Yapay zeka şirketlerinden Türkiye’de kitap avı
Küresel yapay zeka şirketlerinin dil modellerini eğitmek amacıyla Türkiye’deki yayınevlerinin kitap arşivlerine yöneldiği iddiaları yayıncılık sektöründe tartışma yarattı. Nobel Akademik Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Argun, kendi yayınevlerine ait 3 binden fazla kitap ile farklı yayınevlerine ait 2-3 bin kitabın Hollanda merkezli bir firma aracılığıyla talep edildiğini açıkladı.
Yapay zeka modellerinin eğitilmesinde kullanılan veri kaynakları bu kez Türkiye’deki yayıncılık sektörünü gündeme taşıdı. Son dönemde Türkçe kaynaklara yönelik ilginin arttığını belirten Nevzat Argun, yayınevlerine ulaşan taleplerin yalnızca basılı kitaplarla sınırlı olmadığını söyledi.
Argun’a göre yapay zeka şirketleri, aracı kurumlar üzerinden geniş kapsamlı akademik veri tabanlarını toplamaya çalışıyor. Bu sürecin hem yayıncılık sektörü hem de bilimsel bilgi üretimi açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu savunuyor.
Binlerce kitap için birer adet sipariş verildi
Nobel Akademik Yayıncılık’a ulaşan talebin büyüklüğü dikkat çekti.
Nevzat Argun, Hollanda merkezli bir firma aracılığıyla Nobel Akademik Yayıncılık’a ait 3 binden fazla kitabın, ayrıca farklı yayınevlerine ait 2-3 bin kitabın talep edildiğini söyledi.
Kitapların birer adet sipariş edilmesinden şüphelendiklerini belirten Argun, yaptıkları değerlendirme sonucunda talebin yapay zeka eğitimiyle bağlantılı olduğu kanaatine vardıklarını ve tüm siparişleri iptal ettiklerini açıkladı.
E-kitap platformlarına da teklif götürüldü
Argun’un aktardığına göre girişimler yalnızca basılı kitapların satın alınmasıyla sınırlı kalmadı.
Yayınevlerinin kitaplarını e-kitap olarak kiralayan dijital platformlara da teklifler götürüldü. Platformlarda bulunan dijital içeriklerin tamamının toplu olarak satın alınmasının istendiği belirtildi.
Nadir eserlerin dijitalleştirilmesi tartışma yarattı
Nevzat Argun, piyasadaki nadir eserlerin taranarak dijitalleştirildikten sonra fiziksel olarak imha edildiği veya kamu erişimine kapatıldığı yönündeki iddialara da değindi.
Yaşananları küresel bir tekelleşme hamlesi olarak nitelendiren Argun, aracı şirketlerin hangi ülkeden olduğundan bağımsız olarak Batı merkezli küresel sermayenin akademik yayıncılık üzerinde tekelleşmeye çalıştığını savundu.
Argun, Türkiye’deki bir yapı aracılığıyla kitapların tek tek toplanıp taranarak sistemlere yüklenmesi riskinin de bulunduğunu söyledi.
“Kaynağı ve yazarı belirsiz bilgi yığınına dönüşüyor”
Tartışmanın bir başka boyutunu akademik eserlerin yapay zeka sistemlerinde nasıl kullanıldığı oluşturuyor.
Argun, açık erişim ile içeriklerin yapay zeka modellerine aktarılması arasında önemli bir fark bulunduğunu belirtti. Akademik yayıncılığın hakem süreçleri, atıflar, kaynakçalar ve denetlenebilirlik üzerine kurulu olduğunu hatırlattı.
Yapay zeka modellerinde ise içeriklerin birbirine karışarak kaynağı, yazarı ve hakem denetimi belirsiz bir bilgi yığınına dönüşebileceğini savundu. Özgün bilginin kaynağının gösterilmemesinin ve değerinin korunmamasının akademik üretime zarar vereceğini söyledi.
Yapay zeka kullanımında yayıncı ve yazara pay önerisi
Nevzat Argun, yapay zekanın ürettiği yanıtlarda kullanılan eserler için yeni bir paylaşım modelinin oluşturulması gerektiğini düşünüyor.
Argun’a göre eserlerden yapılan alıntılar veya kullanım oranları dikkate alınarak yayıncıya ve yazara pay aktarılmalı.
Yayıncılık sektöründeki tartışma, yapay zeka şirketlerinin yalnızca telifli yerli içeriklere değil, yayınevlerinin yıllar içerisinde oluşturduğu çeviri veri tabanlarına yönelik ilgisiyle de genişliyor. Argun, küresel şirketlerin bu çeviri hafızasını da mercek altına aldığını belirtti.