İyi ki doğdun Pera Müzesi!

Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından kurulan Pera Müzesi 16. yılını kutluyor. 12 bin parça eseri barındıran koleksiyonlar, 100’den fazla uluslararası sergi, 500’den fazla etkinlik ile bugüne dek fiziksel ortamda 2 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın “Oryantalist Resim”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ve “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyonlarını sergilemenin yanı sıra, dünyanın önde gelen sanat kurumlarıyla işbirliği yapan Pera Müzesi, ülkemiz ve dünya sanatının önemli sanatçılarını ve koleksiyonlarını 16 yıldır kesintisiz olarak sanatseverlerle buluşturuyor. Müze, sanatla yakından ilgilenen ve yıllar içinde büyük bir tutkuyla, birbirinden değerli üç önemli koleksiyon oluşturan rahmetli Suna Kıraç ve eşi İnan Kıraç’ın, kızları İpek Kıraç’la birlikte kurdukları vakıf bünyesinde faaliyet gösteriyor. Beyoğlu’nda, tarihi Bristol Oteli’nin bulunduğu yerde, Pera Müzesi için yeniden inşa edilen ve otelin 19. yüzyıla ait Art Deco cephesini taşımaya devam eden bina, bugün çağdaş ve donanımlı bir müze işleviyle sanatseverlere hizmet veriyor.

Rembrandt’dan Picasso’ya

Pera Müzesi, bir yandan Vakıf koleksiyonları ekseninde gerçekleştirdiği sergi ve etkinliklerle Türkiye’nin kültürel değerlerine ışık tutarken, diğer yandan süreli sergilerle Jean Dubuffet, Henri Cartier-Bresson, Rembrandt, Niko Pirosmani, Josef Koudelka, Joan Miró, Akira Kurosawa, Marc Chagall, Pablo Picasso, Fernando Botero, Ikuo Hirayama, Frida Kahlo, Diego Rivera, Goya, Alberto Giacometti, Grayson Perry, Cecil Beaton, Sergey Parajanov gibi usta sanatçıların yapıtlarını ülkemiz sanatseverleriyle buluşturdu.

Özalp Birol

Müzenin yöneticisi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol, “Pera Müzesi’nin kapılarını açtığımız ilk günden itibaren önceliğimiz, sahip olduğumuz değerleri kamuyla paylaşmak ve kültür bilincini gelecek kuşaklara aktarmak oldu” diyor ve ekliyor:

“Bunun için popüler değil kalıcı olanı tercih ediyor; yalnızca bir müze olarak değil, kültür ve sanatın farklı alanlarını kucaklayan ve izleyiciyle buluşturan bir platform olarak geleneği gelecekle bütünleştirmeye özen gösteriyoruz. Çocuklara, gençlere, yetişkinlere, huzurevlerine, özel eğitim öğrencilerine, öğretmenlere yönelik programlarımızı, öğrenme etkinliklerimizi de, sanatı daha erişilebilir ve kalıcı kılan yayınlarımızı da, film gösterimlerinden söyleşilere ve konserlere uzayan geniş açılımlı kültür ve sanat programlarımızı da en az sergilerimiz ve koleksiyonlarımız kadar önemsiyoruz.”

Birol, dijital platformlarda Türkiye’deki müzeler arasında öncü konumda yer alan Pera Müzesi’nin, pandemi sürecinde, var olan bu altyapıya yeni ve yaratıcı etkinlikler ilave ederek sanatseverlerle iletişimini kesintisiz biçimde sürdürdüğünü vurgulayarak şunları söylüyor:

“Sanatın, dijital teknolojilerle, belli bir ölçüde de olsa, duvarların ötesine taşınıp daha geniş kitleleri kucaklayabileceğini pandemi sürecinde gördük. Örneğin bu son dönemde, yalnızca YouTube’da, 10 yıllık toplam izlenme sayımızı tek bir yılda yakaladık. Sergilerimiz ve etkinliklerimiz bir yılda 1 milyon kez izlendi ve YouTube’da toplam izlenme sayımız 2 milyonu aştı. Pera Müzesi Öğrenme Programları ise evde eğitim sürecinin devam ettiği bu dönemde 15 binden fazla çocuğu ve yetişkini sanal turlar ve atölyeler aracılığıyla sanatla buluşturdu. Yine bu son dönemde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen bir projeye katkıda bulunuyor, çocuklara, öğretmenlere ve gönüllü eğitmenlere yönelik çok sayıda çevrimiçi sergi turu ve etkinlik düzenliyor, her sergi için müfredata uygun öğretmen rehber kitapçıkları hazırlıyoruz. Bunu gerçekleştiren tek müze olduğumuzu gururla söyleyebilirim.”