Biyogaz teknolojisi enerjiyi çöpten kurtaracak

Türkiye’nin biyogaza yeterli ilgiyi göstermediğini söyleyen Burak Başeğmezler, “2017 yılındaki 292 milyar kilovatsaatlik elektrik tüketiminin yüzde 12’sine denk gelen bir enerjiyi kullanmıyor adeta çöpe atıyoruz” diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

DİDEM ERYAR ÜNLÜ

Sanayileşme, artan nüfus, dijitalleşme ve bireysel teknoloji kullanımının hız kesmeden yaygınlaşması gibi nedenlerle dünyanın enerjiye duyduğu ihtiyaç her geçen gün artıyor. Doğal kaynakların ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılama konusunda yetersiz kalması ise sektörün yönünü yenilenebilir enerjiye çeviriyor. Hayvansal ve organik atıklardan elde edilen biyogaz, ekonomik ve çevreci özellikleri ile olduğu kadar kırsal kalkınmaya doğrudan etki eden bir çözüm olarak da dikkat çekiyor.

Biyogaz teknolojisi hem organik kökenli atık/artık maddelerden enerji elde edilmesine, hem de atıkların toprağa kazandırılmasına imkan veriyor.

Türkiye’de biyogaza dönüştürülebilecek atık miktarı Avrupa’daki pek çok ülkeden fazla. Teksan Jeneratör Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burak Başeğmezler’in dediği gibi, “Ülkemizin sahip olduğu biyogaz potansiyeli Ege Bölgesi’nin geçen yıl tükettiği elektrik miktarına eşit. Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarının yıllık elektrik üretiminin iki katından fazla. Sadece Keban Barajı’nın yedi katı. Kullanılmayan bu potansiyel ile her yıl 5 milyar TL havaya uçuyor.”

Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımları artarken, biyogaz henüz yeterli ilgiyi görebilmiş değil. Burak Başeğmezler şu bilgileri veriyor: “Potansiyelimizin benzer olduğu Almanya’da 11 bin adedin üzerinde biyogaz tesisi varken ülkemizdeki biyogaz tesis sayısının iki haneli rakamlarda olduğu görülüyor. Almanya’da 2016 yılında biyogaz ile üretilen 37 milyar kilovatsaatlik elektrik, aynı dönemde Türkiye’de tüketilen elektriğin yaklaşık yüzde 13’üne denk geliyor.”

49 ilin yıllık elektrik tüketimine eşit enerji çöpe gidiyor

Başeğmezler’in verdiği bilgiye göre, sahip olduğumuz biyogaz potansiyeli ile yıllık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretmek mümkün. Bu rakam Türkiye’nin en büyük ikinci sanayi bölgesi Ege’de geçen yıl tüketilen elektriğe eşit. Şöyle diyor Başeğmezler: “Biyogaz tesisleri ile elektriği kullanmadığımız kaynaklardan üretebilme imkanımız var. Ülkemizin sahip olduğu yıllık biyogaz potansiyeli 35 teravatsaat (35 TWh) yani 35 milyar kilovatsaat (35 milyar KWh) gibi çok yüksek bir seviyede. Türkiye’nin 2017 yılındaki 292 milyar kilovatsaatlik elektrik tüketiminin yüzde 12’sine denk gelen bir enerjiyi kullanmıyor, adeta çöpe atıyoruz. Kullanmadığımız biyogaz potansiyeli ile her yıl 5 milyar TL havaya uçuyor. Fırat Nehri üzerinde yer alan Keban, Karakaya ve Atatürk hidroelektrik santrallerinin 2016’da ürettikleri toplam elektrik enerjisi 16 milyar 798 milyon kilovatsaat olmuş. Yıllık biyogaz potansiyelimiz bu üç barajın ürettiği elektriğin iki katından daha fazla. Sadece Keban Barajı’nın yedi katı elektrik enerjisinden bahsediyoruz. Bu rakam aynı zamanda Türkiye’nin 49 ilinin 2017 yılındaki toplam elektrik tüketimine eşit. Örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Üstelik biyogaz tesislerinin istihdama sağlayacağı tahmin edilen katkı da hem imalatçılar hem de işletmeciler düşünüldüğünde çok yüksek. Öyle ki, benzer potansiyele sahip olduğumuz Almanya’da sektörün istihdam ettiği kişi sayısı 40 bin. Ayrıca bu tesisler organik atıklar ve hayvan dışkısını enerjiye dönüştürerek çevreye zarar vermelerini de önlüyor.”

Atık su ve hayvansal atıklardan biyogaz

Türkiye’de çok güçlü biyogaz potansiyeli olmasına rağmen sağlıklı çalışan biyogaz tesisi sayısının az olduğuna dikkat çeken Başeğmezler, “Potansiyelimizin benzer olduğu Almanya’da 11 bin adedin üzerinde biyogaz tesisi varken ülkemizde yaklaşık 50 biyogaz tesisi bulunuyor. Bu sayının artması ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağlayacaktır. Yurtdışından hazır getirilen fikir ve projeler yerine, ülkemize uygun altyapı ile tesis kurulması önem taşıyor. Bu konuda ihtisas sahibi kurumun belirlenmesi ve proje denetimi, takibi ve danışmanlığı konusunda yetki verilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Tesislerde çalışacak kişilerin de çalışacakları alanda eğitim almaları şart. Bu noktada belirlenecek kurumlar tarafından eğitim ve sertifikalandırma sürecinin devreye alınması bir çözüm olarak ortaya çıkıyor. Biz Teksan Jeneratör olarak sürdürülebilir çözümler noktasında çalışmalar hayata geçiriyoruz. Atık su ve hayvansal atıklardan elde edilen biyogaz ile çalışan kojenerasyon sistemleri kurduk. Yakın tarihte yerli motorlar ile küçük ölçekli biyogaz tesislerine kojenerasyon sistemleri sağlamaya da başlayacağız” diyor.

Bu konularda ilginizi çekebilir