Devletler daha pahalı borçlanıyor: Altın için hesap değişiyor mu?
Tahvil getirilerindeki sert yükseliş altın için güçlü baskı unsuru olsa da ons altının 4 bin doların üzerinde kalması, piyasalardaki alışılmış denklemi sorgulatıyor. Analistler ise faizlerin ne kadar yükseldiğinden çok, yükselişin arkasında ne olduğuna dikkat çekiyor. Peki tahvil faizleri yükselirken altın fiyatı neden direniyor?
Ons altın fiyatı, 4 bin 111 dolara gerileyerek son 2 ayın en düşük seviyesine gerilerken haftalık bazda kayıp yüzde 3,4'ü aştı. Haftaya 6 bin 740 TL'den başlayan gram altın ise kapanışı 6 bin 542 TL'den yaptı.
ABD tahvil faizlerinin rekor seviyelerde seyretmesi altında satışları güçlendirirken IMF küresel tahvil piyasalarının “düzenli bir şekilde” işlemeye devam ettiğini açıklayarak yükselen getirilerin yarattığı risklere ilişkin tartışmaları sona erdirmeye çalıştı.
Ancak İngiltere, Fransa ve Almanya gibi büyük ekonomilerde de enflasyon, artan kamu borçlanması ve mali dengelere ilişkin endişeler uzun vadeli tahvil getirilerini yukarı taşımaya devam ediyor.
Altın piyasası açısından ise asıl kritik nokta, tahvil faizlerinin yükselmesinden çok hareketin neyden kaynaklandığı.
Yüksek faiz altın için her zaman kötü mü?
Normal şartlarda tahvil getirilerindeki yükseliş altın üzerinde baskı yaratıyor. Faiz getirisi bulunmayan altını elde tutmanın fırsat maliyeti artarken, yatırımcılar getiri sağlayan tahvillere yönelebiliyor.
Ancak faizlerdeki yükseliş kamu borçlarının sürdürülebilirliğine ve devletlerin borçlanma kapasitesine ilişkin endişelerden kaynaklanıyorsa denklem değişiyor. Bu durumda yüksek tahvil faizi sadece yatırımcıya sunulan daha cazip bir getiri değil, aynı zamanda artan risk karşılığında talep edilen ek primi de yansıtıyor.
Altın neden direniyor?
Tahvil getirilerindeki yükseliş, sıkı para politikası ve güçlü dolar gibi önemli baskı unsurlarına rağmen ons altının 4 bin doların üzerinde kalması dikkat çekerken bunun arkasında da altının tahvillerden farklı yapısı bulunuyor.
Altın faiz getirisi sağlamıyor ancak herhangi bir devletin borcunu ödeme gücüne de bağlı değil. Kamu açığı, borç çevirme veya yeniden finansman yükümlülüğü taşımıyor. Devletlerin borçlanmak için giderek daha yüksek faiz ödemek zorunda kaldığı bir ortamda altının bu özelliği yatırımcıların gözünde daha önemli hale gelebiliyor.
Peki altında yönü ne belirleyecek?
Bu nedenle altının bundan sonraki seyri açısından tahvil getirilerinin sadece seviyesi değil, yükselişin kaynağı da yakından izlenecek.
Faizler güçlü büyüme ve sıkı para politikası beklentileriyle yükseliyorsa altın üzerindeki baskı artabilir. Buna karşılık hareketin arkasında kamu borçları ve mali dengelere ilişkin kaygılar ağır basıyorsa, yüksek faizlerin altını aşağı çekme gücü geçmiş dönemlere kıyasla daha sınırlı kalabilir.
Kısacası altın için kritik soru artık "tahvil faizleri yükseliyor mu?" değil, "neden yükseliyor?" olabilir.