Altında 3 aylık kayıp serisi! Yatırımcı beklediğini bulamadı
Altın yatırımcıları son üç ayda beklediğini bulamadı. Orta Doğu'da savaşın başlamasıyla yükselen enerji fiyatları ve değişen faiz beklentileri, altının ons fiyatında üst üste üç aylık düşüşe neden oldu. Uzmanlar, enerji maliyetlerinin enflasyonu beslemesinin Fed'in faiz politikasını değiştirdiğini ve bunun altın üzerinde baskı yarattığını belirtiyor.
Yılın ilk iki ayında rekor seviyelere ulaşan altın, Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelerin ardından yön değiştirdi. Özellikle ABD ile İran arasında başlayan savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel piyasalardaki dengeleri önemli ölçüde etkiledi.
Normal şartlarda jeopolitik gerilimler güvenli liman talebini artırarak altını destekliyor. Ancak bu kez yükselen enerji fiyatlarının enflasyon baskısını artırması ve merkez bankalarının faiz indirimlerini erteleme ihtimali altın üzerinde ters etki yarattı.
Savaş öncesinde ABD Merkez Bankası'nın yıl içinde faiz indirimine gitmesi beklenirken, enerji fiyatlarındaki yükseliş sonrasında bu beklentiler büyük ölçüde değişti. Piyasalar artık Fed'in faiz indirimlerini geciktirebileceğini, hatta enflasyonun kalıcı hale gelmesi durumunda faiz artırımı seçeneğini değerlendirebileceğini fiyatlıyor.
Altının ons fiyatı yıla 4 bin 313 dolar seviyesinden başladı. Ocak ayında 5 bin 600 doları test ederek tarihi zirvesini gören değerli metal, ayı yüzde 12,4 primle kapattı. Şubat ayında da yükselişini sürdüren altın, yatırımcıların ilgisini çekmeye devam etti.
Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisi mart ayında sert şekilde hissedildi. Altının ons fiyatı ay içerisinde 4 bin 99 dolara kadar gerilerken, mart ayını yüzde 11,3 kayıpla tamamladı. Bu düşüş, 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en sert aylık gerileme olarak kayıtlara geçti.
Mart ayındaki sert satışların ardından altındaki zayıf görünüm devam etti. Nisan ayında yüzde 1 değer kaybeden ons altın, mayıs ayında da yüzde 1,8 gerileyerek ayı 4 bin 540 dolar seviyesinde tamamladı. Böylece altın üç ay üst üste düşüş yaşamış oldu.
Altınla birlikte gümüş piyasası da savaşın etkilerini hissetti. Endüstriyel kullanım alanlarının geniş olması nedeniyle gümüş fiyatlarındaki oynaklık daha belirgin şekilde ortaya çıktı.
Yılın ilk aylarında güçlü yükseliş kaydeden gümüş, mart ve nisan aylarında sert satışlarla karşılaştı. Ancak mayıs ayında toparlanan gümüşün ons fiyatı yüzde 2,1 yükselerek iki aylık düşüş serisini sonlandırmayı başardı.
Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, Hürmüz Boğazı'ndaki uzun süreli aksamanın petrol, doğal gaz ve rafine yakıt fiyatlarını yüksek tuttuğunu belirtti. Hansen'e göre bu durum, altın için tarihsel olarak daha az destekleyici bir piyasa ortamı oluşturdu.
Hansen, jeopolitik gelişmelerin yatırımcıları altına yönlendirmek yerine enerji kaynaklı enflasyon endişelerini artırdığını ifade etti. Bu süreçte tahvil getirileri yükselirken dolar güç kazandı ve altının cazibesi zayıfladı.
Uzmanlara göre altının performansında faiz politikaları belirleyici olmaya devam ediyor. Faiz getirisi olmayan bir yatırım aracı olan altın, faizlerin düştüğü dönemlerde daha cazip hale gelirken, faiz indirimi beklentilerinin azalması fiyatlar üzerinde baskı yaratıyor.
Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi ve enflasyon risklerinin canlı kalması nedeniyle yatırımcılar merkez bankalarından bekledikleri parasal gevşeme adımlarını daha ileri tarihlere ötelemeye başladı. Bu durum son aylarda altındaki zayıf görünümün temel nedenlerinden biri oldu.
Uzmanlar kısa vadeli baskılara rağmen merkez bankalarının altın alımlarının piyasayı desteklemeye devam ettiğini belirtiyor. Özellikle rezerv çeşitlendirme politikaları kapsamında yapılan alımlar, altının uzun vadeli görünümünü güçlü tutuyor.
Altın piyasasında dikkatle takip edilen unsurlardan biri de Çin talebi olmaya devam ediyor. Uzmanlara göre Çinli yatırımcıların ve kurumların altına yönelik ilgisi sürerken, bu talep orta ve uzun vadede fiyatlar için önemli bir destek unsuru olmayı sürdürecek.