Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan: Değer odaklı kalkınma büyümeye anlam katar
Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan, “COP31'e Doğru: VakıfBank Geleceğe Değer” Paneli, Ürün Lansmanı ve İş Birliği Protokolü etkinliğinin açılışında yaptığı konuşmada “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığını” odağına alan VakıfBank açısından sürdürülebilir büyümeye imza atabilmek için değer odaklı kalkınma anlayışının başta finans çevresi olmak üzere, toplumun bütün paydaşlarınca benimsenmesi gerekiyor” dedi.
VakıfBank ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), sanayide yeşil dönüşümü desteklemek amacıyla “COP31'e Doğru: VakıfBank Geleceğe Değer” Paneli, Ürün Lansmanı ve İş Birliği Protokolü etkinliğini gerçekleştirdi. Söz konusu etkinlik, İstanbul Valisi Davut Gül, Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan, MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş'ın katılımıyla, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirildi.
“Finans sadece bir iş değil, topluma dokunan değerdir”
Panelin açılıyında konuşan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, finansı sadece bir ‘iş’ olarak değil, topluma ve doğaya dokunan bir ‘değer’ olarak gördüklerini belirtti. Bu bakış açısından hareketle bankacılık sektöründe köklü bir felsefe değişimine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Arslan, “Küresel finans sistemindeki ‘paradan para kazanma’ odaklı yaklaşımlar kalkınmayı desteklemiyor. Bankamızın yeni dönem stratejisinin merkezinde ‘Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı’ felsefesi üzerine kurarak, toplumumuza değer katıyoruz” dedi.
“Büyüme rakamlardan kalkınma hayattan ibaret”
VakıfBank Genel Müdürü Osman ARSLAN:
Finansı, herkesten istediği işi yapmaktan ziyade; doğaya saygılı, diğer insanlara katma değer oluşturan, çevreye fayda sağlayan ve zenginliğin tabana yayılmasına katkıda bulunan bir enstrüman olarak görmek gerekiyor. Bir firmaya kredi verdiğimizde, o firma bu kaynağı üretim, ihracat ve istihdam yerine paradan para kazanacak enstrümanlara yönlendirirse bu sadece bir ‘finans işi’ olur; kalkınma anlayışını kapsamaz. Biz büyüme ile kalkınma arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Büyüme daha ziyade rakamsal göstergelere dayalıdır ama kalkınma, o büyümenin arkasındaki hayatı değerli kılar. Bizim de bunu çok iyi görmemiz gerekiyor.
Sınırlı kaynaklarımızı öncelikli alanlara yönlendirmek elzem
Ülkemizin tasarruf miktarı ve kaynakları sınırlı. Bu yüzden VakıfBank olarak çalışma arkadaşlarımıza net bir anlayış getiriyoruz: Uluslararası finans kuruluşlarından sağladığımız kaynakları; teknolojiyi üreten, katma değerli üretim yapan, istihdamı ve kapsayıcılığı artıran alanlara yönlendiriyoruz. Önceliğimiz; kadın ve genç istihdamını desteklemek, ülkemizin ihracatını artırmaktır. Müşterilerimizle, kadın ve genç girişimcilerimizle, ihracatçılarımızla bu değer yolculuğunda birlikte yürüyerek ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz.
Finans sektörünün net bir felsefe ve gayesi olmalı
Antalya'da düzenlenecek COP31 toplantıları bu açıdan oldukça hayati bir dönüm noktası. Artık politika belirlemekten uygulamaya geçiş sürecindeyiz. Biz de VakıfBank olarak, başta Dünya Bankası olmak üzere önemli kalkınma bankalarından sağladığımız kaynakları, başta ‘Sıfır Atık’ projesi olmak üzere ülkemizin kalkınmasını sağlayacak alanlara yönlendireceğiz.
Özetle; kalkınma odaklı değer bankacılığı; ne yaptığını bilen, hayata değer katan, eğitimden çocukların gelişimine, çevre sağlığından iç güvenliğe, insana saygıdan israf ekonomisiyle mücadeleye kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Dolayısıyla bankacılık sektöründe ana felsefeyi ve gayeleri göz ardı ettiğimiz zaman, küresel düzeyde oldukça değişik krizlerle karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu yüzden değeri kalkınmanın tam merkezine koymamız şart. VakıfBank olarak bu felsefeyle yola çıktık ve bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz.
Ayrı kutu: “Hedefimiz değer zinciri yakalamak”
Kalkınma yolculuğunu bir örnekle somutlaştırmak istediğine dikkat çeken VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, şunları kaydetti: “Demir cevherini çıkartıp hammadde olarak ihraç edebilirsiniz, bu sadece hammadde ihracatıdır. Ancak o demir cevherini çeliğe dönüştürüp; teknolojiyle, yazılımla ve elektronikle buluşturarak bir SİHA haline getirdiğiniz zaman bu bambaşka bir değerdir. İşte kalkınma yolculuğu, bu değer zincirini yakalayabilmektir.”

“Sıfır Atık Projesi 193 ülkede karşılık buldu”
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed AĞIRBAŞ:
VakıfBank Genel Müdürlüğü'ne teşekkür ederek konuşmama başlamak istiyorum. Kendisi herhalde 6’ncı ayını dolduruyor Genel Müdürlükte. Sağ olsun proaktif yaklaşımıyla hem Türkiye’de sıfır atık kültürünün geliştirmesiyle alakalı önemli katkıları var. Hem de sıfır atık-döngüsel ekonomi bağlamındaki projelerin sahada yaygınlaşması açısından finansman süreçlerinin desteklenmesiyle alakalı nitelikli çalışmalara imza atıyor.
2017 yılında, Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlayan “Sıfır Atık Hareketi” bugün dünyanın 193 ülkesinde karşılık buldu. Türkiye'nin 81 ilinde karşılık bulan bir hareketten söz ediyoruz. Burada bizim temel amacımız bir farkındalıktan ziyade sahada dönüşümü tamamlanmış bir vizyon ortaya koymak istiyoruz. Şayet özel sektörde, sanayide, kamuda ve sahada gerçek bir dönüşümü ortaya koymak istiyorsanız bu dönüşüm bağlamındaki en önemli unsurlardan bir tanesi ilgililerin uygun finansmana erişimi. Burada da VakıfBank ile duyurduğumuz finansman paketi de sıfır atıktan döngüsel ekonomi modeline doğru daha güçlü adımlar atacağız.
Buradan şunu vurgulamak istiyorum finansmanın doğru yönetilmediği bir dünyada ne yazık ki sıfır atık konusunda bahsetmemiz yeterince mümkün değil. Dünyayı bir apartman olarak düşündüğümüzde “COP31” ile apartman yönetiminin toplantı yapacağını düşünüyorum. Burada biz dünyanın 50 yıllık kalkınma planlarını konuşacağız ve alınan kararlar ülkelerin gelecek yatırımlarını etkileyerek, finans kurumlarının gelecek yatırımlarını şekillendirecek. Şunu da vurgulamak gerekiyor. COP toplantılarında bugüne kadar sahanın gündemi yeterince konuşulmadı. Ama bu yıl itibariyle sahanın gündeminin de konuşulduğu bir COP toplantısı inşa edeceğiz.
Gezegen, 252 milyar doları boşa harcıyor
Ben buradan sıfır atık konusuna da geçmek istiyorum. “Bir işletme sıfır atık döngüsüne girebilmek için öncelikle nereden başmalı?” Öncelikle atığın doğru yönetimi için yeni teknolojilere yatırım yapmak gerekiyor. Artık teknoloji çok ileri seviyeye geldi. Aynı ürünü daha az hammaddeyle, dünyaya daha az zarar verecek şekilde, daha az su kullanarak, daha az enerji kullanarak yönetebiliyoruz. Tam da burada finansman kanallarıyla firmalarımızın yapacak olduğu yatırımlar onların enerji maliyetleri ve hammadde girdilerini düşürecektir. Bu sayede ortaya daha az enerjiyle daha çok ürün alabilecekleri bir model çıkacak.
Durumun önemini kavramak için Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan bazı verilere dikkat çekmek istiyorum. Bugün belediyeler dünya genelinde evsel atıkları toplamak için 252 milyar dolar harcıyor. Bu çok büyük bir rakam ve iki bin elli yılına kadar bu rakamın 640 milyar dolar olması öngörülüyor. Ancak Birleşmiş Milletler’de şöyle bir veri de var. Bu atığı şayet yetkili belediyeler toplayıp, doğru yönettiği zaman yılda 180 milyar dolar kar edilebiliyor. Bu rakamla insanların öncelikle ihtiyaçlarını karşılamak pekala mümkün olduğu için hiç vakit kaybeden, farkındalığımızı artırıp, yeni teknolojilere de uyum sağlayıp, sıfır atık projelerini bir girdi yükü değil, toplumsal bir görev olarak almalıyız.
“Teori konuşmayı bırakıp, uygulamaya geçme zamanı”
MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür BURAK:
Öncelikle sanayicinin hem ödevleri, hem görevleri hem de fırsatları var. Biz MESS yönetimi olarak bu fırsatları ülkemize çekme gayreti içindeyiz. Çünkü dünyanın artık teori konuşmayı bırakıp, uygulamaya geçmesi gerekiyor. Hemen hemen her ülkenin, COP’la ilgili, yeşil dönüşüm tarafında bazı planları var. Örneğin ülkelerin yüzde 80’inde karbon salımını azaltmak yönünde güçlü planlarının bulunduğunu görüyoruz. Yüzde 80 oldukça iyi bir rakam. Fakat burada OECD’nin analizlerini de okumak gerekiyor. Bu oranın ne kadarı yatırım ve finansman içeriyor? İşte buraya bakmak gerekiyor. Bir planım var ve bu finansmanla destekleyeceğim diyen grubun oranı ise yüzde 80’den yüzde 36’ya düşüyor. Bu 36’nın ne kadarı somut iş yapacak dediğimizde ise 10’da 1’lik bir hazin değer karşımıza çıkıyor. Bu demek oluyor ki 10 konuşuluyor 1 yapılıyor.
İklim finansmanı için 6 trilyon $ gerekiyor
Bugün gezegenimiz iklim finansmanı için 6 trilyon dolara ihtiyaç duyuyor. Son analiz şunu gösteriyor, ihtiyacın sadece 2 milyar doları mobilize olmuş. Yani 6 trilyon doların yüzde 99,8’i için ciddi bir finansman açığı söz konusu.
Halbuki çelik ve çimento gibi ağır sanayi işlerinde karbon azaltılması hiç de kolay değil. Fakat 2035’e kadar her iki sektörün dünya genelinde karbon azaltımı yapabilmek için 500 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı bulunuyor. Mevcut veriler ışığında bugün itibarıyla sadece 20 milyar dolarlık bir yatırım harcaması görüyoruz. Kalan açığın kapanması için nitelikli finansmanın her zamana destekçisi olmak durumundayız. Dünya artık teoriden uygulamaya geçmeli lakin sektörlerimizin doğru finansmanla eşleşmesi hayati önem taşıyor.
MESS bünyesinde MEXT Teknoloji Merkezi’nde 3 konuya odaklanıyoruz. Bir tanesi dijital dönüşüm, bir diğeri yeşil dönüşüm ve son olarak da yapay zeka dönüşümü. Ülkemizdeki sanayi kuruluşlarını alıp, tabiri caizse bir check-up'tan geçirip, bir uygulama planıyla onların yanında olup, bu üç dönüşümde şirketlerimize destek oluyoruz. İşletmelerimizin finansman açığıyla bankalarımız ilgilenirken biz de yetenek ve yetkililiklerini artırmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.