Altın 4 bin doları geri aldı: Sıradaki eşik nerede?
Altın üç ayın dibinden dönerken analistler yükselişin sürmesi için aşılması gereken seviyeyi açıkladı. Fonlardan çıkışlar temkini artırırken, bu hafta peş peşe gelecek Fed kararı ve ABD enflasyon verisi fiyatların yönünü belirleyebilir.
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Altın, geçen haftaki sert satışların ardından 4 bin doların üzerine dönse de yeni haftanın ikinci gününe güçlü bir yükselişle başlayamadı. Ons fiyatı, 27 Ekim Salı günü TSİ 03.35’te yüzde 0,1 düşüşle 4.010,94 dolarda kaydedildi. Pazartesi günü petrolün gevşemesiyle gelen alımlar, cuma günü görülen üç ayı aşkın sürenin en düşük seviyesinden uzaklaşılmasını sağladı. Ancak piyasadaki asıl soru, bu tepkinin kalıcı bir toparlanmaya dönüşüp dönüşmeyeceği. Analistlerin son değerlendirmeleri, yatırımcının izlemesi gereken fiyat eşiklerini ve riskleri ortaya koyuyor.
Spartan Capital’den Peter Cardillo, altın fiyatlarının psikolojik ve teknik açıdan önemli bir bölgeden dönmesini olumlu değerlendiriyor. Analist, bu hareketin yatırımcıya yeniden uygun bir giriş noktası sunabileceği görüşünde. StoneX stratejisti Bob Haberkorn ise petrolün gerilemesine düşük fiyatlardan gelen alımların da eşlik ettiğini belirtiyor. Buna karşılık Fed açıklamasına kadar işlemlerin sakin kalabileceğini ve fiyatların 4 bin dolar çevresinde dalgalanabileceğini düşünüyor. Böylece son yükselişe olumlu bakan değerlendirmelerde bile Fed kararı belirleyici yer tutuyor.
Piyasa analisti Muhammad Umair, 26 Ekim tarihli değerlendirmesinde altın fiyatında toparlanmanın devamı için 4.070 doların aşılmasını önemli görüyor. Bu seviyenin üzerinde hareketin 4.250 dolara doğru genişleyebileceğini belirtiyor. Ancak aynı analizde fiyatın 4.250 dolar altında kaldığı sürece kısa vadeli görünümün olumsuz kalacağını vurguluyor. Bu nedenle 4 bin doların geri alınmasıyla yükseliş eğiliminin güçlenmesi aynı anlama gelmiyor. Analistin işaret ettiği seviyeler, birer kesin varış noktası değil; alıcıların gücünü gösterebileceği koşullu fiyat bölgeleri olarak öne çıkıyor.
Umair’in altın için düşüş senaryosunda ilk önemli sınır 3.950 dolar. Analist, bu desteğin kırılması halinde geri çekilmenin 3.800 dolara doğru derinleşebileceğini düşünüyor. Günlük grafikte momentumun aşırı satım bölgesine yaklaşması bir tepki ihtimalini canlı tutsa da hareketli ortalamaların olumsuz görünüme işaret ettiğini belirtiyor. Dolayısıyla fiyatın ucuzlaması, analistin değerlendirmesinde tek başına dönüş kanıtı sayılmıyor. Aşağı yönlü tahminin devreye girmesi 3.950 doların kaybedilmesine bağlı; daha düşük fiyatlara ilişkin bu öngörü, gerçekleşmiş bir sonuç olarak değerlendirilmiyor.
OCBC stratejisti Christopher Wong, daha kalıcı bir yükseliş için petrol fiyatlarının gevşemesi, enflasyonun yavaşlaması, doların zayıflaması ve tahvil getirilerinin gerilemesinden oluşan destekleyici bir bileşime ihtiyaç bulunduğunu belirtiyor. Bu unsurların tamamının aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini söylemiyor; fiyatları baskılayan koşulların hafiflemesine dikkat çekiyor. Wong’a göre ekim toplantısında faizin sabit kalması beklenirken yıl bitmeden yeni artış riski sürüyor. Bu değerlendirmede belirleyici olan, altın fiyatlarını baskılayan makroekonomik koşulların ne ölçüde değişeceği.
Saxo’nun 26 Ekim tarihli piyasa değerlendirmesine göre altına dayalı borsa yatırım fonlarının tuttukları miktar, önceki haftanın son bölümünde 12,8 ton azaldı. Bir süredir fiyatlara destek sağlayan bu kanaldaki gerileme, alıcıların ne kadar istekli olduğu sorusunu öne çıkarıyor. Aynı değerlendirmede haftalık kaybın yüzde 4’ü aştığı ve hazirandan bu yana en sert düşüşün yaşandığı belirtiliyor. Kurum, yükselen reel faizleri başlıca baskı unsurlarından biri olarak görüyor. Fonların yeniden alıma dönüp dönmeyeceği de fiyat hareketinin yanında izlenen göstergeler arasında bulunuyor.
Son fiyat hareketinde enerji maliyetleri önemli rol oynuyor. Petrolün pahalı kalması enflasyonun düşmesini zorlaştırırken, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini besliyor. Faiz geliri sağlamayan değerli metal de bu beklentiden baskı görüyor. MUFG analisti Soojin Kim, pazartesi günkü petrol gerilemesinin enflasyona geçiş endişelerini bir ölçüde sınırladığını belirtiyor. Bu çerçevede petrolün gevşemesi, jeopolitik riskler sürse bile ons fiyatına destek verebiliyor; enerji fiyatlarında yeni bir sıçrama ise aynı baskıyı yeniden güçlendirebiliyor.
ABD Merkez Bankası’nın 27-28 Ekim toplantısından çıkacak faiz kararı, çarşamba günü TSİ 21.00’de açıklanacak. Basın toplantısı ise 21.30’da başlayacak. Piyasada bu toplantıda faizin değiştirilmemesi bekleniyor; buna rağmen aralık ayında yeni artış ihtimali gündemde kalıyor. Bu nedenle altın yatırımcısı açısından karar metninin ve toplantı sonrası açıklamaların tonu da önem taşıyor. MUFG’den Soojin Kim de bir sonraki önemli etken olarak Fed’in daha sert bir sıkılaşma dili kullanıp kullanmayacağına işaret ediyor. Yılın son planlı toplantısı 8-9 Aralık’ta yapılacak.
Faiz kararının ardından takvimdeki ikinci önemli durak 29 Ekim Perşembe günü TSİ 15.30. ABD’de eylül ayına ilişkin kişisel gelir ve harcamalar raporu ile üçüncü çeyrek büyümesinin ilk tahmini aynı saatte açıklanacak. Harcama raporundaki kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi, enflasyonun seyri açısından izlenecek. Umair, daha yumuşak enflasyon ve petrol fiyatlarındaki düzeltmenin alıcılara destek sağlayabileceği görüşünde. Bu nedenle altın piyasasında çarşamba akşamı oluşan ilk fiyat tepkisinin ardından perşembe verileri, aralık ayına ilişkin faiz beklentilerini yeniden etkileyebilir.
Türkiye’de birikimini gramla izleyenler için ons fiyatındaki değişim tablonun yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Uluslararası fiyatın Türk lirasına çevrilmesinde dolar/TL de etkili olduğu için kurdaki yükseliş ons tarafındaki kaybı sınırlayabilir; kurdaki düşüş dışarıdaki yükselişin etkisini azaltabilir. Bu, fiyatlama ilişkisine dayalı bir değerlendirme; kur tahmini içermiyor. Üstelik uluslararası piyasa fiyatı ile yerel piyasada fiziki ürün fiyatı arasında da fark bulunabiliyor. Dolayısıyla ons için verilen tahminleri gram fiyatına taşırken döviz kuru ve yerel fiyatlama dikkate alınıyor.