Tasarruf finansman şirketleri bankacılık piyasasını dönüştürüyor

Alternatif finansman araçları hem dünya hem de Türkiye’de son dönemde kurumsal bazda olduğu kadar bireysel bağlamda da önem kazandı. Türkiye’de ev ve araç başta olmak üzere, tüketici kredilerinde tasarruf finansman şirketleri son dönemde konvansiyonel bankacılık pazarında dengeleri değiştirdi.

Tasarruf finansman şirketleri bankacılık piyasasını dönüştürüyor

Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAK

Türkiye'de konut ve araç edinmek, son üç yılda orta gelirli haneler için neredey­se imkânsız bir hedef haline geldi. Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele kapsamında uygulama­ya koyduğu sıkı para politikası, fa­iz oranlarını tarihi zirvelere taşıdı. Bankalar konut kredilerinde aylık yüzde 2'yi aşan faizler uygularken, araç finansmanında da tablo pek farklı değil. Bu tıkanıklığın tam ortasında sahneye çıkan tasarruf finansman (TF) şirketleri, kısa sü­rede milyonlarca tüketicinin alter­natifi haline geldi.

2023 yılında 370 bin müşteriye ulaşan sektör, 2024'te 533 bin müş­teri ve yaklaşık 335 milyar liralık işlem hacmiyle büyümesini ivme­lendirdi. 2025 yılına gelindiğinde ise müşteri sayısı 1 milyon 157 bi­ni aşarak rekor kırdı. İşlem hacmi 2025'te yüzde 262 artışla 1 trilyon 211 milyar liraya ulaşırken aktif büyüklük de 323 milyar lira sevi­yesine yükseldi. Dört yılda toplam meblağ neredeyse on beş katına çıktı. Bu, Türkiye’de finans sektö­rünün tarihindeki en dikkat çekici büyüme hikâyelerinden biri.

Tasarruf finansmanı pazar yapısı

Sektörde BDDK lisansıyla faali­yet gösteren dokuz TF şirketi bu­lunuyor. Türkiye bankacılık sis­temindeki toplam krediler Mart 2026 itibarıyla 24,3 trilyon TL'ye ulaştı. Bununla karşılaştırıldı­ğında TF sektörünün 1,2 trilyon TL'lik işlem hacmi hâlâ küçük gö­rünüyor. Ancak artış hızı banka­cılık sektörünü açık ara geçmek­te. Sadece araç tarafında TF şir­ketlerinin kredilerinin pazar payı dört yılda yüzde 2’den yüzde 20’ye yükseldi. Bankaların taşıt kredi­sine getirdiği vade kısıtlamaları (yüksek değerli araçlarda 12 aya kadar düşen vadeler), TF'nin 240 aya uzayan esnekliğiyle kıyaslana­maz ölçüde.

İşleyiş şu şekilde özetlenebilir: Katılımcı, almak istediği konut ve­ya aracın bedelini belirliyor, büt­çesine uygun bir ödeme planı ku­ruyor ve gruba dahil oluyor. Sis­temde müşteriye doğrudan nakit kullanımı söz konusu değil. Tahsi­sata hak kazanmak için belirli bir tasarruf tutarına ulaş­mak ve sistemde belir­li süre kalmak gerekiyor. Müşteri satın alacağı evi ya da aracı kendisi buluyor, ödeme doğrudan satıcı­ya yapılıyor. Ödeme planı 240 aya kadar uzayabilirken, kişiler eko­nomik güçlerine göre taksit sayı­sını ve tutarını bizzat belirleyebi­liyor. Sektörün bankacılıktan en kritik farkı, TF şirketlerinin faiz geliri yerine genellikle yüzde 7 ile 10 arasında değişen oranlarla ko­misyon alarak, sabit bir gelir akışı oluşturması.

Tasarruf finansman modelinin hızlı büyümesinin ardında birkaç yapısal faktör var. Sisteme girişte gelir beyanı gerekmiyor; bu da özel­likle düzensiz gelirli ya da kayıt dışı sektörlerde çalışan kesimlerin eri­şimini kolaylaştırıyor. Öte yandan kefil zorunluluğu da bulunmuyor; banka kredilerinde bazen ciddi so­run yaratan bu şart, bu modelde ta­mamen ortadan kalkıyor.

TF özellikle ikinci el konut ve araçlarda bankalara kıyasla çok daha esnek kullanım imkânı sun­makta. Bu da özellikle sıfır araç fi­yatlarının astronomik seviyelere çıktığı günümüzde kritik bir avan­taj. Faiz hassasiyeti olan kesimler için ise model, helal finansman al­ternatifi olarak uzun süredir belir­leyici bir tercih nedeni olmaya za­ten devam etmekte.

Küresel benchmark

Türkiye'deki TF modeli, dünya­da farklı coğrafyalarda ortaya çık­mış kolektif tasarruf ve dayanışma finansmanı geleneğinin bir uzantı­sı. Modelin ana kolonu olan faiz ye­rine katılım ücreti, grup tasarrufu, kura veya sıralama yoluyla tahsi­sat; farklı kültürel ve ekonomik ze­minlerde birbirinden bağımsız ola­rak ortaya çıkmış.

Türkiye modeli bu global tablo­da ilginç bir kesişim noktasında duruyor. Brezilya “Consórcio’su­nun” yapısal kardeşi, Alman “Ba­usparkasse'nin” ise ilham kayna­ğı olduğu söylenebilir. Yapısal ola­rak Türkiye'deki modelle en çok benzeşen sistem Brezilya. Consór­cio, ortak bir hedef doğrultusunda bir araya gelen katılımcıların, ay­lık taksitlerini biriktirdiği kapalı bir havuz sistemidir. Yönetici şir­ket, kredi mektuplarını kura ile da­ğıtır; faiz yoktur, yalnızca yönetim ücreti alınır. The Brazil Business Banco Central do Brasil sistemi düzenlemekte ve denetlemekte­dir. Tipik bir “consórcio” 300 katı­lımcıyı ve 60 aylık bir dönemi kap­sayabilmekte.

Aradaki kritik fark, Brezilya sistemi onlarca yıl süre­since olgunlaşmış ve gayrimenkul işlemlerinin yaklaşık üçte birin­de kullanılır hale gelmiş olmasına karşın, Türkiye modeli son yıllarda kurumsal bir çerçeveye oturdu. As­lında bu gecikmiş kurumsallaşma, bir yandan tüketici güvenini pekiş­tirdi. Ancak sektörün klasik banka­cılık sektörüyle paralel bir olgun­luk düzeyine ulaşması için önünde hâlâ uzun bir yol var. Mevduat gü­vencesinin yokluğu, sektörün Al­manya modeli kadar kurumsallaş­masındaki en büyük engel. Ayrıca büyüyen mevduat oranlarında ku­rum risklerinin nasıl yönetileceği de önemli bir boyut.

Riskler ve gelecek

Tablonun yalnızca parlak yüzü­ne bakmak yanıltıcı olur. Sistemin bazı yapısal kısıtları da var. Müşte­ri, tahsisat almadan önce satın ala­cağı evi veya aracı bizzat bulmak zorunda. Alacağı mülkü ya da aracı bulamadığı sürece tasarrufları sis­temde beklemede kalıyor. Bu du­rum, özellikle fiyatların hızla de­ğiştiği dönemlerde ciddi bir fırsat maliyeti yaratıyor. Bankacılık sis­teminden farklı olarak bu şirketler TMSF güvencesi kapsamında de­ğil. Şirketin iflası durumunda ya­tırımlar devlet tarafından teminat altına alınmıyor. Bu risk, özellikle büyük tutarlı sözleşmeler için dik­katle değerlendirilmeli. Banka kre­disi, mülkiyet ve ipotek imkânı su­narken, fiyat ve vade riski bankaya aittir. Tasarruf finansmanında ise teslimin zamanlaması ve fiyat riski müşterinin üzerinde kalıyor.

Türkiye'de tasarruf finansma­nı sektörü, 2021 yılında yürürlü­ğe giren 6361 sayılı Kanun ile ku­rumsal bir çerçeveye kavuştu ve şirketler BDDK tarafından lisans­landırılarak resmi denetime tabi hale geldi. Bu düzenleme sektörün meşruiyet zeminini sağlamlaştır­dı, kurumsal kapasite ve şeffaflık standartlarını yükseltti.

Tasarruf finansman şirketleri, Türkiye'nin yüksek faiz ortamının tetiklediği zorunluluktan doğdu. Artık yalnızca banka alternatifi ol­manın ötesine geçiyor. Düzenli tak­sit ödeme disiplini kazandırmaları, ikinci el piyasalara erişimi kolay­laştırmaları ve kapsayıcı finans­man modelleriyle geniş kesimlere ulaşabilme kapasiteleri onları ka­lıcı bir aktör yapıyor. Öte yandan TMSF güvencesinden yoksunluk ve tahsisat belirsizliği gibi riskler, bu yapıları bankacılığın muadil ya­pısı olmasından ziyade, tamamla­yıcısı konumunda tutuyor.

Tüketi­ci açısından en doğru yaklaşım ise sözleşme şartlarını, organizasyon ücretlerini ve teslim takvimini ti­tizlikle inceleyerek bilinçli bir ter­cih yapmak. Türkiye'de mortgage/ GSYH oranının düşük seyri ve genç nüfusun konut talebi dinamiği göz önüne alındığında, tasarruf bazlı modeller toplam ko­nut ediniminde tek haneli paylardan çift haneli paylara çıka­bilir.

Tasarruf finansman şirketleri bankacılık piyasasını dönüştürüyor - Resim : 1

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL