Finansal yeniden yapılandırmada küçük model: Dar geliyor, az uygulanıyor
2021’de belirlenen toplam 100 milyon TL’lik mali borç sınırı, o dönemin kurlarıyla yaklaşık 11,5 milyon dolara karşılık geliyordu. Aynı dolar karşılığının bugün TL değeri yaklaşık 544 milyon TL. Mali borç limiti 100 milyon TL hiç değişmedi ve kapsadığı işletme kitlesi giderek küçüldü.
CENGİZ GÖĞEBAKAN - ALİ TAŞDEMİR (Optimum Mali Ve Operasyonel Yönetişim Hizm. A.Ş)
Finansal Yeniden Yapılandırma sisteminin temel amacı; geçici ödeme güçlüğüne giren, gelir ve giderleri arasında vade uyumsuzluğu yaşayan işletmelerin kredilerinin yapılandırılması suretiyle, faaliyetlerini sürdürebilmelerine imkan sağlayarak, borç ödeme kabiliyetini geliştirenlerin tasfiye edilmeden, ekonomiye kazandırılmalarını sağlamaktır.
Bu tüm ekonomik unsurların ortak hedefi olmalıdır. Zira, yaşatılabilecek işletmelerde, gerekli iyileştirmelerin yapılmaması nedeniyle tasfiye olmalarına yol açılması yalnızca ortakların ve bankaların sorunu değildir: Üretimin, istihdamın, vergi gelirinin, tedarik zincirinin ve ticari güvenin birlikte kaybıdır.
Türkiye Bankalar Birliği tarafından hazırlanan ve mali kesimin büyük kısmının imzalayarak katıldığı FYY - Küçük Ölçekli Uygulama da bu anlayışın ürünüydü. Ancak yaygın sayıdaki küçük işletmelerin nakit akım uyumsuzluğunu giderip borç ödeme gücünü geliştirirken, tüm tarafların çıkarını gözeterek kurulan bu model, bugün hem parasal sınırı hem de işleyişi bakımından güncellemeyi bekliyor.


2019’da 25 milyon TL, 2021’de 100 milyon TL
FYY’nin bugünkü yasal zemini, 19 Temmuz 2019’da yayımlanan 7186 sayılı Kanun’un 17’nci maddesiyle Bankacılık Kanunu’na eklenen Geçici 32’nci maddeye dayanıyor.
O tarihte, bankalar ve diğer mali kurumlara 25 milyon TL’nin altında kredi borcu bulunan şirketler (FYY Çerçeve Anlaşması tarihindeki USD karşılığı yaklaşık 4 milyon dolar, enflasyona göre eskalasyon yapılırsa bu tutar 250 milyon TL’yi bulmaktadır) FYY - Küçük Ölçekli Uygulama kapsamında yapılandırılırken, 25 milyon TL ve üzerinde borcu bulunanlar ise FYY - Büyük Ölçekli Uygulama kapsamında değerlendiriliyordu.
Ekonomik gelişmeler üzerine, Temmuz 2021’de çerçeve anlaşmaları revize edildi ve FYY- Küçük Ölçekli Modelin uygulama sınırı, mali kuruluşlara olan borç toplamı 25 milyon TL’den 100 milyon TL’ye çıkarılarak, 8 Temmuz 2021 tarihli FYY Çerçeve Anlaşması imzalandı. (imza tarihi itibariyle olan 100 milyon TL yaklaşık 11.5 milyon dolara denk geliyordu.)
2021’de yapılan bu artış doğruydu çünkü ekonomik gerçeklik, bu süre içinde 25 milyon TL’lik sınırı aşındırmıştı. Ancak aynı güncelleme refleksi sonraki yıllarda gösterilmedi. Böylece, 2021’de küçük ve orta ölçekli işletmeler için anlamlı olan 100 milyon TL, günümüze değin hiç güncellenmeyerek, bugün çok sayıda işletmeyi modelin dışında bırakan sembolik bir rakama dönüştü.
2021’deki 100 milyon lira neden artık 100 milyon lira değil?
Rakamın reel hayattaki karşılığını görmek için karmaşık bir modele ihtiyaç yok. Son Çerçeve Anlaşması’nın tarihi olan 8 Temmuz 2021’de TCMB’nin ABD doları döviz satış kuru 8,6813 TL idi. Buna göre 100 milyon TL, yaklaşık 11,5 milyon dolara karşılık geliyordu.
TCMB’nin son açıklanan 24 Temmuz 2026 tarihli gösterge niteliğindeki dolar satış kuru 47,2497 TL. 2021’deki yaklaşık 11,5 milyon dolarlık karşılığı bugüne taşıdığımızda 544 milyon TL civarında bir tutara ulaşıyoruz.
Burada bir enflasyon hesabı değil, yalnızca döviz kuru üzerinden bir karşılaştırma yapıyoruz, TL enflasyonuna göre yapılan eskalasyona göre tutar yaklaşık 750 milyon TL olarak hesaplanabilecektir.
Sonuç olarak 2021’den beri hiç güncellenmeyen FYY-Küçük Model’in 100 milyon TL’lik eşiği ekonomik gerçeklikle bağını kaybetmiştir.
Şu kritik soruyu sormak zorundayız: 2021’de küçük ölçekli sayılan ve 11,5 milyon dolar karşılığı TL borç taşıyan bir işletme, aynı ekonomik büyüklüğünü koruduğu hâlde, bugün neden FYY - Küçük Model’in dışında kalsın?
Fyy küçük model rasyonel araçlar içeriyor
2021 tarihli FYY Çerçeve Anlaşmasıyla düzenlenen ve hala geçerli olan Küçük Model- finansal ölçek açısından küçük - kompleks olmayan işletmelerin, geçici nakit açıklarından kaynaklanan finansal yeniden yapılandırılma ihtiyaçlarına; daha kısa sürelerde, sabit parametre alternatifleri içeren, tüm taraflar için rasyonel kural setlerine dayanarak yapılandırılmalarına imkan sağlayabilen bir altyapıdır.
İşletmeler en büyük ilk üç alacaklı mali kuruluştan birini başvuruyor. Alacak tutarı bakımından üçte iki çoğunluk alacaklı kuruluşun olumlu görüşü sağlandığında sözleşme kurulabiliyor; bu çoğunluğun kabulü, çerçeve anlaşmasını imzalamış alacaklıların tamamını bağlıyor. 10 iş günü içinde görüş bildirmeyen alacaklı kuruluşun görüşünün olumlu kabul edilmesi de süreci hızlandırmayı amaçlayan önemli bir düzenleme.
Ayrıca yapılandırma seçenekleri, vade ve faiz oranları konusunda da Küçük Modelin son derece esnek bir yapısı var. Yukarıda vade ve faiz oranı seçenekleri yer almaktadır. Aslında tam bir kazan / kazan durumu sözkonusu.
Sorun aracın yokluğu değil, aracın çalıştırılmamasıdır...
Buna rağmen uygulama rakamları Küçük Model’in ne kadar sınırlı kullanıldığını gösteriyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin Haziran 2026 tarihli FYY Aylık Rapora göre 2019 -Haziran 2026 tarihleri küçük ölçekli uygulamada kapsama alınan firma sayısı kümülatif olarak 108 adet ve yapılandırılan firma sayısı ise yalnızca 48 adet. Yapılandırılan borç tutarı ise 840 milyon TL’de kalmış durumda.
Bu tablo, Türkiye’de finansal sıkıntı yaşayan küçük ve orta ölçekli işletme sayısının az olduğunu değil; modeli uygulamaya ihtiyacı olan işletme hedef kitlesine ulaşılamadığını düşündürüyor.
Küçük modelin uygulanmasının önündeki, en büyük engel kuşkusuz 2021 yılından beri değiştirilmeyen 100 milyon TL sınırıdır.
İlk yapılması gereken, 100 milyon TL’lik sınırı bugünün ekonomik gerçekliğine taşımaktır. Yalnızca dolar kuru karşılığı esas alındığında dahi yaklaşık 544 milyon TL’ye ulaşan tutar (TL enflasyon oranlarıyla 750 milyon TL), en azından 500 milyon TL düzeyinde yeniden belirlenmelidir. Ancak bir defalık artış sorunu kalıcı olarak çözmez. Sınır; kur, enflasyon veya uygun bir karma endekse (örn; her yıl resmi olarak kullanılan yeniden değerleme oranı ile) bağlı olarak her yıl otomatik güncellenmelidir.
Firma - banka – kamu -piyasa – çalışan... Kısaca her tarafın kazanacağı otomatik bir güncelleme yöntemi ile birkaç yıl sonra aynı tartışmayı yeniden yapmak zorunda kalmayız.
Küçük Model hakkıyla çalıştırılır ve sınırı güncellenirse bundan yararlanabilecek çok sayıda işletme vardır. Bu işletmelerin faaliyetlerine devam etmesi, yalnızca kendi çalışanlarının işlerini koruması anlamına gelmez. Her işletme; tedarikçisi, bayisi, nakliyecisi, hizmet aldığı küçük esnafı, müşterisi ve bulunduğu bölgenin ticari hayatıyla birlikte bir ekonomik ağdır.
Yaşayan işletme üretmeye, sipariş vermeye, ücret ödemeye, vergi ve SGK primi yaratmaya devam eder. Tedarik zincirindeki alacakların tahsil kabiliyeti korunur; domino etkisiyle başka işletmelerin finansal sıkıntıya sürüklenmesi önlenir. Üretim kapasitesinin ve ihracat bağlantılarının kaybedilmemesi, ülkenin katma değer üretimine de katkı sağlar.
Bankalar açısından da çalışan bir şirketten zamana yayılmış tahsilat, çoğu durumda hızla tasfiyeye gidilmesinden daha sağlıklı bir sonuç üretebilir. Takibe dönüşen alacakların, karşılık yükünün ve uzun hukuki süreçlerin azaltılması finansal sistemin kaynaklarını yeni kredilere ayırabilmesini kolaylaştırır. Kamu açısından ise kapanan işletmenin yaratacağı işsizlik, vergi kaybı ve sosyal maliyet yerine üretimin devamından doğan gelir ve istikrar korunur.
Bunun bir başka sonucu da girişimcilik sermayesinin korunmasıdır. Bir şirket yalnızca bilançosundaki makine ve stoktan ibaret değildir; yıllar içinde oluşan müşteri ilişkileri, çalışan deneyimi, üretim bilgisi, marka değeri ve pazar ağı da ekonomik varlıktır. Tasfiye bu birikimi parçalarken, doğru yeniden yapılandırma onu yeniden üretken hâle getirir.
Küçük Model’in amacı Çerçeve Anlaşması’nda açıkça yazıyor:
‘....Geçici finansal sorun yaşayan borçluların yükümlülüklerini yeniden yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkân sağlamak....’
Sorun amaçta değil; amacı taşıyacak limitin güncellenmemesinde ve etkin uygulama sağlanamamasındadır. Oysaki hem sonuç alma süreleri hem de vade ve faiz oranı alternatifli uygulamaları ile ne borçluyu ne de alacaklının çıkarlarını zedelemeyecek rasyonel uygulamalardır. Bunun aksini düşünenler yaygın olursa, revize etmek de bir alternatiftir.
2021’in 100 milyon TL’sini, 2026’da hâlâ aynı rakamla uygulamak, görünüşte kuralı korurken gerçekte kapsamı daraltmaktır. Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir fikir icat etmek değil; var olan doğru fikri ekonomik gerçekliğe uyarlamak ve çalıştırmaktır.
KOBİ’lerin dünyasında zaman çok hızlı akar. Bir KOBİ’nin aylarca masada bekleyecek nefesi yoktur. Revize edilen ve kullanımı yaygınlaşan bir Küçük Model, çok sayıda işletmeye yalnızca zaman değil, gerçek bir çıkış yolu sağlayacaktır. Bir işletmenin yeniden ayağa kalkması, tek bir bilançonun düzelmesi değildir. Üretimin, istihdamın, vergi gelirinin, ticari güvenin ve geleceğe dair ümidin birlikte korunmasıdır.