10 °C

Biyoçeşitliliği korumak, gıda ve enerjinin dönüşümü ile mümkün

Biyoçeşitliliğin korunması için adil bir kaynak yönetiminin tesis edilmesi gerektiğini söyleyen WWF uzmanları, ekonomik sistemin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtiyorlar. Dikkat çektikleri nokta ise, bu süreçte enerji ve gıda sektörlerinin dönüşümünün kritik bir öneme sahip olduğu.

Biyoçeşitliliği korumak, gıda ve enerjinin dönüşümü ile mümkün

Didem ERYAR ÜNLÜ

2010 Ekim ayında Japonya’nın Nagoya kentinde gerçekleştirilen BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (BÇS) 10. Tarafl ar Konferansı’nda 2011-2020 yılları arasının Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Onyılı olarak ilan edilmesine karar verildi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2011-2020 Biyoçeşitlilik Onyılı ilan edildi.

Sözleşme’nin 10. Taraflar Toplantısında 2020 yılına kadar dünyada biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması amacıyla Biyoçeşitlilik Stratejik Planı ve Aichi Hedefl eri olarak anılan 2020 Biyoçeşitlilik Hedefleri kabul edildi.

Bugün geldiğimiz noktada ise önlemler hala yeterli değil ve harekete geçilmediği takdirde, 2020’ye kadar dünyadaki omurgalı hayvan nüfusunun yüzde 67’si tamamen yok olabilir.

Doğal Hayatı Koruma Derneği (WWF) Genel Direktörü Marco Lamberdini, "Dünyadaki canlı yaşamını yok oluşa sürükleyen en büyük tehditlerin başında habitat kaybı ve bozulması geliyor. Yani, insan etkisinden bahsediyoruz. Biyoçeşitliliği kaybedersek doğal dünya düzeni ve yaşam destek sistemleri çöker” diyor.

2020 Biyoçeşitlilik hedefleri neler?

► Hedef 1: İnsanlar biyoçeşitliliğin değerinden ve onu korumak ve sürdürülebilir bir şekilde kullanmak için atmaları gereken adımlardan haberdardır.

► Hedef 2: Biyoçeşitlilik değerleri, ulusal ve yerel kalkınma ve fakirliğin azaltılması stratejilerine ve planlama süreçlerine entegre edilmiştir.

► Hedef 3: Sübvansiyonlar dahil olmak üzere, biyoçeşitliliğe zarar veren teşvikler, olumsuz etkileri en aza indirgemek veya önlemek için, ortadan kaldırılmış, aşamalı olarak azaltılmış veya düzeltilmiştir.

► Hedef 4: Hükümetler, iş çevreleri ve her seviyede ilgi grupları, sürdürülebilir üretime ve tüketime erişmeye yönelik adımlar atmış veya bunun için planlar uygulamıştır ve doğal kaynakların kullanım etkilerini güvenli ekolojik sınırlar içinde tutmuştur.

► hedef 5: ormanlar dahil tüm doğal habitatların kaybedilme hızı en azından yarıya indirilmiştir.

► hedef 6: tüm balık ve omurgasız stokları ve sucul bitkiler, sürdürülebilir, yasaya uygun ve ekosisteme dayalı yaklaşımlar uygulanarak yönetilmekte ve hasat edilmektedir.

► hedef 7: tarım, kültür balıkçılığı ve ormancılık uygulamalarına maruz alanlar, biyoçeşitliliğin korunması sağlanarak, sürdürülebilir bir şekilde yönetilmektedir.

► hedef 8: artık bitki besin maddesi dahil olmak üzere kirlilik, ekosistem işleyişi ve biyoçeşitlilik için zararlı olmayan seviyelere taşınmıştır.

►hedef 9: yabancı yayılımcı türler ve giriş yolları belirlenmiş ve önceliklendirilmiştir,

► hedef 10: İklim değişikliğinden veya okyanus asitlenmesinden etkilenen mercan resifl eri ve diğer hassas ekosistemler üzerinde çoklu insan kaynaklı baskılar en aza indirilmiştir.

► hedef 11: başta biyoçeşitlilik ve ekosistem hizmetleri açısından özel öneme sahip alanlar etkin koruma tedbirleri altındadır.

► hedef 12: tehdit altında olduğu bilinen türlerin yok olması önlenmiştir

► hedef 13: sosyo-ekonomik ve kültürel değere sahip diğer türler de dahil olmak üzere, kültür bitkilerinin, çiftlik hayvanlarının, evcil hayvanların ve bunların yabani akrabalarının genetik çeşitliliği idame ettirilmektedir ve genetik erozyonun an aza indirilmesine ve genetik çeşitliliğin korunmasına yönelik stratejiler geliştirilmiştir ve uygulanmaktadır.

► hedef 14: temel hizmetleri sağlayan ekosistemler, kadınların, yerli ve yerel toplulukların, fakirlerin ve savunmasızların ihtiyaçları hesaba katılarak, restore edilmiştir ve korunmaktadır.

► hedef 15: ekosistem dirençliliği ve biyoçeşitliliğin karbon stoklarına katkısı, bozulmuş ekosistemlerin en az yüzde 15’inin restorasyonu dahil, restorasyon ve koruma yoluyla artırılmıştır.

►hedef 16: genetik kaynaklara erişim ve bunların kullanımından doğan faydaların eşit ve adil paylaşımı hakkında nagoya protokolü yürürlüğe girmiştir ve ulusal mevzuatla uyumlu bir şekilde işlevseldir.

►hedef 17: her bir taraf ülke, etkin, katılımcı ve güncel ulusal biyoçeşitlilik stratejisi ve eylem planını geliştirmiş, politika aracı olarak onaylamış ve uygulamaya başlamıştır.

► hedef 18: yerli ve yerel toplulukların biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı ile ilgili geleneksel bilgilerine, yeniliklerine ve uygulamalarına ve biyolojik kaynakların geleneksel kullanım şekline itibar edilmektedir.

►hedef 19: biyoçeşitlilik konusunda bilgi, bilimsel temel ve teknolojiler geliştirilmiştir, yaygın olarak paylaşılmaktadır, transfer edilmektedir ve uygulanmaktadır.

►hedef 20: 2011-2020 biyoçeşitlilik stratejik planının etkin uygulanması için mali kaynakların harekete geçirilmesi, mevcut seviyeye göre önemli ölçüde artırılmalıdır.

Hayvanların normal yok olma oranı 10 bin kat arttı

BM tarafından belirlenen bu hedeflerin en geç 2020 yılına kadar hayata geçirilmiş olması gerekiyordu. Bugün WWF uzmanlarının verdiği bilgiye göre, insan faaliyetlerinin doğaya verdiği zarar, dünya genelinde biyoçeşitliliği azaltıyor ve birçok canlı türünü yok olma tehlikesiyle karşı karşı bırakıyor. Daha önce yeryüzünde yaşayan canlı türlerinin yüzde 99,9'u şu anda yok olmuş durumda. WWF uzmanları, bugüne kadar yeryüzünde toplamda ne kadar canlı türünün yaşadığını bilmenin mümkün olmadığına işaret ederek, bu yüzden tam olarak ne kadar türün yok olduğunu hesaplamanın zorluğuna dikkati çekiyorlar. Ancak yok olma oranının her yıl yüzde 0,01 olduğunu kaydeden uzmanlar, dünyada 100 milyon farklı canlı türü olduğu varsayılırsa bu yok olma oranıyla birlikte her yıl 10 bin canlı türünün yok olduğunu belirtiyorlar. Yok olma riski taşıyan canlı türleri ve biyoçeşitlilik unsurları dağlar, ormanlar, göller, denizler, bitkiler ve nesli tükenmekte olan hayvanlar olarak sıralanıyor. WWF'nin iki yılda bir yayımlanan ve sonuncusu 2016'da çıkan Yaşayan Gezegen Raporu'na göre, 1970 ile 2012 yılları arasında hayvan nüfusu yüzde 58 azaldı. BioScience dergisinin 2016 yılında yayımladığı özel sayıda, aralarında kaplanların da bulunduğu etobur büyük memeli hayvanların yüzde 59'unun, otoburların da yüzde 60'ının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu kaydediliyor. En fazla büyük hayvan çeşidini barındıran Sahra Altı Afrika ve Güneydoğu Asya bölgesinde ise durumun ciddiyetini koruduğu belirtiliyor. Yok olma tehlikesi taşıyan hayvanlar arasında filler, goriller, kaplanlar, akbabalar, gergedanlar, kutup ayıları ve bazı balık türleri bulunuyor. Ancak insanlar tarafından çok fazla bilinmeyen birçok hayvanın da neslinin tükenmekte olduğu belirtiliyor. Bu türler arasında "markhor" olarak adlandırılan bir tür keçi, dev çin semender balığı, golyat kurbağası, addaks antilopu, "kayıp nehir remorası" olarak bilinen bir tür balık, Ganj timsahı, gooty örümceği gibi hayvanlar yer alıyor.

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.