15 °C

Nasreddin Hoca’nın kentinde…

Kiraz bahçelerinin arasından (meşhur Napolyon kirazı) geçerek ulaşılıyor Akşehir’e. Bir yanı, 1960’lı yıllardan beri ağaçlandırılmış, şimdi yemyeşil çamlarla kaplı Sultan Dağları’na yaslı. İçinden şırıl şırıl Tekke Çayı geçiyor… Ovası yemyeşil…

Nasreddin Hoca’nın kentinde…

“Akşehir’in dağları / Yeşildir ovaları / Şırıl şırıl akıyor / Ne tatlıdır suları / (…) / Mevlâm beni kavuştur / Güzelim Akşehir’e.”

Biz de yıllar sonra yeniden kavuştuk Nasreddin Hoca’nın şehrine… Konya Ovası’nın vahalarından birisi Akşehir. Kiraz bahçelerinin arasından (meşhur Napolyon kirazı burada yetişiyor) geçerek ulaşılıyor. Bir yanı, 1960’lı yıllardan beri ağaçlandırılmış, şimdi yemyeşil çamlarla kaplı Sultan Dağları’na yaslı. İçinden şırıl şırıl Tekke Çayı geçiyor… Ovası yemyeşil…
Ne yazık ki, Nasreddin Hoca’nın yoğurt çaldığı gölün o güzelim sazlıkları, sazan ve turna balıkları yok olmak üzere. Gerçi, Pazar günleri kurulan harika pazarındaki tezgâhlarda görmek mümkün; ama, yerel yemeklerden balık çorbası, patatesli sazan balığı pek pişirilmiyor. Göl balıklarının yumurtasından yapılan tarama bir zamanlar şehrin lokantalarında servis edilirdi, artık bulunmuyor. Bulunsa da Akşehir Gölü’nden değil…

Dünyanın ortası Akşehir’de

Akşehir deyince Nasreddin Hoca akla geliyor. Kendi adını taşıyan mezarlıkta yatan Hoca’nın ilk inşa edilen türbesinin her tarafı açıkmış ve kıble tarafındaki kapısının üzerinde bir asma kilit varmış. Şimdi türbe parmaklıklarla çevrili, II. Abdülhamid zamanında bu hale dönüştürülmüş.
Nasreddin Hoca’nın türbesi, dünyanın tam ortasında! Bunu tespit eden bir de taş yerleştirilmiş… Üzerine çıkıp fotoğraf çektirmek mümkün. Peki, niçin dünyanın ortası… Fıkra şöyle:
Nasreddin Hoca'ya “Hocam, dünyanın ortası neresi?” diye sormuşlar. Hoca, bastonunu yere vurmuş; “işte burasıdır” demiş. Soruyu soranlar “Nasıl olur Hocam?'' deyince Hoca da ''İnanmazsanız ölçün!'' diye cevap vermiş.

6 bin yıllık kent

Akşehir, o zamanki adlarıyla Thymbrion, Philomelium (Bal Sevenler Kenti) ya da Arapların söylediği gibi Belde-i Beyza… Kimler gelmemiş ki bu topraklara, M. Ö. 4 bin yıllara dayanan bir yerleşimi var, Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular… Selçuklularla birlikte Akşehir-Aksar denilmeye başlanmış.

Akşehir’de, tescilli 154 Selçuklu eseri bulunuyor. 6 yüzyıl Osmanlı hakimiyetinde kalıyor, Osmanlı kültürü ve geleneği kesintisiz sürdürülüyor.
Cumbalı tarihi Akşehir evleri, Arasta Çarşısı, Takkasızlar Konağı, Ulu Cami, Ermeni Kilisesi ve Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nin de yer aldığı ilçede bulunan üç müze, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı. Safranbolu evlerine benzeyen kendine özgü mimarisi ile Akşehir evleri görülmeye değer.

Kurtuluş Savaşı’nda önemli merkez

Ders kitaplarından ve şehrin ana caddelerinden birine heykeli dikilen Akşehirli Tarık Buğra’nın romanlarından biliyoruz ki Akşehir, Millî Mücadele’de de önemli bir rol oynamış. Kurtuluş Savaşı sırasında 1921’de Akşehir’e gelen karargâh komutanlığı, o günkü belediye binasına yerleşmiş. Çalışmalar, Büyük Taarruz için 1922 yılına kadar bu binada yürütülmüş, planlar orada yapılmış. Bu çalışmaların sürdüğü yaklaşık dokuz buçuk aylık dönemde Mustafa Kemal Paşa, birçok kez Akşehir’e gelerek yapılanları denetlemiş, hazırlıkları yönlendirmiş.

Kemal Tahir’in Devlet Ana’sında da geçiyor Akşehir. İlk sayfasında Nâzım Hikmet’in dedesi Akşehir Kaymakamı Mehmet Nâzım Paşa’nın bir dizesi var:
“Be biz Osmanlılarız bizde adam çok bulunur.”

Tarık Buğra’nın doğduğu yer

Çünkü, Osmanlı’nın Akşehir üzerinde etkisi önemli ve çok sayıda “adam” yetiştirmiş. Şair Cemal Süreya, bunlardan birisi olan Tarık Buğra’nın portresini çizerken de Akşehirliliğini ön planda tutuyor:
“Tarık Buğra, Mukaddesatçı da değil. Irkçı da değil. Nasıl bir sağcı. Konyalı kişi kendi ilini Selçukya olarak görür; yalnız Cumhuriyeti değil, Osmanlı’yı da tanımaz. Osmanlı katılığını özleyen kadife Selçuklu’dur” diyor.

Akşehir, İpekyolu üzerine kurulmuş olmanın avantajlarını da kullanarak kültür coğrafyamızın maddi ve manevi zenginliklerini günümüze kadar yaşatmış şehirlerimizden biri. Gezmekte, yerel lezzetlerini tatmakta fayda var.

Zengin yemek kültürü

Akşehir, zengin yemek kültürüne sahip. 1891 yılından beri hizmet veren ve bugün, 5. kuşak tarafından işletilen Lezzet Kebap’ta kuzu etinden yapılan tandır kebabı ve etli ekmek; ardından 1883’ten bu yana aynı yerde tatlılarını satan Helvacı Necmi’de yenilecek helvalar, şehrin lezzetlerinden ipuçları taşıyor… Coğrafi işarete sahip olan Akşehir kirazından yapılan kiraz lokumu ve peynir baklavası da tadılması gerekenler arasında…

Şehrin tepeden seyredilebileceği Hıdırlık’a çıkan yol üzerindeki Akşehir Evi’nde o dönemin ruhunu hissetmek ve peynir baklavasını denemek mümkün…

Nasreddin Hoca Şenlikleri

Akşehir’de, 60 yıldır Temmuz aylarında, seneler önce birçok kez katıldığım Nasreddin Hoca Şenlikleri düzenleniyor. Uluslararası boyutta karikatür ve fotoğraf yarışmaları da gerçekleştiriliyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap