bu firmaların çoğu kapanacak” dedi. 

Geri dönüşüm sektörünün girdi hammaddesinin atık olduğunu ve bu atığa ulaşımın politika olarak desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Vedat Kılıç, halihazırda Türkiye’de toplanabilen tüm atıkların geri dönüştürüldüğünü söyledi. Kılıç “Karışık plastik olarak nitelendirilen atık gruplarının içerisinde çöp olduğu algısıyla hareket ediliyor ancak bu son derece yanlış bir algı. Teknolojik altyapıları güçlü tesisler, atıkları çok yüksek kapasitelerde otomatik sistemlerle türlerine ve hatta renklerine göre hatta el değmeden ayrıştırabiliyor. Bu tesislerden elde edilen en iyi kalitedeki geri dönüştürülmüş hammaddeler de; ana sanayide orijinal hammaddelere ikame veya onlarla birlikte kullanılıyor. Global markaların hemen hepsinin geri dönüştürülmüş hammadde kullanma taahhütleri açıkladığı ve tedarikçilerini bu doğrultuda zorladığı bir dönemde, yerel kaynaklardan tedarik edemediğimiz bu atıkların ithalatını engellemek, endüstrimizin rekabet gücünü zayıflatır" açıklamasını yaptı. Kılıç, yasak için ivedilikle bir çözüm bulunamaması halinde Türkiye’de atık fiyatlarında artış olacağına da vurgu yaptı.

“Sorunun çözümü ‘özel izin’ statüsü olabilirdi”

Sorunun ithalat yapan işletme kriterlerinin yeniden belirlenmesiyle çözülebileceği önerisinde bulunan Vedat Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Atıkların ithalatını yasaklamak yerine, ithal edilecek atığın türüne göre bu atığı işleyebilecek teknolojik altyapılara sahip tesislere atık ithalat izni verilmeli. 2020 yılı başında ithalat yapmak isteyen işletmeler için atık ithalatçı belgesi zorunluluğu getirildi ancak 2020 yılında hiçbir kriter sorgulanmadan 500’e yakın işletmeye ithalatçı belgesi düzenlendi. Eğer maksat işlenmesi teknolojik altyapı gerektiren atıkların ithalatını kontrol altına almak ise, işe önce bu yapıya sahip olan ve olmayan işletmelerin tespit edilmesiyle başlanmalı."

Pandemiye rağmen daha fazla ithalat yapıldı

Pandeminin ilk aylarında toplama ve geri dönüşümde durgunluk varken, bugün neredeyse pandemi öncesine döndüklerini kaydeden Kılıç, "2019’da yaklaşık 500 bin ton olan atık plastik ithalatı yaparken, 2020 yılı 11’inci ay sonu itibari ile 660 bin ton atık plastik ithal edildi. Bugün 10 milyon ton plastik hammadde tüketimimizin yüzde 87’sini orijinal hammadde olarak ithal eden bir ülkeyiz" dedi.

“145 çeşit ürün çöple aynı torbaya konmamalı…”

TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı ve Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu da, ithal atık adı altında Türkiye’ye çöp getirilmesine karşı önlem almanın doğru olduğunu ancak mühendislik plastikleri başta olmak üzere tüm atıkların aynı kefeye konmasının yanlış olduğunu belirtti. Eroğlu, şu görüşlere yer verdi: “İthal edilen toplam 150 tür plastik atık hammaddeden en çok ithal edilen polietilen, polipropilen, polisitiren, pet ve pvc’nin ayrı ayrı kodları olduğu için bu ürünlerin ithalatına dokunulmadı; ancak geri kalan 145 çeşit ürün ‘diğer’ kodu altında tasnif edildiğinden tümden yasaklandı. Bir başka anlamda çöpün ülkeye girişini engelleyelim derken ihtiyaç duyduğumuz hammaddenin ithalatını da yasakladık.”

“Yasak uygulamasında nokta atışı yapılmalı”

Yasakla birlikte ortaya çıkan sorunların çözümü için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile konuyu masaya yatırdıklarını da belirten Eroğlu, “İşi zora giren sanayicilerimizin sorunlarını detaylarıyla aktardık. Geri dönüşümle ilgili olarak Bakanlığımıza taşıdığımız sorunların adım adım çözüleceğine inanıyoruz. Önerimiz, yasak uygulamasında nokta atışı yapılmasıdır. Türkiye’de üretilmeyen veya yetersiz olan temiz atıkları ithal edip, işleyip, yeniden ekonomiye kazandırmak sorun olmamalı. Keza tüm dünyada geri dönüştürülmüş hammaddeden yapılan ürünler var. Geri dönüşüm endüstrisi tüm dünyada yükselen trend. Türkiye’de çevreye saygılı, güçlü bir geri dönüşüm endüstrisinin gelişimine ihtiyacımız var” diye konuştu.

“Politemin geri dönüşüm iş kolunu Avrupa'ya taşımak zorunda kalabiliriz”

Poliamid ve polikarbon gibi mühendislik plastiklerinin Türkiye’de üretilmemesi nedeniyle ithalata mecbur olduklarının altını çizen Politem Plastik Genel Müdürü Maryo Kaan Kohen, otomotiv, beyaz eşya ve elektronik sektörlerine yönelik mühendislik hammadde imalatı gerçekleştiren compound firmaların hammaddeye ulaşımının engellendiğine vurgu yaptı. Kohen, “Bu yasak ile nihai sektörler hem ekonomik hem ekolojik kazanımlardan mahrum kalmış olacak. Firma olarak, bu ürünü ithal getirmek zorunda olduğum için bu yasak, bir iş kolumu yüzde 100 etkiliyor. Toplam 45 bin ton işleme kapasitemizin yüzde 30’una yönelik bir etki doğuracak. Eğer yasak kaldırılmazsa mecburen politemin geri dönüşüm iş kolundaki mevcut tesisimizi yurtdışına taşıyıp, bundan sonraki yatırımlarımızı da Avrupa'ya yapacağız. Türkiye sanayisi bu yasaktan doğrudan zarar görecek. Nihai sektörlerde teknik mühendislik plastiklerinin kullanımı her geçen gün artıyor. Dünya bu yöne bakarken biz kafamızı çeviriyoruz” dedi. Maryo Kohen, “Mevzuat yeniden düzenlenmeli ve teknik mühendislik plastiklerinin endüstriyel imalat fireleri ayrı kategoride değerlendirilmeli” önerisinde bulundu.

“Stoklarımız ancak iki ay yeter”

Hür Plastik Dış Ticaret Uzmanı ve Gümrük Müşaviri Hasan Kör ise, “Atığı ayrıştırıp geri dönüştürdüğümüzde katma değerini 10 ila 20 katına çıkarabiliyoruz. İki ayrıştırma tesisimizde toplam 30 bin ton işleme kapasite ile çalışıyoruz. Bugünkü stoklarımız ile ancak iki ay idare edebiliriz. Yasak kalkmaz ise kapasitede yüzde 50 daralma yaşayacağız. Hat yatırımı ve üçüncü tesis yatırımını planlıyorduk; ancak atığa ulaşamadığımız taktirde yatırım planlarımızı durduracağız. Yeni yatırımlarımızı Bulgaristan ya da Romanya’ya yapmaya yönelebiliriz” diye konuştu. Kör, öte yandan, kendilerinin malzeme tedariki yaptığı aracı işletmelerin ellerindeki ithal atıklarda yüzde 25 ile 30 fiyatı artırdığına vurgu yaptı. Aynı zamanda orijinal hammaddede 2021 yılı itibari ile yüzde 15 ila 20 oranında artan fiyatlara da dikkati çeken Hasan Kör, “Bu yasak orijinal hammadde tedariki sağlayan firmalara yaradı” dedi.

“Tesis ve makine siparişlerinde iptaller başladı”

Geri dönüşüm sektörüne makine imalatı ve anahtar teslim pet ayıklama, çöp ayıklama, plastik, naylon film ayıklama tesisleri yapan Disan Hidrolik Makine’nin Genel Müdürü Hayrettin Can ise, ithalat yasağı nedeniyle hammaddeye ulaşamayan müşterilerinin, tesis ve makine siparişlerinin 4 ila 5 teklifi iptal ettiklerini belirtti. Söz konusu iptallerin iş hacimlerinde yaklaşık yüzde 10 ila 15’lik daralmaya sebep olduğunu kaydeden Can, “Bu karardan esas etkilenen ülkenin menfaatleri. Yasak sebebiyle tüm bu atıkları ayrıştırılmış olarak, saf halde ithal etmeye kalksak geri dönüşüm sektörü rekabet avantajını kaybeder. Genel bir yasak koymak yerine devletin, ithal edilen atığı kullanan işletmeleri denetlemesi daha doğru olacaktır. Elektrik faturalarında dahi tesisin atığı işleyip işlemediği belli oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Atık kağıt ithalatındaki %50 kota gözden geçirilmeli"

Plastik atık ithalatındaki yasağın Türkiye’nin geri dönüşümde kısa ve orta vadeli hedefleri ile örtüşmeyen bir karar olduğunu belirten TÜDAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yürekli Kağıt Genel Müdürü Ercan Yürekli de, sektörün bir başka sorununun da kağıt ithalatına yüzde 50 kota koyulması olduğuna dikkati çekti. Yürekli, “Kağıt geri dönüşüm enstitüsünü hızla büyüyen bir değer. Yıllık 4,5 milyon kapasite ile çalışıyor. 2 yıl sonraki hedef 6,5 milyon tona çıkmak ki bu 8 ila 10 milyar dolar ile karşılık buluyor. Türkiye’de evsel ve sanayi kağıt atığı ise ancak 2,5 ila 3 milyon tona kadar çıkabiliyor. TÜDAM olarak tabi ki ülkemizdeki toplama oranlarının hızla yükselmesinden ve kendi kaynaklarımızı değerlendirmekten yanayız lakin bu geçiş sürecinde sektörün hammadde ihtiyacını karşılayabilmesi için ithalata ihtiyacı var” dedi.

“Geri dönüşüm için ihtisaslaşmış organize sanayi bölgeleri tesis edilebilir”

ÇEVKO Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer de, geri dönüşüm tesislerinin kapasitelerini kullanmak için hammadde olarak plastik atıkları yurtdışından ithal etmeyi tercih etmesinin nedenlerinin araştırması gerektiğine vurgu yaptı. Plastik atıkların, ithalatla kıyaslandığında, uygun maliyette, iyi kalitede, düzenli ve yeterli miktarlarda yurtiçinden toplanıp bu tesislere sevk edilmesinde yaşanan sorunların ortaya çıkarılması gerektiğini belirten İmer, “Bu sorunların çözülmesi için gerekirse teşvikler kullanılmalıdır. Sadece plastik değil, ülke içinden toplanan tüm atıkların geri dönüşümünü arttırmak için geri dönüşüm konusunda ihtisaslaşmış organize sanayi bölgeleri tesis edilebilir. Geri dönüşüme sevk edilen malzemelerin kalite kontrolü ve standartlarının oluşturulması için ölçüm laboratuvarları kurulabilir. Elde edilen ürünlerin etkisi ve katma değeri yükseltilebilir. Üniversite-sanayi işbirliğinin arttırılarak, döngüsel ekonomi ilkelerine uygun sistemlerinin kurulması için alt yapıların oluşturulması ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Öte yandan, toplama-ayırma ve geri dönüşüm lisansı verilmesi aşamasında, tesislerin sahip olması gereken teknik yeterlilik ve alt yapı konusunda standartların geliştirilmesi ve bu standartların uygulanması sektörün sağlıklı gelişimine katkı sağlayacaktır” dedi.