Dijitalleşme geleneksel şirketleri dönüştürmeli

Uzun zamandır teknoloji sektöründe profesyonel yönetici olarak çalışan Serdar Urçar, artık birçok şirkette dijital dönüşüm projelerine öncülük ediyor. Serdar Urçar, Türkiye’deki hızlı dönüşümün ancak büyük şirketlerin bu işi ajandalarına almaları ile sağlanabileceğini söylüyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

MURAT YILDIZ

Dijital Dönüşüm son yıllarda en çok konuştuğumuz başlıklardan biri. Ancak Türkiye’de özellikle KOBİ segmentinde bu alanda hızlı bir gelişim yok. Teknoloji sektöründe uzun yıllar profesyonel olarak yöneticilik yapmış, küresel teknoloji şirketlerinin Türkiye ofislerini yönetmiş olan Serdar Urçar, bilgi birikimini kurumsal dönüşüm alanında kullanmaya başladı. Serdar Urçar ile hem Türkiye’deki dijital dönüşüm ajandasını hem de gerçekleştirdiği projeleri konuştuk.

Türkiye’de uzun zamandır dijital dönüşüm konuşuyoruz. Bu işi tetiklemek ve hızlandırmak için ne yapılması gerekiyor?

Türkiye’nin dijital ekonomiye dönüşmesi için öncelikle Türkiye’nin uzun süredir faaliyette olan, daha geleneksel iş yapan köklü şirketlerinin dönüşmesi gerekiyor. Bu şirketler dönüşüp, daha yenilikçi işler yapmaya başladıklarında Türkiye ekonomisi de daha yenilikçi bir ekonomi olabilir. Start-Up ekonomisi her ülke için önemlidir elbette. Bu şirketlerin sayılarının artması ve desteklenmesi elbette önemli. Ancak ekonomide hızlı bir canlılık için büyük kurumların da bu yeniliğe kaydırılması, daha yenilikçi ve yaratıcı insan kültürüne sahip olmaları çok önemli. Çünkü halen ekonominin ana motorunu bu devasa kurumlar oluşturuyor. Eğer ana motoru doğru yönlendiremezsek, bu motorun etrafında gelişen küçük yapılar istikameti belirlemede çok daha ez etkili olabilir.

Çoğu zaman dijitalleşme ve dijital dönüşüm karıştırılıyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Kurumun stratejisini, organizasyonel yapısını, iş yapış biçimini ve mutlaka iş kültürünü değiştirmek ve bunları yaparken dijital araçları kullanmaya dijital dönüşüm diyoruz. Öte yandan herhangi bir iş sürecini, kâğıttan dijitale aktarmak ise dijitalleşmedir. Tüm dijitalleşme süreçleri dijital dönüşümün bir parçası olabilir ancak dijital dönüşümün kapsamı çok daha geniştir. Bizim Türkiye’de ihtiyacımız olan şey ise aslında kurumsal zihniyetin dönüşümüdür. Elbette günümüzde bunu yaparken dijital araçları kullanıyorsunuz ve bunu dijital dönüşüm olarak isimlendiriyoruz.

Anadolu’da amiral gemisi kurumlar alt ekosistemlerine ciddi etki edebiliyorlar. Dijital Dönüşüme bu şirketlerden başlamak, onlara hizmet ve ürün sağlayan şirketlerin dönüşmesinde de bir domino etkisi yaratabilir mi? Bu açıdan Index Grup’da yaptığınız işi de biraz anlatır mısınız?

Index Grup sektörünün lideri ve sektöründe rekabeti de belirleyen bir şirket. Binlerce bayi ve iş ortağına sahip bir grup. Index Grup içerisinde yapılan her türlü değişim anında binlerce şirkete etki edebilecek bir değişimi de beraberinde getirebiliyor. Index Grup, benim profesyonel iş yaşamımda yıllardır iş ortağı olarak çalıştığım şirketlerden biri. Yine Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ile de uzun zamana dayanan bir dostluğumuz var. Teknoloji sektöründen bir liderin, TÜSİAD gibi bir kurumun başına geçmiş olması da Türkiye’nin teknolojik dönüşümü açısından büyük bir şanstır. Erol Bilecik şu anda dijitalleşmeyi Türkiye’nin ana ajandasına koymak için ciddi olarak uğraş veriyor. Aynı zamanda Index’in dijital dönüşümü konusunda da ciddi planları var. Bu planlar kapsamında ben de dönüşümün hedefl eri, yolu ve içeriği konusunda danışmanlık veriyorum.

Şirketlerde bu dönüşüm IT yöneticilerden bekleniyor. Ancak burada bir sıkıntı var. Sizce sorun nereden kaynaklanıyor?

Bugünkü teknoloji yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu teknolojik formasyona sahip kişiler. Dönüşüm projelerinde ya işin içine sokulmuyorlar ya da kendileri bu işin içine girmek istemiyorlar. Bu da şu sonucu doğuruyor; teknoloji çoğu zaman şirketlerin işleyişindeki bir operasyonel destek birimi olarak kalıyor. Burada asıl mesele, teknolojiyi alıp, aynen bir girişimci gibi işin içine gömebilen ve diğer iş birimleri ile aynı dili konuşabilen birisi gerekiyor. Bu kişiye CDO yani Chief Digital Off icer diyoruz. Bu durumda şu soru akla geliyor, dijital dönüşüm tamamlandığında ne olacak? Bu yüzden CDO görevinin geçici bir rol olduğunu düşünüyorum. Bundan sonraki süreci yine geleneksel yöneticiler devam ettirecektir.

Danışman değil “CAS A Service”

Danışmanlık titri aslında yaptığımız işi tam olarak karşılamıyor. Yıllarca profesyonel yaşamda biriktirdiğimiz tecrübeleri aslında bir başka kuruma servis olarak veriyoruz. Buna teknoloji dünyasının tabiri ile CAs A Service diyebiliriz. Ben Index Grup’da bu kapsamda dışarıdan CDO olarak görev yapıyorum. Bu anlamda yalnızca akıl verip, raporlar oluşturmak değil, C seviyesindeki bir yönetici gibi elimi taşın altına da koyuyorum.

Dış akıl kullanmada işlerin kolaylaştığını görebiliyoruz

Dijital dönüşüm, ya da sizin dediğiniz gibi kurumsal zihniyet dönüşümünde şirket içinde birçok sıkıntı çıkabiliyor. Şirketlerdeki dönüşüm stratejilerine dışarıdan bir danışmanın etki etmesinde daha büyük sorunlar olabiliyor mu?

Şirketlerdeki bu tarz dönüşümlerde başarı yakalanmak isteniyorsa genelde demokratik çözümler işe yaramıyor. Bu tarz kapsamlı dönüşümlerde tepedeki karar alıcıların yani yönetişim kurulunun işin arkasında durması ve bunu tüm organizasyona hissettirmesi gerekiyor. Bu başlangıç noktası. İkincisinde ise bir yönetişm modeli oluşturmaktır. Index Grup içerisinde dönüşümü yönetecek bir yürütme kurulu oluşturduk. Türkiye’de halen danışmanlık fikrine karşı bir tutuculuk devam ediyor. Ancak Türkiye’de şirketler büyümede zorluk yaşadıkça, ekonomi olgunlaştıkça ve yenilik ihtiyaçları arttıkça şirketlerde dış akıl kullanma ihtiyacı da giderek artacaktır. Türkiye’nin en büyük şirketlerinde bu anlamda bir sorun yok. Onların bir altındaki şirketlere baktığımızda da dış akıl kullanma konusunda artık işlerin biraz daha kolaylaştığını görebiliyoruz.