21 °C

İşletmelerde erişilebilir ölçek REKABET GÜCÜ yaratıyor

BESEL danışmanı S. Sabit DURLANIK, “Yerelden küresele ilerlerken iç yapılanmayı güçlendirmek çok önemli bir adımı oluşturuyor” diyor.

İşletmelerde erişilebilir ölçek REKABET GÜCÜ yaratıyor

RÜŞTÜ BOZKURT

Ülkemizde orta ölçek firmaların “yerelden küresele geçiş sürecinde beklentilerini” merak ediyoruz. Çorlu’ da Besel firmasındayız. S. Sabit Durlanık, E.Alper Toker ve Serkan Güler’den bilgi edinmek istiyoruz.

S.Sabit Durlanık eski hesap uzmanı. Besel’e katılımı meslek nedeniyle olmuş. Danışmanlık yapıyor. Baba ve oğulun kurduğu Besel’e kendi uzmanlık alanında destek oluyor. Firma sahibi ve yöneticilerinin enerjisi ile yetkinlikleri ilgisini çekiyor. Firma 2008’de Çorlu’ya taşınıyor; 2015 sonrasında hızla büyüyor.İşin ölçeği büyüyünce tabandan gelen kurucu aile bireyleri, “Bu iş boyumuzu aşıyor” diye düşünmeye başlıyor. Daha eskiden tanıştıkları arkadaşı E. Alper Toker’i yanına ortak alıyor. Eğitimli biri; Boğaziçi Üniversitesini bitirmiş. Bu eğitimli katılımla birlikte Besel dışa yönelik gelişmeyi gündemine alıyor: Şirketin ithalat ve ihracatında gelişme hızlanıyor.

Dışa açılmanın yollarından biri fuarların izlenmesi. Bu yerelden küresele taşınma başlangıçta el yordamıyla oluyor. 2014 sonrasında geleneksel alışkanlıklarla kurulan mevcut yapının dışa ve dünyaya açılmak için yeterli olamayacağının farkına varıyorlar. Daha önce yaşanan 2008 krizi "parayı yönetmenin" önemi kavratıyor. Finansal açıdan zor günler yaşanıyor; bankalarla bir dizi sorunu çözmek için zaman ve enerji harcanıyor.

S. Sabit Durlanık, "Hesap uzmanlığı, YMM’lik ve ABD’de finans yüksek lisansı birikimlerimi Besel ile paylaşmaya karar verdim" diyor. Sonra ekliyor: "Büyümenin finansmanla desteklenmesi gerektiğini biliyorum. İşin bütçe disiplini gerektirdiğinin iyice farkındayım. İyi işleyen bir muhasebe sisteminin işin temeli olduğu çok açık. Finansal tabloları hazırlamak ve şirket ortaklarının önüne koymak ise daha da önemli. Bilgi işlem altyapısını ihtiyaca göre ayarlamak gerekiyor”.

Sözün kısası, küçük ölçekli ve el yordamıyla yönetme anlayışını, analizle yönetme aşamasına taşımak gerekiyor. Şirket sahiplerine yeni yapılanma ihtiyacını önermek ve ikna etmek de önemli bir başka adım. Zaruretler maharet yaratıyor.

Şirket sahipleri önerileri adım adım benimsiyor. Muhasebe işletmenin olduğu yere taşınıyor. Yeni bir program satın alınarak kayıt sistemi oturtuluyor. Bilanço ve gelir tablolarının bağımsız denetçilere sunuluyor. Bu gelişmeler S.Sabit Durlanık’ı firma sahipleriyle daha yakın, daha içice çalışma noktasına taşıyor.

S. Sabit Durlanık’ ın anlattığı gibi söylersek, bir geleneksel işletmeyi, kendi içinde kurumsallaştırma, yerelden küresele taşımanın adımlarını atmada başkalarının yaşadıklarını Besel de yaşıyor.

Serkan Güler’in (Fabrika Direktörü) katılımı iç yapılanmayı güçlendirme, dışa açılmanın ihtiyaçlarını doğru yanıtlamada güçlü bir destek sağlıyor. Görev tanımları yapılıyor.

Organizasyon şemaları çıkarılarak, yetki ve sorumluluklar belirleniyor. Bilgi-işlem sistemine yatırım yapılıyor. Bilgi-işlem alt yapısı için 100 bin dolarlık yatırım yapılıyor. Üretim sistemi ile muhasebe sistemi entegre ediliyor. Üretim takip sistemi işler hale geliyor.

Her değişmenin destekçileri kadar direnenleri de olur. Besel de dikensiz gül bahçesinde değil. Direnmeler oluyor.

E. Alper Toker (Şirket Genel Müdürü), “Küçük ölçekten orta ölçeğe, yerelden küresele geçiş her zaman elimizi taşın altına koymayı gerektiriyor. Kurumsal firmalarda çalıştım. Kurumsallığın fayda ve sakıncalarını biliyorum. Burada da elimi taşın altına koydum. Önce 40-50 kişi iken her şeyi kendimiz yapıyorduk. Ölçek büyüdü, ekiple yapmak zorundayız" diyor. Değerlendirmesini sürdürüyor: "Belli bir ölçekten sonra kurumsallaşmak şart.”

Toker, esnek ambalaj sektörüne girdiklerini anlatıyor. Ürettiklerinin yarısından çoğunu ihraç ettiklerini belirtiyor. En önemli müşterilerinin Almanya olduğunu, Suudi Arabistan, Romanya, Güney Afrika, Kanada, ABD ve Meksika’ya kadar ihracat yaptıklarını belirtiyor.

Besel firması esnek ambalaj, kablo, baskı, havalandırma için folyo film üretimi alanlarında çalışıyor.

Bütün canlılar gibi iş yerleri de zaman içinde değişerek gelişiyor. Gelişme aşamalarına baktığımızda Besel’in de benzer yolları izlendiğini anlıyoruz:

• Kablo kullanımı ağırlıklı üretimi, esnek ambalaj sektörüne dönüşüyor. Havalandırma ikinci sırada yerini alıyor.

• Müşteriler geri dönüşümlü çözümler bekliyor. Sektörde ana eğilimi geri dönüşüm oluşturuyor.

• Plastik hammadde ve alüminyum folyo üreticileri çok büyük ölçekli; baskı oluşturabiliyorlar.

• Girdi alınan ve girdi verilen firma ölçekleri çok büyük. Hem alıcı hem satıcı tarafından baskı var.

• Ortak alım ile fiyat avantajı yaratma sektörümüz için uygulanabilir değil.

• Birim pakette kullanılan, ambalaj malzeme miktarı azalıyor. Ürünler daha az birim ağırlıklı ama talep edilen birim sayısı da artıyor.

• Ciddi Ar-Ge yatırımlarına ihtiyaç var. Yerelden küresele yönelmiş bir şirketin ne gibi deneyimler yaşadıklarını da öğrenmek istiyoruz. Son dönemlerdeki hamlelerle kazanılan performansı da değerlendirmelerini istiyoruz. Deniyor ki:

• Şirketin ciro hedefi önümüzdeki 3 yıl içinde 300 milyon dolara ulaşmak.

• İthalatı kontrollü (anti damping, ek vergi), hammaddeden imal edilen mamullerin ithalatında herhangi bir önlem yok. Tarife içi ve tarife dışı korumacılık rekabette eşitliği bozuyor.

• Net döviz katma değerini yükseltmek zor… Girdi bağımlığı azaltılmalı.

• Plastik hammadde yetmiyor. Petrol bağımlılığı nedeniyle temel hammadde sorunları var.

• İhracatta kârlılıklarımız iç piyasadan daha yüksek…

• Gençler ara elaman olmak istemiyor, istihdamda zorlanıyoruz.

Sektörde tam yetkili olsaydınız , hangi önlemleri alırdınız?

-Yönetimde üretim odaklı ve insana yatırım yapan uygulamaları öne çıkarırdım.

-Diplomatik ilişkilerin ekonomik ilişkilerin önünü açmasını sağlardım.

-Tunus ve Cezayir gibi ülkeler “Türkiye” ye yüzde 15 vergi koyuyor. Önlemeye çalışırdım.

-Teşvik sistemi: Alan seçer, seçici olur, anlaşılır ve kolay uygulanabilir olmasına özen gösterirdim.

-OSB’lerin “endüstri bölgesi” haline getirilmesini sağlardım. OSB’leri gerçek anlamda girişimcilerin yönetmesini sağlardım.

-İmar planları ve yollar: Belediye ve merkezi yönetimin yol sorununu çözerdim (Çorlu I.OSB)

-Çevre arıtma sistemleri ve diğer sorunların kolektif çözülmesini sağlardım.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.