ABD'de ara seçim öncesi ekonomi alarm veriyor: Hayat pahalılığı sandığın kaderini belirleyebilir

ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde ekonomik göstergeler ve kamuoyu araştırmaları, seçmenlerin artan yaşam maliyetlerinden duyduğu rahatsızlığı ortaya koyuyor. Enflasyon, akaryakıt fiyatları, konut kredisi faizleri ve istihdamdaki yavaşlama seçmenlerin öncelikli gündemini oluştururken, Donald Trump yönetiminin ekonomi politikalarına yönelik memnuniyetsizlik de anketlere yansıyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
ABD'de ara seçim öncesi ekonomi alarm veriyor: Hayat pahalılığı sandığın kaderini belirleyebilir

ABD'de Kongre'nin yeni güç dağılımını belirleyecek 3 Kasım ara seçimlerine kısa süre kala ekonomi, siyasi gündemin merkezine yerleşti. Yüksek enflasyon, enerji ve barınma giderleri, istihdam piyasasındaki yavaşlama ve gümrük vergilerinin etkileri, seçmenlerin oy tercihlerini şekillendiren başlıca konular arasında bulunuyor.

Pew Research Center tarafından 8 Ekim'de yayımlanan araştırma, kayıtlı seçmenlerin yüzde 84'ünün ekonomiyi oy verme kararında "çok önemli" olarak değerlendirdiğini gösterdi. Bu oran Cumhuriyetçi adayları destekleyenlerde yüzde 82, Demokrat adayları destekleyenlerde ise yüzde 88 olarak kaydedildi.

Seçim öncesinde açıklanan ekonomik veriler de Amerikalıların karşı karşıya olduğu maliyet baskısının sürdüğüne işaret ediyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon ve tüketici güvenindeki gerileme dikkat çekiyor.

Akaryakıt fiyatları tüketicinin bütçesini zorluyor

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği saldırıların ardından Orta Doğu'da yükselen tansiyon, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasına neden oldu.

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, 29 Ekim itibarıyla ABD'de benzinin ortalama galon fiyatı 4,23 dolar oldu. Geçen yılın aynı döneminde 3,04 dolar seviyesinde bulunan fiyatlar, yıllık bazda yüzde 39'un üzerinde yükseldi.

Lojistik, taşımacılık ve tarım sektörleri açısından önemli bir maliyet kalemi olan dizel fiyatlarında da yüksek seyir devam ediyor.

Trump yönetiminin uyguladığı bazı tedbirlere karşın 22 Eylül'de galon başına 6,53 dolarla rekor kıran dizelin ortalama fiyatı, 29 Ekim'de 6,33 dolar olarak hesaplandı.

Dizel fiyatlarının bir yılda yüzde 72 artması, üretimden taşımacılığa kadar birçok alanda maliyetleri yükselterek tüketici fiyatları üzerindeki baskıyı güçlendirdi.

Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezinin (CREA) 169 ülkeyi inceleyen çalışması da Orta Doğu'daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı kaynaklı petrol şokundan en fazla etkilenen ülkenin ABD olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre, çatışmaların dünya genelinde akaryakıt harcamalarına getirdiği 468 milyar dolarlık ilave maliyetin 160 milyar dolarlık bölümünü ABD karşıladı. Bu tutar, toplam yükün yaklaşık üçte birine karşılık geldi.

Enflasyon son ayların en yüksek seviyesinde

Enerji maliyetlerindeki artışın etkisiyle ABD'de enflasyon, Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2'lik hedefinin üzerinde kalmaya devam ediyor.

Fed Başkanı Kevin Warsh, 27-28 Ekim'deki para politikası toplantısının ardından yaptığı değerlendirmede, Amerikalıların yaklaşık altı yıldır hedefin üzerinde seyreden enflasyonla mücadele ettiğini belirtti.

ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) eylülde aylık yüzde 0,6, yıllık yüzde 3,7 yükseldi. Aylık enflasyon beş, yıllık enflasyon ise dört ayın en yüksek düzeyine çıktı.

Aynı dönemde benzin fiyatları endeksinin yüzde 9,1 artması, aylık tüketici enflasyonundaki yükselişin yarısından fazlasını oluşturdu.

Gıda ve enerji hariç hesaplanan çekirdek enflasyon ise aylık yüzde 0,3, yıllık yüzde 2,6 olarak gerçekleşti.

Üretici fiyatlarında da artış hızlandı. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) eylülde bir önceki aya göre yüzde 1,3, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 yükseldi. Böylece aylık üretici enflasyonu Mart 2022'den, yıllık üretici enflasyonu ise Aralık 2022'den bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı.

İstihdam artışında yavaşlama dikkat çekiyor

ABD iş gücü piyasası genel olarak istikrarlı görünümünü korusa da yeni istihdam oluşturma hızında gerileme yaşanıyor.

Eylül ayında tarım dışı istihdam yalnızca 29 bin kişi artarak piyasa tahminlerinin oldukça altında kaldı. Temmuz ve ağustos aylarına ilişkin istihdam verileri de toplam 60 bin kişi aşağı yönlü güncellendi.

İşsizlik oranı eylülde 0,1 puan yükselerek yüzde 4,2'ye çıkarken, işsiz sayısı 7 milyon 109 bine ulaştı. Buna rağmen işsizlik oranı, geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında düşük seviyelere yakın seyrini korudu.

Diğer taraftan, 24 Ekim'de sona eren haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 194 bine düşerek temmuz ortasından bu yana en düşük düzeyde gerçekleşti.

ABD ekonomisi beklentilerin üzerinde büyüdü

İstihdamdaki yavaşlamaya ve yüksek faizlere rağmen ABD ekonomisinin büyüme performansı güçlü kalmayı sürdürüyor.

ABD Ticaret Bakanlığının verilerine göre, ülke ekonomisi üçüncü çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,4 büyüyerek piyasa beklentilerini geride bıraktı.

Özel tüketim harcamalarındaki canlılık ve başta teknoloji alanında olmak üzere sabit sermaye yatırımlarındaki artış, ekonomik büyümeyi destekleyen başlıca faktörler oldu.

Tüketici güveni beş ayın en düşük düzeyinde

Ekonomide büyümenin sürmesine karşın artan yaşam giderleri, Amerikalıların mevcut koşullara ve gelecek döneme ilişkin beklentilerini olumsuz etkiliyor.

Michigan Üniversitesinin açıkladığı tüketici güven endeksi, ekimde 48 seviyesine inerek son beş ayın en düşük değerini aldı.

Satın alma gücündeki aşınmanın etkisiyle tüketici güveni geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10, İran'la gerilimin başlamasından önceki şubat ayına kıyasla yüzde 15 azaldı.

Tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi yüzde 4,6'dan yüzde 4,7'ye yükselirken, uzun vadeli beklenti de yüzde 3,4'ten yüzde 3,5'e çıktı.

Fed'den yeni faiz artışı beklentisi

Geçen yıl eylül, ekim ve aralık aylarında toplam 75 baz puanlık faiz indirimine giden Fed, bu yılın ilk beş toplantısında politika faizini değiştirmemişti.

Ancak enflasyonun hedefin üzerinde kalması üzerine banka, eylül ayında 2023'ten bu yana ilk faiz artırımını gerçekleştirerek politika faizini 25 baz puan yükseltti.

Fed, ekim toplantısında ise politika faizini yüzde 3,75-4 aralığında sabit bıraktı.

Para piyasalarındaki fiyatlamalar, yıl sonuna kadar 25 baz puanlık bir faiz artırımının daha gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Yüksek mortgage faizleri konut piyasasını baskılıyor

Enflasyon ve sıkı para politikası beklentileri, ABD tahvil piyasasında satış baskısını artırırken uzun vadeli tahvil getirileri yüksek seviyelerde kalıyor.

Ekim başında son 24 yılın zirvesine ulaşan 10 ve 30 yıllık ABD tahvil faizleri, daha sonra bir miktar gerilese de konut finansman maliyetlerini yüksek tutmayı sürdürüyor.

Mortgage Bankalar Birliği (MBA) verilerine göre, 30 yıl vadeli konut kredisi faizi 9 Ekim'de sona eren haftada yüzde 7,5'e çıkarak Kasım 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Mortgage faizleri 23 Ekim'de sona eren haftada ise yüzde 7,37 olarak kaydedildi.

Ulusal Emlakçılar Birliğinin (NAR) açıkladığı bekleyen konut satışları endeksi, eylülde aylık yüzde 7,3, yıllık yüzde 11,3 geriledi.

NAR Baş Ekonomisti Lawrence Yun, mortgage faizlerindeki yükselişin konut piyasasındaki koşulları olumsuz etkilediğini ifade etti.

Bütçe açığı 2 trilyon dolara yaklaştı

ABD ekonomisinin karşı karşıya olduğu sorunlar arasında federal bütçe açığı ve artan kamu borcu da bulunuyor.

Hazine Bakanlığı verilerine göre, 30 Eylül'de tamamlanan 2026 mali yılında federal bütçe açığı yüzde 12 artışla 1,99 trilyon dolara çıktı. Böylece bütçe açığı, 2021 mali yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Toplam kamu borcunun 40,4 trilyon dolara yükselmesiyle federal hükümetin net faiz giderleri de 1,05 trilyon dolara ulaştı.

Faiz ödemeleri, Sosyal Güvenlik ve Medicare'in ardından federal bütçenin üçüncü büyük harcama kalemi haline geldi.

Söz konusu giderler, 965,2 milyar dolarlık savunma harcamalarını ve 1,03 trilyon dolarlık genel sağlık harcamalarını da aştı.

Gümrük vergilerine seçmenlerden tepki

Trump yönetiminin korumacı dış ticaret politikaları da seçim öncesinde tartışılan ekonomik başlıklar arasında yer alıyor.

Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) kapsamında getirilen ilk gümrük vergilerinin ABD Yüksek Mahkemesince hukuka aykırı bulunması, hükümetin şirketlere 165 milyar dolarlık vergi iadesi yapmasını gerektirdi.

Bu kararın ardından Washington yönetimi, 1974 Ticaret Kanunu'nun 301. maddesine dayanarak Avrupa Birliği ve çok sayıda ülkeye yüzde 10 veya yüzde 12,5 oranında yeni gümrük vergileri uygulamaya başladı.

ABD yönetimi, bu politikalarla uluslararası ticarette denge sağlamayı ve yerli sanayi üretimini artırmayı hedeflediğini savunuyor. Ancak vergilerin tüketici fiyatlarına yansıması kamuoyunda eleştirilere neden oluyor.

Fox News'in ekim ortasında gerçekleştirdiği ankette, kayıtlı seçmenlerin yüzde 69'u Trump'ın gümrük vergisi politikalarını desteklemediğini belirtti.

Ipsos'un eylül ayında yaptığı araştırmada ise katılımcıların yüzde 81'i, tarifelerin doğrudan fiyat artışına neden olduğunu düşündüğünü bildirdi.

Trump'ın ekonomi politikalarına destek azalıyor

Ekonomik koşullara ilişkin memnuniyetsizlik, seçim öncesi kamuoyu araştırmalarında da kendisini gösteriyor.

The New York Times ve Siena Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen son ankete göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 64'ü Trump'ın ekonomi yönetimini onaylamıyor.

Araştırmada katılımcıların dörtte üçü ülke ekonomisinin durumunu "orta" veya "kötü" olarak değerlendirirken, seçmenlerin çoğunluğu ekonomik koşullardaki bozulmadan Trump'ı sorumlu tutuyor.

Ankete katılanların yüzde 69'u Trump'ın hayat pahalılığına yönelik yaklaşımını, yüzde 65'i İran'daki savaşa ilişkin tutumunu ve yüzde 73'ü benzin fiyatları konusundaki politikalarını onaylamadığını ifade etti.

Temsilciler Meclisi ve Senato'daki bazı kritik yarışların başa baş ilerlediği seçim sürecinde, artan yaşam maliyetlerinin ve ekonomi yönetimine yönelik seçmen tepkisinin sandıktaki güç dengelerini etkileyebileceği değerlendiriliyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı - AA