22 °C

Sagalassos’ta hayat, yüzlerce yıl sonra yeniden başlayacak

Geçtiğimiz günlerde Sagalassos’taydım… 2005 senesinden bu yana Koç Topluluğu enerji şirketlerinden Aygaz’ın ana sponsor olduğu kazılarda, ayağa kaldırılan Antoninler Çeşmesi’nden sonra, 9 yıl içinde önemli yol kat edilmiş olduğunu gördüm…

Sagalassos’ta hayat, yüzlerce yıl sonra yeniden başlayacak

“Yazın tozların pudra, kışın çamurların krem olduğu yollardan geçip varmıştık dağların tepesindeki antik kente… 9 yıl önceydi. 4,5 metre yüksekliğindeki şelaleden akan suyun sesi, önündeki havuzdan gelen serinlik, bütün yorgunluğumuzu almıştı. Yaklaşık 28 metre boyunda, 9 metre yüksekliğinde bir çeşmenin oluğundan geliyordu sular… Zaman bilincimiz kaybolmuş gibiydi; bin 800 yıl öncesinde hissetmeye başlamıştık kendimizi” (https://www.dunya.com/kose-yazisi/bir-cesme-basi-macerasi/450189) diye anlatmaya başlamıştım geçtiğimiz Cuma günü Odak’ta… 9 yıl öncesinin anılarıydı dile getirmeye çalıştıklarım… Ayağa kaldırılarak tekrar suyla buluşturulan Antoninler Çeşmesi’nin açılışı nedeniyle gitmiştim Sagalassos antik kentine…

9 yıl sonra

Geçtiğimiz günlerde yeniden, ancak bu kez sağanak yağmurlarla serinleyen Sagalassos’taydım… 2005 senesinden bu yana Koç Topluluğu enerji şirketlerinden Aygaz’ın ana sponsor olduğu kazılarda, Antoninler Çeşmesi’nden sonra, 9 yıl içinde önemli yol kat edilmiş olduğunu gördüm… 2011 ile 2017 yılları arasında ise MÖ 2. yüzyıl – MS 7. yüzyıl arasında inşa edilmiş olan 3 bin 500 metrekare alana sahip Yukarı Agora’daki anıtsal yapıların restorasyonu gerçekleştirilmişti. Son sekiz yılda, Yukarı Agora’nın dört köşesinde yer alan yaklaşık 11 metre yüksekliğindeki dört onursal sütun ve agoranın giriş-çıkışlarını sağlayan üç anıtsal kapının ayağa kaldırılmasından sonra, antik kentin merkezi, mimari ve kentsel açıdan daha fazla bütünlük kazanmıştı.

Agoradaki büyük yapıların restorasyonlarının tamamlanmasının ardından, 2018 yılından itibaren çalışmalarda ağırlık zemininin restore edilip korunmasına verilmişti. Bu çalışmalar tamamlandığında, uygarlık tarihi içinde pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Sagalassos, çeşitli konser ve sanat etkinliklerinin sergilenebileceği bir yapıya da kavuşmuş olacaktı. Sagalassos’ta hayat, yüzlerce yıl sonra yeniden başlayacaktı…

Bütün bu güzel haberleri, Sagalassos Kazı Başkanı Prof. Dr. Jeroen Poblome’dan, antik kentin hemen girişinde barkovizyon gösterisi yapılan, kentin maketinin bulunduğu, yanında bir de kafenin yer aldığı binada öğrendim… Terasından ovayı seyretmenin keyfi ayrı, içerde Ağlasunlu Birsen Hanım’ın hazırladığı yerel lezzetleri, yörenin kirazı ve kavununu yemek ayrı bir keyif oldu…

Aygaz Genel Müdürü Gökhan Tezel

Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle, Belçika’nın Leuven Üniversitesi öncülüğünde yürütülüyor. Sagalassos’ta Aygaz Genel Müdürü Gökhan Tezel’in konuklarıyız. Tezel, Anadolu'nun tarihi zenginliğinin gün ışığına çıkarılmasına ve bu eşsiz kültürel mirasın gelecek nesillere ve dünyaya yeniden kazandırılmasına büyük önem verdiklerini söylüyor. Yıllardır süren titiz çalışmalarla tekrar faaliyete geçen Antoninler Çeşmesi’nin yanı sıra çalışmaların sürdüğü diğer alanlarda çeşitli eserleri dünya mirasına katmanın heyecanı içinde olduklarını belirten Tezel, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İlk yerleşim izleri milattan önce 4200 yıllarına kadar uzanan Sagalassos’ta, kentin sembolü olan görkemli Antoninler Çeşmesi’nin restorasyonuna 14 yıldır destek veriyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izinleri doğrultusunda kazı ve restorasyon çalışmalarına desteğimiz devam ediyor.

Tekrar suyla buluşturduğumuz Antoninler Çeşmesi’ni, 2010 yılında, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katıldığı bir törenle açtık. Ardından, çeşmenin bulunduğu Yukarı Agora’daki restorasyon çalışmalarına destek verdik. 3.500 m² alana sahip Yukarı Agora’daki anıtsal yapıların restorasyonu gerçekleştirildi. Bugün, alanın dört köşesinde yer alan onursal sütunlarla agoranın giriş-çıkışını sağlayan üç anıtsal kapının daha ayağa kaldırmış olması çok sevindirici. Böylece, antik kentin merkezi, mimari ve kentsel açıdan daha fazla bütünlük kazandı. Diğer taraftan, Sagalassos Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığımızla işbirliği içinde Sagalassos-Ağlasun kültürel ve doğal peyzajını Dünya Mirası Kalıcı Listesine katmak için çalışmalara devam ediyoruz.”

Prof. Dr. Jeroen Poblome

Sagalassos, ilk olarak 1990 yılında arkeolog Prof. Dr. Marc Waelkens tarafından keşfedildi. Çeşmenin açılışında da o vardı. 2013’te emekli oldu. Bugün Kazı Başkanı olan Prof. Dr. Poblome ise sanıyorum onun yardımcısıydı. O da 1991 yılından bu yana kazı ekibinde yer alıyor. 2014’te kazı başkanlığına atandığını belirten Poblome şunları söyledi:
“Kentin anıtsal merkezinin büyük bir kısmı ortaya çıkmış durumda. Yukarı ve Aşağı Agora etrafında gelişmiş olan Sagalassos kent merkezinde anıtlar toprak altında iyi korunmuş durumda bulundu. Geçen 20 yılda, özgün yapı taşları kullanılarak bazı anıtların yeniden ayağa kaldırılması sağlandı. Yukarı Agora’nın kuzey kenarında yer alan Antoninler Çeşmesi de bu yapılardan biri. MS 160-180 yıllarına tarihlenen anıtsal çeşmenin onarımını Aygaz’ın katkılarıyla gerçekleştirdik.

Arkeolojik kazılara, kentin en eski kamusal yapılarından biri olan ve Yukarı Agora’nın doğu kenarında yer alan Pazar Binası’nda, yine Agora’nın güneybatısında yer alan kentin belediye idare binası olan Prytaneion’da ve Yukarı Agora’ya çıkan ana cadde üzerinde devam ediyoruz. Cadde kazıları tamamlanınca, ziyaretçiler Yukarı Agora’ya kentin özgün ana caddesinden yürüyerek yaklaşacak ve restore edilmiş anıtsal agora kapısından girebilecek. Bu sezon Sagalassos’un en eski tapınaklarından olan Dor Tapınağı’nda ve Yukarı Agora Döşemesi’nin seçilen noktalarında tarihleme yapmak amacıyla kazılar da gerçekleştiriyoruz.

Yukarı Agora civarına odaklı bu çalışmaların amacı tarih boyunca Sagalassos’ta toplumun ve yerleşimin kentselleşme süreçlerini, geçirdiği sosyal, politik, ekonomik, dini değişimini gözler önüne sermesini hedefliyoruz. Orta vadede hedef ise, kentin yukarı kısmında kazı ve araştırmalar yaptıktan ve onarım çalışmalarını tamamladıktan sonra daha geniş alanı ziyarete açmak. 2019 sezonunda İmparatorluk Dönemi’ne ait Roma hamamı kompleksinde de onarım çalışmalarına devam ediyoruz. Kentin aşağı kısmına hakim olan yapı 5.000 metrekareden büyük bir alan kaplıyor. 1990’lardan beri kazılarda çalışan Ağlasunlu kazı şefleri ve konservasyon ustalarının yanı sıra, ekibe yeni katılan ve işin inceliklerini öğrenen gençlerle de birlikte burada olmaktan son derece mutluyum.”

Sagalassos caddelerinde

Konuşmalardan sonra bilgilerle donatılmış bir biçimde yağan sağanağa aldırmadan kendimizi antik kentin caddelerine vurduk. İlk durağımız, Roma hamamıydı. Burada, toprak altından günyüzüne çıkan yapıların doğa koşullarından gördüğü zarar konuşuldu; önlemlerden söz edildi. Ardından, hamamın en altına inildi. Buradaki kemerlere dikkat çekti kazı başkanı; bu işçiliğin günümüzde de sürdürülmesi, unutulmaması gerektiğini söyledi. Gerçekten de görülmeye değerdi. Bir güzel haber, önümüzdeki dönemde buranın, hamam ile birlikte ziyarete açılacağıydı…

Daha sonra Yukarı Agora’ya doğru tırmanırken 9 yılda çok yol alındığını gözlerimle de gördüm… Antoninler Çeşmesi’nin bulunduğu alanın zemini de düzeltilecekmiş. Kazının farklı bölgelerdeki görev yapanlar bize agorayı ve yapılan çalışmaları neredeyse adım adım briefler vererek anlattılar. O gün toplanmış dağ kekiklerinin sıcak suya batırarak hazırladığımız çaylarımızı yudumlarken hemen önümüzdeki İskender Tepesi’nin hikâyesini de öğrendim. İskender MÖ 333’te bu tepedeki savaştan sonra Sagalassos’u ele geçirmiş; asırlar sonra üzerine inşa edilen Bizans kalesinin yakılması ile de 13. yüzyılda kalan son nüfus, toplu olarak yöreyi terk etmiş…

Kazı Evi’nde

Sagalassos gezimizin ikinci gününde Aygaz Pazarlama ve İnovasyon genel müdürü Rıdvan Uçar, Kurumsal iletişim müdürü Fulya Kanbek ve Kurumsal İletişim Sorumlusu Aslı Biber ile birlikte Kazı Evi’ni ziyaret ettik… Sagalassos proje ekibinde değişik ülkelerden öğrenciler, stajyerler, genç ve kıdemli araştırmacılar bulunuyor. Ağlasunlular da kazıda emeklerini koyarak ve alanlarında uzmanlaşarak önemli bir destek veriyor. Ekipte çok farklı dallardan uzmanlar yer alıyor: Arkeolog, mimar, mühendis ve konservatörlerin yanı sıra seramik, cam, kemik, sikke gibi farklı arkeolojik malzemelerin uzmanları, fotoğrafçılar, jeofizikçi ve topograflar, bilgisayar uzmanları, jeomorfolog, jeolog, antropolog ve DNA uzmanları, biyolog, palinolog ve arkeozoologlar çalışıyorlar…

Kazı evinde kentin kuruluşundan Osmanlı dönemine kadar ele geçirilen eserlerden oluşan bir serginin önünde; buluntulardan yola çıkılarak kentin tarihi uzmanlarınca anlatıldı. Bu arada, o sabah bulunan ve MÖ 2 ya da 3. yüzyıla tarihlenen şans ve talih tanrıçası Thyke başı ise günün sürprizi oldu… Poblome, “taze taze, bu sabah çıktı” diyerek üzerindeki kadife örtüyü açıp heykeli bize gösterdi.

Burdur Müzesi

Kazı evinden bilgilerimiz daha da artmış, donanımlı bir biçimde Burdur Müzesi’ne hareket ettik. Sagalassos kazısında ele geçirilenleri ve Cuma günkü yazımda anlattığım boyları 70 cm’yi bulan Hadrian ve Marcus Aurelius heykel başlarını gördük. Müzede de Prof. Dr. Jeroen Poblome bize eşlik etti ve eserleri, tek tek anlattı…

Müzeden ayrılırken taşın şiirinin peşinde bıkmadan, usanmadan koşmaktan hiç yorulmadığımı, yorulmayacağımı bir kez daha hissettim. Arkeoloji bilimi ile uğraşanların sabır ve sebatlarına, büyük uğraşlarına bir kez daha hayran oldum… Aygaz’a 14 yıldır aralıksız bu projeye destek verdiği için teşekkür ettim… Ben de burada binlerce yıl öncesinin hikâyelerinden bir tutam anlatabildiysem ne mutlu bana…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap