Bakırda kıtlık korkusu büyüyor: Yeni hedef çok daha yukarıda
Bakır piyasasında arz endişesi yeni bir aşamaya geçti. Deutsche Bank, ABD ve Çin’in stok biriktirmesiyle serbest metalin daraldığını belirterek 2027 için dikkat çekici bir fiyat senaryosu ortaya koydu. Çin’de üretim artışı da sert biçimde yavaşlıyor.
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Bakırda hikâye değişiyor
Bakır piyasasında son haftalarda rekor seviyelere yaklaşan fiyatın arkasındaki hikâye artık yalnızca güçlü sanayi talebi değil. ABD ve Çin’in stok biriktirmesi, madencilik tarafındaki kesintiler ve rafine üretimdeki yavaşlama, piyasada kullanılabilir metalin daralacağı endişesini büyütüyor. Deutsche Bank’ın yeni çalışması da bu sıkışmanın fiyatı bugünkü seviyelerin çok üzerine taşıyabileceğini savunuyor. Böylece bakırda tartışma “talep ne kadar güçlü?” sorusundan “yeterli metal bulunabilecek mi?” sorusuna kayıyor.
Yeni hedef 22 bin doların üzerinde
Deutsche Bank’ın metal araştırmaları başkanı Daniel Ghali, bakır fiyatının 2027’nin ikinci çeyreğinde ton başına 22 bin 50 dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Bankanın analizinde 2027 ortalaması 20 bin 900 dolar, 2028 ortalaması ise 18 bin 500 dolar olarak veriliyor. Londra Metal Borsası’nın 28 Eylül tarihli resmi nakit fiyatı ton başına 14 bin 740 dolar düzeyindeydi. Yeni senaryo böylece mevcut seviyelere göre yaklaşık yüzde 50’lik yükseliş ihtimaline dayanıyor. Asıl fark ise tahminin yalnız talep artışına değil, fiziksel metale erişimin zorlaşacağı beklentisine dayanması.
İki ülke stokların büyük bölümünü kilitleyebilir
Tahminin merkezinde tüketimden çok stokların nerede toplandığı bulunuyor. Deutsche Bank analizine göre Çin’in stratejik rezervleri ve ABD’deki hızlı stok birikimi birlikte değerlendirildiğinde, yıl sonuna kadar küresel yer üstü bakır stoklarının yaklaşık yüzde 71’i iki ülkedeki stoklama faaliyetleriyle bağlanabilir. Bu senaryoda sorun toplam bakır miktarından çok, diğer alıcıların ihtiyaç duydukları metale ne kadar kolay erişebileceği. Serbestçe dolaşabilen stok azaldıkça fiyatın arz kesintilerine duyarlılığı da artıyor.
ABD’ye giren bakır geri dönmeyebilir
ABD’de olası ithalat tarifelerine karşı aylardır bakır depolanması, küresel metal akışını değiştiren başlıca unsurlardan biri. Deutsche Bank, tarife uygulanmasa bile ABD’ye taşınan bakırın tamamının yeniden dünya piyasasına dönmeyebileceğine dikkat çekiyor. ABD vadeli bakır fiyatlarının Londra’ya göre primli seyretmesi ve ülkede Londra Metal Borsası depolarının bulunması, metalin farklı Amerikan depoları arasında kalmasına yol açabilir. Bu durum Avrupa ve Asya’daki alıcıların erişebildiği fiziksel arzı daha da sıkıştırabilir.
Çin’de üretim artışı sert biçimde yavaşlıyor
Stok endişesine Çin’den gelen üretim görünümü de eklendi. Wood Mackenzie ve Zijin Tianfeng Futures tahminlerine göre Çin’in rafine bakır üretiminin 2026’da yalnızca yüzde 3 ile yüzde 3,4 arasında artması bekleniyor. Geçen yıl büyüme yüzde 10,4 düzeyindeydi. Bu tahmin gerçekleşirse üretim artış hızı en az 2000 yılından bu yana görülen en düşük seviyeye inecek. Konsantre ve hurda bakır tedarikindeki sıkıntılar, genişleyen izabe kapasitesine rağmen tesislerin yeterli ham madde bulmasını zorlaştırıyor.
Bakım duruşları 80 bin tonu piyasadan çekebilir
Çin’deki sıkışmanın kısa vadeli ayağı ise ekim ve kasım aylarında planlanan bakım duruşları. Piyasa tahminlerine göre bu duruşlar rafine bakır üretimini yaklaşık 80 bin ton azaltabilir. İzabe tesisleri bir yandan kıt konsantre için rekabet ederken diğer yandan yan ürün gelirlerindeki zayıflamayla karşı karşıya. Eylülde sülfürik asit fiyatlarında görülen düşüş de kârlılık baskısını artırdı. Bu nedenle yılın son çeyreğinde Çin’in dünya piyasasına vereceği rafine bakır miktarı, fiyat açısından daha kritik hale geliyor.
Dünyanın en büyük madeninde oylama sürüyor
Arz tarafındaki bir başka risk Şili’deki Escondida madeninden geliyor. BHP’nin işlettiği Escondida, şirket verilerine göre dünya bakır arzının yaklaşık yüzde 5’ini tek başına karşılıyor. Madendeki 1.020 kişilik yönetici ve teknik personel sendikası, şirketin son toplu sözleşme teklifini 28-30 Eylül arasında oyluyor ve sendika yönetimi üyelerine grev yönünde oy kullanma çağrısı yaptı. Oylama henüz tamamlanmadığı için grev kararı kesinleşmiş değil; ancak olası bir iş bırakma kararı zaten sıkışık olan piyasada yeni bir arz riski yaratabilir.
Fiyat yükselirse alüminyum devreye girebilir
Deutsche Bank’ın senaryosunda bakırdaki kıtlığın kendi fren mekanizması da var. Fiyat yeterince yükselirse elektrik ve sanayi sektöründeki bazı kullanıcıların daha ucuz ancak iletkenliği daha düşük olan alüminyuma yönelmesi bekleniyor. Bu değişim bakır talebini azaltarak stokların tamamen tükenmesini önleyebilir. Banka, mevcut fiyatların geniş çaplı ikameyi başlatacak kadar yüksek olmadığını değerlendiriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bakır ile alüminyum arasındaki fiyat farkı, talep tarafında izlenecek önemli göstergelerden biri olacak.
Bakırda bundan sonra ne izlenecek?
Bakırda yükseliş senaryosunun devamı birkaç kritik gelişmeye bağlı. ABD’nin stoklama hızının düşüp düşmeyeceği, Çin’in rafine üretiminin yılın son çeyreğinde ne kadar toparlanacağı ve Escondida başta olmak üzere büyük madenlerde yeni kesintiler yaşanıp yaşanmayacağı fiyatlamanın yönünü belirleyecek. Aşağı yönlü risklerin başında ise Çin talebinin zayıflaması ve ABD’de biriken stokların yeniden dünya piyasasına dönmesi geliyor. Bu nedenle 22 bin 50 dolarlık hedef kesin bir sonuç değil; giderek daralan kullanılabilir arz üzerine kurulmuş güçlü ancak koşullu bir senaryo.