Altında sert düşüş sonrası yeni tehlike: Dev bankalar ikiye bölündü
Altın fiyatları sert satışların ardından toparlanmaya çalışırken Wall Street'ten dikkat çeken uyarılar geldi. Bir yanda yeni bir düşüş ihtimali, diğer yanda rekor beklentisi var. Fonlardan çıkan para ise piyasadaki riskleri büyütüyor.
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Altının ons fiyatı, geçen haftanın son işlem gününde yaşanan sert kayıpların ardından yeniden yükselişe geçti. Cuma günü yüzde 3,6 değer kaybederek 3.870 dolar seviyesine kadar gerileyen altın, pazartesi günü yüzde 2'yi aşan bir toparlanma gösterdi. Salı sabahı Asya piyasalarında ise yaklaşık 3.950 dolar seviyesinde işlem gördü.
JPMorgan'ın piyasa istihbarat ekibi, altının 4.000 dolar seviyesinin altına gerilemesinin ardından satış baskısının daha da derinleşebileceğine dikkat çekti. Değerlendirmede, düşüşün devam etmesi hâlinde 3.500–3.600 dolar aralığının bir sonraki önemli destek bölgesi olabileceği belirtildi.
Bu uyarı, bankanın altın için açıkladığı kesin bir yıl sonu fiyat hedefi anlamına gelmiyor. Ancak mevcut fiyatlarla karşılaştırıldığında birkaç yüz dolarlık ilave düşüş ihtimalinin gündeme gelmesi, piyasadaki toparlanma beklentilerine yönelik önemli bir risk oluşturuyor.
Kısa vadeli düşüş tehlikesine rağmen altının uzun vadeli görünümünde iyimserliğini koruyan büyük finans kuruluşları da bulunuyor. Credit Agricole, ons altının Aralık 2026'da 5.000 dolara, Aralık 2027'de ise 5.500 dolara ulaşacağı yönündeki tahminini değiştirmedi.
Böylece piyasada bir tarafta 3.500 dolara kadar uzanabilecek teknik düşüş senaryosu, diğer tarafta 5.500 dolarlık uzun vadeli yükseliş hedefi öne çıktı. İki seviye arasındaki 2.000 dolarlık fark dikkat çekse de bunlar farklı dönemlere ve koşullara ilişkin değerlendirmeler. Bu nedenle doğrudan birbirine rakip yıl sonu tahminleri olarak görülmemeleri gerekiyor.
Altın fiyatları üzerindeki baskıyı artıran gelişmelerden biri de yatırım fonlarındaki para hareketleri oldu. BofA'nın verilerine göre 28 Ekim'de sona eren haftada altın fonlarından 1,7 milyar dolarlık çıkış gerçekleşti. Bu, temmuz ayından bu yana kaydedilen ilk haftalık çıkış olarak dikkat çekti.
Fonlardan para çıkması, bazı yatırımcıların fiyatlardaki gerilemeyi alım fırsatı olarak değerlendirmek yerine pozisyonlarını küçülttüğünü gösteriyor. Özellikle yeni satışların devam etmesi durumunda altının yeniden yükselişe geçmesi için daha güçlü bir alıcı talebine ihtiyaç duyulabilir.
Geçen haftaki düşüşün dikkat çekici yönlerinden biri, altının küresel piyasalardaki çalkantıya rağmen değer kaybetmesiydi. ABD'de teknoloji ve yapay zekâ şirketlerinin hisselerinde yaşanan satışlar, diğer finansal varlıklara da yayıldı. Bazı yatırımcılar, borsadaki zararlarını karşılamak ve nakit ihtiyaçlarını gidermek amacıyla altın pozisyonlarını kapattı.
Altının kolayca nakde çevrilebilmesi, bu tür dönemlerde beklenmedik bir satış baskısı yaratabiliyor. Güvenli liman talebi uzun vadede fiyatları desteklese bile finansal piyasalarda nakit ihtiyacının aniden artması, kısa sürede sert düşüşlere yol açabiliyor.
Altının haftaya yükselişle başlamasında petrol fiyatlarındaki düşüş önemli rol oynadı. ABD ile İran arasındaki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik diplomatik temasların sürmesi, enerji arzına ilişkin endişeleri bir miktar hafifletti. Petrol fiyatlarının gerilemesiyle birlikte enflasyonun yeniden hızlanabileceği yönündeki kaygılar da zayıfladı.
Bu gelişme altın açısından önemli çünkü yüksek enerji fiyatları, ABD Merkez Bankasının faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına veya yeniden artırmasına neden olabilecek faktörlerden biri. Ancak görüşmelerde henüz kesin bir anlaşmaya varılmaması, petrol ve altın fiyatlarında yeni dalgalanmaların yaşanabileceğine işaret ediyor.
ABD Merkez Bankasının ekim ayında faizleri sabit bırakması, para politikasında sıkılaşma ihtimalini ortadan kaldırmadı. Piyasalarda aralık ayında faiz artırımı olasılığı yüksek kalmaya devam ederken petrol fiyatlarındaki düşüş bu beklentiyi bir miktar zayıflattı.
Vadeli işlem piyasasındaki fiyatlamalarda aralık ayı faiz artışı olasılığı, bir hafta önceki yaklaşık yüzde 80 seviyesinden yüzde 73–77 aralığına geriledi. Buna rağmen yeni bir faiz artışı ihtimalinin güçlü kalması, altının yükselişini sınırlayan unsurlardan biri olmayı sürdürüyor. Özellikle doların güçlenmesi ve ABD tahvil getirilerinin yükselmesi durumunda değerli metal yeniden baskı altında kalabilir.
Ons altında kısa vadeli toparlanmanın güç kazanabilmesi için öncelikle 4.000 dolar seviyesinin yeniden aşılması gerekiyor. Ancak bu sınırın geçilmesi tek başına yükseliş eğiliminin başladığını göstermeyecek. Fiyatların yukarı yönlü hareketini sürdürmesi hâlinde 4.090 dolar ilk önemli direnç olarak öne çıkarken 100 günlük hareketli ortalamanın bulunduğu 4.210 dolar daha güçlü bir engel oluşturuyor.
Aşağı yönde ise 3.920 dolar seviyesi ilk önemli destek konumunda bulunuyor. Bu sınırın kaybedilmesi, cuma günü görülen 3.870 dolar civarındaki dip bölgesinin yeniden test edilmesi riskini artırabilir.
Özellikle 3.870 doların altına inilmesi durumunda satışların hızlanması ve daha aşağıdaki destek bölgelerinin gündeme gelmesi mümkün. JPMorgan'ın işaret ettiği 3.500–3.600 dolar aralığı da bu olumsuz senaryonun devamında önem kazanabilecek bölgeler arasında bulunuyor.
Altının son yükselişine rağmen teknik göstergeler henüz güçlü bir toparlanmayı doğrulamıyor. Fiyat hareketlerinin hızını ölçen 14 günlük göreli güç endeksi, geçen hafta 30 seviyesinin altına geriledikten sonra yaklaşık 37'ye yükseldi. Bu değişim, aşırı satış baskısının bir miktar hafiflediğini ancak alıcıların henüz piyasada belirgin üstünlük kuramadığını gösteriyor.
Üstelik altının hem kısa vadeli ortalamaların hem de 100 günlük hareketli ortalamanın altında kalması, yükselişin kırılganlığını artırıyor. Bu nedenle son fiyat hareketi, mevcut teknik görünümde kesinleşmiş bir yükseliş trendinden ziyade sert düşüşün ardından gelen tepki alımları olarak değerlendiriliyor.
Altın piyasasında gözler şimdi 3 Kasım'daki ABD ara seçimlerine çevrildi. Seçim sonuçlarının Kongredeki güç dağılımını değiştirmesi, bütçe politikaları ve kamu borcuna ilişkin beklentiler üzerinden finansal piyasaları etkileyebilir.
Diğer taraftan ABD ile İran arasındaki diplomatik görüşmelerin seyri, petrol fiyatları ve Fed'in aralık ayında atacağı adım da altının yönü açısından belirleyici olacak. Kısa vadede 4.000 doların yeniden kazanılması toparlanma beklentilerini güçlendirebilirken fonlardan çıkışların sürmesi ve son dip seviyesinin kırılması, daha derin düşüş senaryosunu öne çıkarabilir.
Altının uzun vadeli yükselişini destekleyen merkez bankası alımları ve kamu borcuna ilişkin endişeler ise varlığını koruyor. Ancak bu unsurların fiyatları yeniden yukarı taşıyabilmesi için kısa vadeli satış baskısının zayıflaması ve yatırımcı güveninin toparlanması gerekiyor.