Trikoda teknoloji ve birikim iflasına işaret eden TRİSAD Başkanı: 10 liraya aldığımız makineyi 2 liraya satıyoruz

Hazır giyimin ana kollarından olan ve 2022’den bu yana yüzde 50’ye yakın bir kayıp yaşayan triko sektörü, ihracatta kan kaybetmeye devam ediyor. 3 yıldır adet bazında yüzde 55, ciro bazında yüzde 22 kayıp yaşayan sektörde, düşen kapasite kullanım oranları ‘yok pahasına’ makine sattırıyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Trikoda teknoloji ve birikim iflasına işaret eden TRİSAD Başkanı: 10 liraya aldığımız makineyi 2 liraya satıyoruz

Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com

Son iki yıldır ağır kayıplar veren hazır giyim sektö­rü içerisinde ‘en ağır’ dar­beyi alan triko sektörü, bu yılın ilk yarısını da konkordato ve if­lasların gölgesinde kapattı. “Üç yıldır çok ağır bedeller ödedik” diyen Triko Sanayicileri Der­neği (TRİSAD) Başkanı Mus­tafa Balkuv, Orta Vadeli Prog­ram (OVP) kapsamında üretim odaklı politikaların eksikliği­nin sektörü ağır bir krize sürük­lediğini savundu. Türkiye’nin sanayi ve üretim gücünü hızla kaybettiğini ifade eden Balkuv, “Rakipler yeni nesil teknoloji­lere büyük yatırımlar yaparken, Türkiye’deki üreticiler 10 lira­ya aldıkları makineleri 2 liraya satmak zorunda kalıyor” dedi. Yüksek katma değer üreten ha­zır giyim ve triko sektörünün genel ihracat rejiminden ayrış­tırılması ve kademeli kur des­teği ile korunması gerektiğini vurgulayan Balkuv, “Bizim fa­soncumuz Türkiye ortalaması­nın 20 katı değer yaratıyor. Bu­nun göz önünde bulundurulma­sı lazım” ifadelerini kullandı. Balkuv, düşen kapasiteler nede­niyle ileride olası bir iş hacmi artışında siparişleri karşılaya­mayacaklarını dile getirdi.

“Sanayimiz İran’dan fazla bedel ödedi”

Son üç yıldır her ay bir önce­ki yılın aynı dönemine göre ek­si yazan bir sektör tablosuy­la karşı karşıya olduklarını dile getiren Mustafa Balkuv, küçül­menin ve üretimden çekilme­nin maliyetinin sürdürülemez boyutlara ulaştığını ifade etti. Sektörün içinde bulunduğu du­rumu dikkat çekici bir benzet­meyle özetleyen Balkuv, “Uzun süredir devam eden ABD-İran geriliminde sanayi tesisleri he­def alınıyor. Bizim üzerimize üç yıldır tek bir bomba düşme­di ancak rahatlıkla söyleyebi­lirim ki sanayimiz, bu süreçte İran’dan daha çok bedel ödedi. Sektörden yaklaşık 400 bin kişi­nin çıktığı ifade ediliyor. Kıdem tazminatı yükü kişi başı 400 bin liradan hesaplandığında katla­nılabilir bir rakam olmaktan çı­kıyor. Küçülmenin maliyeti çok ağır, bırakmanın karşılığı ise ya konkordato ya da iflas” değer­lendirmesini yaptı.

“Yüzde 90 ithalat yapanla aynı desteği almak adil değil”

Genel bir kur artışının, özel sektörün 220 milyar dolarlık dış borç yükü ve müşterilerden gelecek iskonto talepleri nede­niyle tek başına çözüm olmaya­cağını belirten Balkuv, adil bir destek mekanizması önerdi. Balkuv’a göre, Türkiye’nin ge­nel ihracat kg değeri ortalama 1,5 dolar seviyesindeyken, hazır giyimde bu rakam 16 dolara, tri­koda ise 30 dolara ulaşıyor. Yüz­de 85 net ihracat yapan ve kadın istihdamı yüzde 50’nin üzerin­de olan triko sektörü ile yüzde 90 ithalat yapıp yüzde 1 ihracat yapan firmanın aynı kur deste­ğini almasını eleştiren Balkuv, yaratılan katma değere paralel olarak en az yüzde 10 seviyesin­de kademeli kur farkı verilmesi durumunda sektörün ayakta ka­labileceği vurguladı.

Trikoda teknoloji ve birikim iflasına işaret eden TRİSAD Başkanı: 10 liraya aldığımız makineyi 2 liraya satıyoruz - Resim : 1

“Siparişler dönse bile üretecek kimse kalmayacak”

Sektörün son 3 yılda adet ba­zında yüzde 55, ciro bazında yüzde 22 gerilediğini belirten Balkuv, katma değer 7 dolardan 10,5 dolara çıksa da fiziki üre­tim kaybının vahim boyutlarda olduğunu altını çizdi. Sektörde teknoloji parkının eridiği uyarı­sı yapan Balkuv, şunları söyledi: “Rakipler yeni nesil teknolojile­re büyük yatırımlar yaparken, Türkiye’deki üreticiler makine­lerini yok pahasına satmak zo­runda kalıyor. Öte yandan istih­dam erozyonu var. EYT süreci ve zorunlu işten çıkarmalar ne­deniyle 10-15 yıllık deneyim­li ustalar ve nitelikli çalışanlar kaybediliyor. İleride işler açıl­sa dahi üretimi yürütecek insan kaynağı bulunamayacak. Bir yanda da küresel maliyet baskısı var. İşçilik maliyetlerinin 2 bin dolara yaklaştığı Türkiye’nin, 200-300 dolar bandında işçi­lik maliyeti olan rakip ülkelerle mevcut şartlarda rekabet etme­si imkansız hale geliyor.”

“Artık bize sadece ‘aferin’ demek yetmiyor”

Sektörün ciddi bir itibar eroz­yonuna uğradığını belirten Bal­kuv, Çin’in tekstil makine üre­ticilerine verdiği devasa kamu­sal destekleri ve Türkiye’deki savunma sanayii başarısını ör­nek göstererek, “Çin’de sana­yinin zarar açıklamasına mü­saade edilmez, çünkü ülkeyi kalkındıracak olanın sanayi ol­duğu bilinir. Biz ise sektör ola­rak itibardan tasarruf eder hale geldik. Savunma sanayiindeki başarımız ile gurur duyuyoruz ama bizlerin sesine de kulak ve­rilmesini istiyoruz” dedi. Sek­tör olarak yaşanan sıkıntıları makro düzeyde de ilgili bakan­lıklara anlattıklarını aktaran Balkuv, şöyle devam etti: “Ba­kanlarımız ilgi gösteriyor ancak artık bize sadece ‘aferin’ duy­mak yetmiyor. 50-60 yıllık sa­nayi birikiminin yok olmama­sı için somut ve hakkaniyetli adımların bir an önce atılması gerekiyor. Biz üretmekten vaz­geçmiyoruz yeter ki devlet biz­den vazgeçmesin.”

“Ucuz ürün yapmayacak, katma değerle büyüyeceğiz”

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Paşahan, son 3 yıldır istihdam, ihracat ve üretimde kan kaybeden tekstil ve hazır giyim sektöründe kapasitelerin atıl kaldığını belirterek, yaklaşık 400 bin kişinin işsiz kaldığını hatırlattı. Atıl fabrikaların çalışması halinde sektörün yeniden 1.2 milyonluk istihdamlara ulaşabileceğine dikkat çeken Paşahan, “Yatırım teşviklerini bırakın vermeyi mevcut olan teşvikli bölgelerimizde atıl olan fabrikaları çalıştıralım bu rakamlara gelebiliriz” dedi. Geçen yıla göre ihracatta 10 bin dolarlık bir artışın bile psikolojik açıdan sektörü ileriye taşıyacağını söyleyen Paşahan, “Lüksün satın alınabilir merkezi olacağız, ucuz ürün yapmayacağız biz katma değerle büyüyeceğiz. Devletimizin bu sektörü heba etmeyeceğine inanıyorum. Üretimin olmadığı bir yerde hiçbir şey olmaz. Elimizde bu güç var ve bizim elimizin tersi ile bunu itmememiz lazım” dedi. Paşahan, geçen yıl 16.8 milyar dolarlık ihracat yapan sektörün bu yılki hedefini 17 milyar dolar olarak açıkladı.