Çin daha az petrolle sistemi döndürmeye başladı
Çin’de elektrikli taksiler ve yolculuk paylaşımı, Hürmüz kaynaklı petrol fiyat şokuna karşı önemli bir tampon haline geldi. Mayısta 3,05 milyar sefer yapılırken benzin tüketimi yüzde 10, petrol ithalatı yüzde 41 geriledi.
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
İran savaşıyla yükselen petrol fiyatları Çin’de taksi ve yolculuk paylaşımı talebini hızlandırdı. Elektrikli araçların yayılması, düşen ulaşım ücretleri ve gerileyen akaryakıt tüketimi, Hürmüz kaynaklı petrol şokuna karşı yeni bir tampon oluşturdu.
Çin, Hürmüz Boğazı kaynaklı petrol fiyatı şoklarını yumuşatmak için beklenmedik bir tampon kazanıyor: elektrikli taksiler. Petrol fiyatlarının yükseldiği dönemde Çin kentlerinde taksi ve yolculuk paylaşımı kullanımı hızla artarken, yaygın elektrikli araç filosu ulaşım maliyetlerinin sınırlı kalmasına yardımcı oluyor.
Mayıs ayında ülkede taksi ve yolculuk paylaşımıyla yapılan toplam sefer sayısı 3,05 milyara ulaştı. Resmî veriler, seferlerin İran savaşının başladığı şubat sonundan bu yana geçen yılın mart-mayıs dönemine göre yüzde 6 arttığını gösterdi.
Bu artışın arkasında, Çin ulaşım piyasasının dikkat çekici bir yapısı bulunuyor. Benzin fiyatları yükselirken taksi ücretleri geriliyor. Ekonomideki zayıflık nedeniyle daha fazla sürücünün pazara girmesi ve düşük maliyetli elektrikli araçların yaygınlaşması, fiyatları aşağı çekerek yolcu talebini destekliyor.
Petrol pahalandı, taksi ucuzladı
Pekin’de yarı zamanlı çalışan bir yolculuk paylaşımı sürücüsü, son altı ayda ücretlerin yüzde 10 ila 15 gerilediğini söyledi. Yoğun rekabet, sürücü gelirlerini baskılarken yolcular için taksi ve uygulama tabanlı ulaşımı daha cazip hale getiriyor.
Sosyal medyada da marttan bu yana yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle taksiyle yolculuğun özel araç kullanmaktan daha ekonomik hale geldiğine dair yüzlerce paylaşım yapıldı. Özellikle park maliyeti ve benzin gideri hesaba katıldığında, uzun mesafelerde taksi tercihi artıyor.
Bu tablo, Çin’de ulaşım talebinin ortadan kalkmadığını, sadece özel benzinli araçtan elektrikli taksi, yolculuk paylaşımı ve toplu taşımaya kaydığını gösteriyor.
Filonun yarısı artık elektrikli
Çin Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre ülkedeki 1,3 milyonluk taksi filosunun yaklaşık yarısı elektrikli araçlardan oluşuyor. Büyük şehirlerde bu oran yüzde 100’e yaklaşıyor.
Ülkenin en büyük yolculuk paylaşımı platformu Didi ise geçen yıl hibrit veya elektrikli 2 milyon yeni aracı sisteme ekledi. Böylece şirketin fosil yakıt dışı araç sayısı 8 milyona çıktı. Didi filosunda toplam kat edilen mesafenin yüzde 75’i elektrikli araçlarla yapılıyor.
Elektrikli filonun büyümesi, Çin’in ulaşım sektörünü petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı daha dayanıklı hale getiriyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması gibi küresel petrol akışını bozabilecek senaryolarda bu yapı Çin için önemli bir koruma mekanizması oluşturuyor.
Akaryakıt tüketimi sert düştü
Elektrifikasyonun etkisi, akaryakıt tüketim verilerinde de görülüyor. Çin, mayıs ayında bir yıl öncesine göre yüzde 10 daha az benzin ve yüzde 14 daha az dizel tüketti.
Bu düşüş, karayolu yük taşımacılığı yüzde 2 artarken ve 1 Mayıs tatili döneminde kara yolu seyahati rekor kırarken gerçekleşti. Yani ulaşım talebi güçlü kalmasına rağmen petrol bağımlılığı zayıflamaya devam etti.
Greenpeace, 2035 yılına kadar Çin’de taksi ve yolculuk paylaşımıyla yapılan toplam kilometrenin yüzde 90’ının elektrikli araçlarla gerçekleştirileceğini öngörüyor.
Çin ithalatı da kıstı
Ulaşım yapısındaki bu esneklik, Çin’in petrol ithalatını da düşürmesine yardımcı oldu. Haziranda ülkenin petrol ithalatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 41 geriledi.
Bu gerileme, stratejik rezervlerin yoğun biçimde kullanılmasına gerek kalmadan gerçekleşti. Çin’in daha az petrol ithal etmesi, savaş nedeniyle sıkışan küresel piyasada başka alıcılara da alan açtı ve petrol fiyatları üzerindeki baskının sınırlı kalmasına katkı verdi.
Piyasa uzmanlarına göre çatışma, zaten başlamış olan davranış değişimini hızlandırmış olabilir. Böylece Çin’in petrol bağımlılığı, piyasaların uzun yıllardır varsaydığından daha hızlı biçimde aşağı iniyor.
Kalıcı dönüşüm mü ?
Asıl sınav, akaryakıt fiyatları yeniden savaş öncesi seviyelere gerilediğinde verilecek. Çünkü düşük petrol fiyatları özel araç kullanımını yeniden teşvik edebilir. Buna karşın beklentiler, düşüş hız keserek de olsa benzin talebindeki gerilemenin süreceğine işaret ediyor. Buna göre Çin’de benzin talebinin 2027’de de düşmesi, ancak bu yıl beklenen günlük 150 bin varillik gerilemenin gelecek yıl günlük 50 bin varil seviyesine inmesi bekleniyor.
Elektrikli ve hibrit araç kullanıcılarının davranışı da bu geçişin yönünü belirleyecek. Yakıt fiyatları yükseldiğinde batarya moduna dönen kullanıcılar, fiyatlar gevşediğinde yeniden depoyu doldurabiliyor. Yine de genel eğilim, Çin ulaşım sisteminin yapısal olarak daha az petrol tüketen bir modele doğru ilerlediğini gösteriyor.