Yapay zekâ iş yaşamını baştan çiziyor: 11 milyon kişi meslek değiştirebilir
Yapay zekânın milyonlarca kişiyi işsiz bırakacağı korkusu yeni bir boyut kazandı. McKinsey’nin 2035 projeksiyonu, 11 milyon çalışanın meslek değiştirmek zorunda kalabileceğini ancak yeni iş alanlarının kayıpları aşabileceğini gösteriyor.
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
11 milyon kişi başka bir mesleğe geçebilir
Yapay zekâ ve otomasyon iş dünyasını yalnızca çalışan sayısını azaltarak değiştirmeyecek. McKinsey Global Institute’un yeni araştırmasına göre ABD’de yaklaşık 11 milyon çalışan, 2035’e kadar mevcut mesleğinden ayrılarak tamamen farklı bir meslek grubuna geçmek zorunda kalabilir. Otomasyonun hızlı veya yavaş benimsenmesine göre bu sayı 6 milyon ile 16 milyon arasında değişebilir. Araştırmanın en önemli sonucu ise işlerin tamamen ortadan kalkmasından çok, çalışanların farklı alanlara taşınacağı büyük bir dönüşüme işaret etmesi.
36 milyon kişilik iş gücü talebi otomasyondan etkilenebilir
McKinsey’nin temel senaryosuna göre yapay zekâ ve diğer otomasyon teknolojileri, 2035’e kadar bugünkü çalışma saatlerinin yaklaşık yüzde 21’ine denk gelen iş gücü talebini ortadan kaldırabilir. Bu, yaklaşık 36 milyon tam zamanlı çalışana eşdeğer bir hacim anlamına geliyor. Ancak bu rakam 36 milyon kişinin işsiz kalacağı anlamına gelmiyor. Yaklaşık 25 milyon çalışan için aynı meslek grubundaki büyüme otomasyon kaynaklı kaybı telafi edebilir. Asıl büyük geçiş, mevcut işi daralan yaklaşık 11 milyon çalışan için yaşanabilir.
Kaybolan işten fazlası ortaya çıkabilir
Araştırmanın en dikkat çekici bölümü yeni iş talebi tarafında ortaya çıkıyor. McKinsey’nin modeline göre yapay zekâ ekonomisi, yaşlanan nüfus, altyapı yatırımları, teknoloji yatırımları ve hizmet sektöründeki büyüme 2035’e kadar yaklaşık 41 milyon kişilik yeni iş gücü talebi yaratabilir. Buna karşılık otomasyon kaynaklı azalışın yaklaşık 36 milyon kişilik olması bekleniyor. Temel senaryoda ABD ekonomisinde net olarak yaklaşık 5 milyon ilave iş oluşabileceği hesaplanıyor. Sorun iş sayısından çok çalışanlarla yeni işler arasındaki uyum olacak.
Her yıl 770 bin kişinin meslek değiştirmesi gerekebilir
Dönüşümün gerçekleşebilmesi için iş gücü hareketliliğinin tarihsel ortalamanın çok üzerine çıkması gerekiyor. McKinsey, yaklaşık 11 milyon kişinin 2035’e kadar başka meslek gruplarına taşınabilmesi için yılda yaklaşık 770 bin çalışanın meslek değiştirmesi gerektiğini hesaplıyor. Bu hız, tarihsel ortalamanın yaklaşık 3,6 katına denk geliyor. Dolayısıyla yeni işler yaratılması tek başına yeterli olmayacak. Çalışanların gerekli becerileri kazanması ve büyüyen sektörlere geçebilmesi iş piyasasının önündeki en önemli sorunlardan biri olacak.
En büyük baskı bu 5 meslekte
Başka mesleklere geçmek zorunda kalabilecek çalışanların önemli bölümü birkaç iş kolunda yoğunlaşıyor. McKinsey’ye göre müşteri hizmetleri temsilcileri, perakende satış çalışanları, ofis asistanları, kasiyerler ve depo çalışanları en fazla baskı altında kalabilecek gruplar arasında bulunuyor. Meslek değiştirmesi gerekebilecek çalışanların yaklaşık üçte biri bu beş alanda yer alıyor. Otomasyonun özellikle rutin, tekrarlanabilir ve dijital olarak gerçekleştirilebilen görevlerde hızlanması bu mesleklerde çalışan ihtiyacını aşağı çekebilir.
Ofis işlerinde otomasyon yüzde 80’e yaklaşabilir
Yapay zekânın etkisi bütün mesleklerde aynı olmayacak. McKinsey’nin modeline göre ofis ve idari destek işlerinde 2035’e kadar mevcut çalışma saatlerinin yaklaşık yüzde 80’inde otomasyon teknolojileri kullanılabilir. Teknoloji ve analitik alanında bu oran yüzde 70, perakende ve satışta ise yüzde 68 seviyesine ulaşabilir. Buna karşılık sağlık çalışanlarında otomasyonun yaklaşık yüzde 26, kamu güvenliği alanında ise yüzde 28 ile daha sınırlı kalması bekleniyor. İnsan teması ve fiziksel beceri gerektiren işler daha dirençli görünüyor.
Sağlık ve inşaatta yaklaşık 5 milyon yeni iş
İş gücü ihtiyacındaki büyümenin önemli bölümünün sağlık ve inşaat sektörlerinden gelmesi bekleniyor. McKinsey’nin hesaplamasına göre yalnızca bu iki alanda 2035’e kadar yaklaşık 5 milyon ilave iş oluşabilir. Sağlık destek hizmetleri, sağlık profesyonelleri, inşaat ve yönetim meslekleri büyüyen işlerin önemli bölümünü oluşturuyor. Yaşlanan nüfus uzun süreli bakım, evde sağlık, eczacılık, beslenme ve sağlık koordinasyonu gibi alanlarda çalışan ihtiyacını artırırken altyapı yatırımları da fiziksel iş gücü talebini destekleyebilir.
Yüksek ücretli işlerin payı artabilir
Yeni işlerin yalnız sayısı değil, ücret dağılımı da değişebilir. Araştırmaya göre büyümesi beklenen istihdamın yaklaşık yüzde 60’ı ücret dağılımının en yüksek iki diliminde yer alabilir. Buna karşılık daralması beklenen işlerin yüzde 70’inden fazlasının en düşük iki ücret grubunda yoğunlaşabileceği tahmin ediliyor. Sağlık, inşaat, yönetim ve profesyonel hizmetler yeni fırsatların önemli bölümünü oluştururken ofis destek hizmetleri, perakende, satış, ulaştırma ve lojistikte çalışanlar daha fazla dönüşüm baskısıyla karşılaşabilir.
İş bulmak yetmeyecek, yeni beceri gerekecek
Yeni işlerin ortaya çıkması, mevcut çalışanların bu pozisyonlara kolayca geçebileceği anlamına gelmiyor. McKinsey’ye göre meslek değiştirmesi gereken çalışanların yalnız yaklaşık yedide biri büyüyen bir mesleğe çok az ek eğitimle doğrudan geçebilecek. Yeni işlerin yaklaşık yüzde 85’inde diploma, sertifika veya başka bir yeterlilik şartı bulunması geçişi zorlaştırıyor. Beceri farkının yanı sıra ücret, coğrafi konum ve eğitim süresi de engel oluşturabilir. Bu nedenle iş piyasasında aynı anda hem açık pozisyon hem de işsiz çalışan bulunması mümkün.
Çalışanların yüzde 70’inden fazlası işini yeniden öğrenebilir
Yapay zekâdan yalnız işini tamamen değiştirenler etkilenmeyecek. McKinsey, çalışanların yüzde 70’inden fazlasının yaptığı işin önemli bölümünü yeniden öğrenmek zorunda kalabileceğini hesaplıyor. Yeni görevlerin bir çalışanın zamanının yüzde 15’inden fazlasını değiştirmesi, araştırmada “yeniden şekillenme” açısından önemli eşik kabul ediliyor. Bu nedenle istihdamı büyüyen mesleklerde çalışanlar bile yeni araçlara, yapay zekâ sistemlerine ve farklı iş süreçlerine uyum sağlamak zorunda kalabilir.
2035’in asıl sorunu iş kıtlığı değil geçiş olacak
McKinsey’nin temel senaryosu, yapay zekâ çağında toplam iş sayısının bugünkünden daha düşük olmak zorunda olmadığını gösteriyor. Asıl risk yeni açılan işlerle işi daralan çalışanların becerilerinin birbirine uymaması. 36 milyon kişilik otomasyon etkisinin karşısında 41 milyon kişilik yeni iş talebi oluşabilse bile milyonlarca çalışanın farklı meslek, eğitim ve beceri gerektiren alanlara geçmesi gerekecek. Bu nedenle önümüzdeki on yılın istihdam tartışmasında “kaç iş kaybolacak?” sorusunun yanına “çalışanlar yeni işlere nasıl geçecek?” sorusu da ekleniyor.