Müthiş bir emek ve bilgi birikimi: Hisart Canlı Tarih Müzesi

Hisart Canlı Tarih Müzesi kelimenin tam anlamıyla çılgın bir proje. Tarihi eserlerin yanı sıra o dönemleri betimleyen diorama ve mankenleriyle teknoloji ve sanatı bir araya getiren, gerçekliğin sınırlarını zorlayan bir harikalar ülkesi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Görülmeden, gezilmeden anlaşılamayacak özel bir müzeden söz etmek istiyorum bu hafta... Yeri Kâğıthane’de. Kapısında şöyle yazıyor: “Hisart Canlı Tarih Müzesi”. Ve en son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim, daha merkezi bir noktada daha geniş bir alanı çok, ama çok hak ediyor.

Müzenin kapısından girer girmez başka bir dünyaya geçiyorsunuz. Kurucusu Nejat Çuhadaroğlu. Çuhadaroğlu Şirketler Grubu’nun binasının restore edilmesi sonrasında Mayıs 2014’te açılmıştı. Amaç, tarihimizin eşsiz mirasını ve bu mirasın kayıp halkalarını gün yüzüne çıkarmaktı.

Gidince göreceksiniz, kelimenin tam anlamıyla çılgın bir proje. Birçok nadide eserin aralarında bulunduğu parçaların yanı sıra tarihin ilgili dönemlerini betimleyen diorama ve mankenler yer alıyor. Teknoloji ve sanatı bir araya getiren, gerçekliğin sınırlarını zorlayan bir harikalar ülkesi.

Sanat ve tarih tutkunu bir işinsanı

Çuhadaroğlu Alüminyum Yönetim Kurulu Başkanı, Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi’nin kurucusu Nejat Çuhadaroğlu Amerika’da eğitim görmüş başarılı bir işinsanı. Türklerin Asya günlerinden başlayan yolculuğunun bugüne, dünyamızın yarınlarına dek canlandırıldığı bu müzeyi oluşturmuş. Çok küçük yaşlarından itibaren çamurdan, hurda parçalarından, çeşitli nesnelerden askerler yapmış, ordular kurmuş, köyler inşa etmiş. Daha sonra plastik uçak ve tank maketleri de yapmaya başlamış. Nejat Bey bu maket, model üretim merakını müzede kurduğu atölyede bizzat yaptığı diaromalar ile sergi salonlarına taşımış. Müthiş bir emek ve bilgi birikimi gerektiren bir çalışma… Hayallerinin peşinde koşmak ve başarmak, ne güzel bir duygu…

Müzeden seçmeler

Birçok silah ve özel aksesuarın yanı sıra örneğine az rastlanır eserlerden olan özellikle üzerinde Anadolu Selçuklu Devleti damgası bulunan kılıçlar, gürz ve balta, 18’inci yüzyıl başına ait tek örnek olan Zülfikar ağızlı Türk palası, Yıldırım Bayezid tuğralı kılıç, çelik üzerine altın sıvama yapılmış miğferler, cellat palası ve Osmanlı ordusunun çeşitli dönemlerine ait askeri ekipmanlar da müzede yer alanlar arasında. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün üç ayrı savaşta giydiği kıyafetler gerçeğine sadık kalınarak birebir yapılmış ve Atatürk modelleri üzerinde sergileniyor. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin lider isimlerinden Enver Paşa’ya ait, kendisinin torunlarından temin edilmiş gerçek üniformalar da bulunuyor. Kılıçlar, miğferler hepsi birer sanat eseri ve hepsi gerçeği gösteren eserler.

Savaş tarihinin son bin 500 yılını anlatan müzede, Roma İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu, Kurtuluş Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşları, Körfez Savaşı, Kıbrıs Barış Harekâtı gibi dünya tarihinin oluşumuna yön veren birçok medeniyet ve olaya ait askeri ve etnografik eserler de yer alıyor.

1 Şubat’ta yeniden

Pandemi nedeniyle bir süredir kapalı olan Hisart Canlı Tarih Müzesi, 1 Şubat 2022 tarihinden itibaren yenilenen sergi salonları ile kapılarını yeniden ziyarete açıyor. Bu kapsamda Nejat Çuhadaroğlu’nun ev sahipliğinde özel bir davet verildi. Davette, Hisart Canlı Tarih Müzesi Kültür Yayınları’nın ikincisi ve kendi kategorisinde en kapsamlı eser olan “Osmanlı İmparatorluğu Askeri Kıyafetleri 1826-1922” kitabının lansmanı da gerçekleştirildi.

Nejat Çuhadaroğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin’in aralarında bulunduğu konuklarına önce müzenin bir bölümünü gezdirdi, burada sergilenen objeleri tek tek anlattı.

Nejat Çuhadaroğlu

Nejat Çuhadaroğlu kitap lansmanı öncesinde bir konuşma yaparak şunları söyledi:

“Müzemizde bin 500 yıllık bir tarihe ışık tutmaya çalışırken amacımız, özellikle gençlerimizin, kültürümüze, medeniyetimize sahip çıkması ve gelecekte de bunu yaşatmaları için onları cesaretlendirmek. Biliyoruz ki, tarihini bilmeyen, geleceğini doğru kuramaz. Tarih, matematik, fizik, kimya kadar önemli bir bilim dalıdır. Çünkü tarih, hafızadır. Hafıza, o insanın yaşanmışlığı, eğitimi, tecrübelerin toplamıdır. Bunlara sahip olmayan insan geleceğini göremez ve kişisel gelişimini tamamlayamaz. Tarihin doğru öğrenilmesi noktasında da müzemizin yanı sıra yayınlarımızla da hizmet vermeye devam ediyoruz. Kıymetli yazarımız Kadir Türker Geçer tarafından kaleme alınan ‘Osmanlı İmparatorluğu Askeri Kıyafetleri 1826-1922’ kitabının da yayınlarımız arasında yer aldığını büyük bir gururla size duyurmak isterim. Tarihin doğru öğrenilmesi ve doğru kaynaklara ulaşılması açısından eşsiz bir eser olduğu kanaatindeyiz. Gençlerin doğru tarih bilgisine erişimini sağlamak amacıyla da çalışmalarımız her geçen gün artarak devam edecektir. Yaklaşık iki senedir pandemiden dolayı müzemiz kapalıydı. Şubat ayı başında tekrar ziyaretçilere açılacak. Pandemi dönemini biz avantaja çevirdik. İki sene boyunca müzemizi yeniledik."

Müzeyi kat kat gezdim

Müzeyi gezebilmek için özellikle etkinliğin başlangıç saatinden epey önce gittiğim için kat dolaştım:

Zemin katta; Osmanlı Devleti’nin dönemler boyunca geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik değişimleri gösteren birçok özel aksesuar bulunuyor. Büyük Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu’na ait eserlerle başlayan katta, Anadolu Selçuklu Devleri ve III. Selim’e kadarki Osmanlı Devleti dönemine ait eserler sergileniyor. Eşi benzeri olmayan Anadolu Selçuklu dönemi kılıcı, giyen padişahı koruduğuna inanılan tılsım gömlek, Osmanlı dönemi cellat palası, Avrupa ve Anadolu topraklarında kullanılan tabancalar (içlerinden birinin yedi namlusu var!) gürz ve baltalar bu eserler arasında. Buranın hemen altında İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların avcı uçağı Messerschmittlerin sayılı örneklerinden biri sergileniyor. Nejat Bey, uçağın restorasyonunu boyasını kendi yapmış.

Müzenin 1. katında ağırlıklı olarak Osmanlı Devleti eserleri bulunuyor. III. Selim döneminden başlayan eserler 1900’lerin başına kadar geliyor. Bu kısımda dönemi kronolojik olarak yansıtan oldukça değerli kılıç, tabanca, sancak ve kıyafetler yer alıyor. Nadir bulunan 18. yüzyıl Zülfikar ağızlı Türk palası da yine bu katta sergileniyor.

Osmanlı Devleti son dönemi

2. katta Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine ait eserler yer alıyor. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve bu savaşa bağlı olarak Çanakkale ile Doğu cepheleri (Sarıkamış) bu katın konuları arasında. Bu kısımda Atatürk’ün üç ayrı savaştaki kıyafetlerini birebir yapılmış Atatürk modelleri üzerinde görmek mümkün. Ayrıca önemli savaş sahneleri tasvir eden dioramalar, silahlar ve kostümler ziyaretçilerin ilgisini çekecek diğer vitrinler.

3. katta I. Dünya Savaşı’nın son dönemlerini ve Kurtuluş Savaşı mücadelesini konu alan eserler yer alıyor. Ayrıca II. Dünya Savaşı’nın ilk dönemlerine ait pek çok eser ve diorama da yine bu katta.

4. katta ise II. Dünya Savaşı’na ışık tutan eserler sergileniyor. Ayrıca bu katta Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, Kıbrıs Barış Harekâtı, Körfez Savaşları gibi yakın sayılabilecek önemli savaşlara ait eserler de bulunuyor.

5. katta müzenin yönetim departmanları ve Nejat Çuhadaroğlu’nun atölyesi bulunuyor.

Kafeterya altıncı katta. Farklı bir tasarım anlayışıyla hazırlanan bu kat, kafeterya özelliğinin yanı sıra bir sergileme alanı olarak da kullanılıyor. Gladyatörler, Vikingler, Korsanlar gibi tarihin ilgi çekici unsurları ve Indiana Jones, Yüzüklerin Efendisi, Yıldız Savaşları gibi ses getiren Hollywood yapımlarından sahnelerin canlandırıldığı diorama ve figürler bu katta sergileniyor.

Yazımın başında da söylediğim gibi anlatımlarla, fotoğraflarla ifade edilemeyecek bir müze. Geniş bir zaman ayırın, eminim pişman olmayacaksınız.