ABD seçimleri öncesi Körfez'de savaş alarmı
ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde İran'a yönelik yeni saldırı ihtimali Körfez ülkelerini alarma geçirdi. Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için iki günlük plan masaya geldi.
ABD ile İran arasındaki gerilim, 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde yeniden tırmanma riski taşıyor. Washington yönetiminin seçimlerin ardından İran'a yönelik geniş çaplı saldırıları yeniden başlatabileceği endişesi Körfez ülkelerinde güvenlik hazırlıklarını artırırken, olası bir misillemenin enerji tesislerini ve petrol sevkiyatını hedef alabileceği değerlendiriliyor. Katar'ın öncülüğünde yürütülen diplomatik girişimler ise yeni bir çatışma dalgasını önlemeye odaklanıyor.
ABD seçimlerinin ardından saldırı ihtimali
ABD yönetiminin bölgedeki bazı müttefiklerini İran'a yönelik yeni bir askerî harekât ve buna karşılık gelebilecek saldırılara hazırlıklı olmaları konusunda uyardığı bildirildi. Bölge ülkelerinin en büyük endişesi, İran'ın olası bir operasyon karşısında yalnızca Amerikan ve İsrail hedeflerine değil, Körfez'deki stratejik enerji ve ulaşım altyapısına da misillemede bulunması.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik yeni saldırılar konusunda henüz kesin bir karar vermedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington'un diplomatik çözümü tercih ettiğini ancak askerî seçenekleri tamamen gündemden çıkarmadığını belirtti.
Seçimlerin ardından askerî baskının artırılması ihtimali, müzakerelerde zaman baskısı yaratıyor. Körfez ülkeleri ise yeni bir saldırı dalgasının yalnızca İran'la sınırlı kalmayabileceğinden, bölgesel çatışmayı derinleştirebileceğinden endişe ediyor.
Hürmüz Boğazı için iki günlük plan

Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlayabilecek yeni bir formül üzerinde çalışılıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington'un Tahran'ın taleplerini yerine getirmesi durumunda boğazdaki deniz trafiğinin iki gün içerisinde yeniden normale döndürülmesini öngören bir planın görüşüldüğünü açıkladı.
Tahran yönetimi, ABD'nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırmasını, petrol ihracatına ilişkin yaptırımları gevşetmesini ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmasını istiyor. İran ayrıca boğazdaki geçiş düzenlemeleri konusunda kendi taleplerinin kabul edilmesini şart koşuyor.
Görüşmelerde diplomatik ilerleme sağlansa da henüz nihai bir anlaşmaya ulaşılmış değil. Tarafların karşılıklı talepleri arasındaki farklılık, enerji sevkiyatının kısa sürede normale dönmesinin önündeki başlıca engel olmayı sürdürüyor.
Petrol tesisleri ve tankerler risk altında
Körfez'de yeni bir askerî çatışmanın başlaması halinde en büyük ekonomik risklerden biri petrol üretim tesisleri, ihracat terminalleri ve deniz taşımacılığı üzerinde oluşacak. Bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırılar, fiziksel üretim kayıplarının yanı sıra tanker taşımacılığı ve sigorta maliyetlerini de artırabilir.
Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılık zaten uzun süredir devam eden savaş nedeniyle ciddi biçimde aksıyor. Deniz trafiğinin yeniden güvenli ve düzenli hale gelmemesi, petrol piyasasında arz endişelerinin sürmesine neden oluyor.
Bu nedenle piyasalar yalnızca ABD ile İran arasındaki askerî açıklamaları değil, Katar'ın yürüttüğü görüşmelerden çıkabilecek somut sonuçları da yakından izliyor. Boğazın açılması yönünde anlaşma sağlanması enerji maliyetleri üzerindeki baskıyı hafifletebilirken, yeni saldırılar petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir.
3 Kasım sonrası petrol piyasası için belirleyici olabilir

ABD'de 3 Kasım Salı günü yapılacak ara seçimler, Körfez'deki diplomatik ve askerî gelişmeler açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Washington'un seçim sonrasında nasıl bir politika izleyeceği ve Katar'ın arabuluculuk çabalarının sonuç verip vermeyeceği, bölgedeki risklerin yönünü belirleyecek.
Petrol ithalatçısı ülkeler açısından çatışmaların yeniden genişlemesi, enerji faturalarının yükselmesi ve enflasyon baskısının güçlenmesi anlamına gelebilir. Türkiye açısından da uluslararası petrol fiyatlarında yaşanabilecek kalıcı artış, ithalat maliyetleri ve akaryakıt fiyatları üzerinden ekonomik risk oluşturuyor.
Diplomatik çözüm ihtimali henüz ortadan kalkmış değil. Ancak seçim takviminin yaklaşması ve tarafların askerî seçenekleri gündemde tutması, Körfez'deki belirsizliğin kısa vadede devam edebileceğine işaret ediyor.