Mehmet Ali Yalçındağ: Türkiye’yi AB’de isteyenlerin sayısı istemeyenlerden fazla

 Değişen jeopolitik dengelere dikkat çeken DEİK, Türkiye’nin AB üyeliğinin, Avrupa’nın güvenliği, refahı ve dayanıklılığı için kritik gereklilik olduğunu vurgulamak için bir çalışma başlattı. DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ çalışmanın detaylarını anlattı.

Mehmet Ali Yalçındağ: Türkiye’yi AB’de isteyenlerin sayısı istemeyenlerden fazla

Recep ERÇİN

 Dış Ekonomik İlişkiler Ku­rulu (DEİK), Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik sürecinin bir an önce tamamlanması için Avrupalı mu­hataplar nezdinde bir çalışma baş­lattı. Geçen süreçte DEİK Avrupa Konseyleri üyesi iş insanlarının destekleriyle oluşturulan bütçe sayesinde, Avrupa’da Türkiye le­hine kamuoyu oluşturmak için, ta­mamen sivil inisiyatife dayanan projeler hayata geçirildi. Avru­pa’da birden çok toplantı düzen­lendi ve önde gelen medya kuru­luşlarında ülke liderlerine hitaben açık mektuplar yayımlandı.

Önce­ki gün bu çalışmaların detayları ve çıktılarını paylaşmak üzere DE­İK Başkanı Nail Olpak ve DEİK/ Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’ın ev sahipliğinde medya kuruluşla­rının yöneticilerinin davet edildi­ği bir toplantı düzenlendi. Yalçın­dağ, toplantıda yaptığı konuşmada “Türkiye’nin AB’ye tam üye olma­sını isteyen ülkelerin sayısı iste­meyenlerden fazla. İsteyenlerin sayısı daha da artacak” dedi.

Ankara’nın desteği tam

Neden böyle bir girişim başlat­tıklarına ilişkin soruyu yanıtlayan Yalçındağ, ABD Başkanı Donald Trump’ın adeta masayı dağıttığı dünyada, masa yeniden kurulur­ken daha güçlü bir koltuk sahibi olabilmek için AB’nin Türkiye ile birlikte hareket etmesi gerektiği gerçeğinden hareket ettiklerini söyledi.

Geçen süreçte yapılan ça­lışmalara rağmen Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Avru­pa dışında Rusya ve Çin blokunda gören açıklamalarına ilişkin soru­yu yanıtlayan Nail Olpak, “Avru­pa’da liderlik krizi var bunun gös­tergesi” ifadelerini kullandı.

Bu­nunla birlikte hem daha sonra AB içinden gelen açıklamalara hem de Cumhurbaşkanı Recep Tay­yip Erdoğan ile Ursula von der Le­yen’in yaptığı telefon görüşmesi­ne dikkat çeken Olpak, bu gelişme­lerin AB tarafının bir geri adımı olarak görülebileceğini kaydetti. DEİK’in başlattığı girişime Anka­ra’nın nasıl baktığı konusundaki soruları da yanıtlayan Olpak, si­vil bir inisiyatifle başlatılan proje­nin Ankara tarafından olumlu kar­şılandığını ve destek gördüğünü, hem Ticaret Bakanlığı hem Dışiş­leri Bakanlığı tarafından olumlu dönüşler aldıklarını vurguladı.

Hedefsiz bir Avrupa olmamalı

Avrupa’nın ABD’nin yeni ko­numlanışı karşısında hedefsiz kaldığını ve şaşkın bir şekilde en yakınında Türkiye dururken Çin ile rekabette Hindistan, Mek­sika gibi ülkelerle entegrasyo­na yöneldiğini anlatan Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’nın Tür­kiye ile entegre olması gerektiği­ni söyledi. Yalçındağ, AB’ye tam üyelik süreci kapsamında başlat­tıkları çalışmaların hedefinin bu yılın sonunda tam üyelik süreci­nin başlatılması ve bir iki yıl içe­risinde tamamlanması olduğunu da sözlerine ekledi.

Yalçındağ, ay­rıca şunları kaydetti: “Türkiye’yi dahil etmeyen bir Avrupa sanayi stratejisi, Avrupa’nın kendi üre­tim bantlarını sekteye uğratacak­tır. Derin entegrasyona sahip ol­duğumuz sektörlerde ‘Made in Europe’ konsepti, Türkiye’yi de kapsayacak bir ortaklık vizyonuy­la ilerletilmelidir. Yeni çelik ön­lemleri; hem hammadde (hurda) kısıtı hem de pazar (kota) enge­li ile ihracatımızı bir ‘çifte kıska­ca’ almamalıdır.

Gümrük Birliği, AB’nin yeşil ve dijital dönüşümü çerçevesinde getirilen yeni tek­nik düzenlemelere hızla entegre edilmelidir. Tedarik zincirlerinin korunması ve Türkiye’nin AB’nin ekonomik dayanıklılığına katkı sunmaya devam etmesi ancak bu şekilde mümkündür. AB ile enteg­rasyonun sadece sanayi ürünle­riyle sınırlı kalmamasını; kamu alımları, hizmetler ve e-ticareti de kapsayacak şekilde derinleştiril­mesini talep ediyoruz.”

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL