Altın toparlandı ama tehlike geçmedi

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Altın piyasası, son dönemin en sert düşüşlerinden birinin ardından kasım ayının ilk haftasında güçlü bir toparlanma yaşadı. Ekim sonunda 3.875 dolar civarına kadar gerileyen ons fiyatı, geçen hafta 4.147 doları gördükten sonra cuma gününü yaklaşık 4.070 dolarda tamamladı. Haftalık kazanç yüzde 5'e yaklaşırken, değerli metal yılbaşına göre hâlâ yaklaşık yüzde 7 ekside bulunuyor.

Bu yükselişin ne kadarının kalıcı talebe, ne kadarının sert düşüşün ardından gelen tepki alımlarına dayandığı henüz net değil. Üstelik altının önünde birbirini ters yönde etkileyebilecek iki önemli gelişme bulunuyor: ABD borsalarındaki satış baskısı ve Fed'in faiz politikasını sıkı tutmasını gerektirebilecek ekonomik veriler.

Borsalardaki satışlar altını neden sürekli yükseltemiyor?

Geçen haftanın dikkat çekici özelliklerinden biri, altın ile ABD hisse senetlerinin farklı yönlerde hareket etmesiydi. Teknoloji hisselerindeki sert kayıplar sırasında altına talep artarken, haftanın son bölümünde değerli metal de satış baskısıyla karşılaştı.

Burada altının güvenli liman özelliğinin her koşulda aynı sonucu doğurmadığını görüyoruz.

Hisse senetlerinde kayıplar büyüdüğünde yatırımcılar portföylerini korumak amacıyla altına yönelebiliyor. Ancak düşüşler derinleşip nakit ihtiyacı arttığında, aynı yatırımcılar zararlarını karşılamak veya teminat yükümlülüklerini yerine getirmek için altın pozisyonlarını da kapatabiliyor.

Dolayısıyla borsalardaki düşüşün altın fiyatını mutlaka yükselteceği yönündeki beklentiye katılmıyorum. Özellikle yüksek kaldıraç kullanılan piyasalarda sert satışlar, kısa süreliğine altın dahil birçok varlık üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Geçen hafta yaşanan hareketler de bunu hatırlattı. Altın, hisse senetlerindeki gerilemeden destek bulmasına rağmen yükselişini koruyamadı.

Bu nedenle önümüzdeki günlerde yalnızca borsaların yönüne bakarak altın için olumlu veya olumsuz bir sonuca ulaşmak yanıltıcı olabilir.

Güçlü istihdam verisi Fed'in elini güçlendirdi

Altın fiyatındaki yükselişi sınırlayan en önemli gelişmelerden biri cuma günü açıklanan ABD istihdam verisiydi.

Ekim ayında tarım dışı istihdam 165 bin kişi arttı. Son 12 ayın aylık ortalaması olan 48 bin kişilik artışla karşılaştırıldığında, iş gücü piyasasında belirgin bir güçlenme söz konusu. İşsizlik oranı da yüzde 4,1'e geriledi.

İstihdamdaki bu toparlanma, enflasyonla mücadelede Fed'e daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.

Fed, ekim toplantısında politika faizini yüzde 3,75-4 aralığında sabit tutmuştu. Ancak kararın oy birliğiyle alınmaması önemli. İki üye, enflasyon riskleri nedeniyle faizin 25 baz puan artırılmasını tercih etti.

Güçlü istihdam verisi bu görüşü destekleyen yeni bir unsur oldu. Açıklamanın ardından doların değer kazanması ve ABD tahvil getirilerinin yükselmesi de altındaki toparlanmayı sınırladı.

Altın açısından burada belirleyici olan yalnızca politika faizinin seviyesi değil, enflasyondan arındırılmış reel faiz getirisi.

Reel faizlerin yüksek kalması, faiz geliri sağlamayan altının alternatif maliyetini artırıyor. Doların güçlenmesi ise uluslararası piyasada dolar üzerinden fiyatlanan altına yönelik talebi sınırlayabiliyor.

Bu nedenle Fed'in aralık ayında faiz artırımına yönelme ihtimalinin güçlenmesi, altının karşısındaki başlıca risklerden biri.

4.000 dolar korundu ama yükseliş henüz teyit edilmedi

Teknik görünümde ilk önemli sonuç, altının 4.000 doların üzerine dönmesi oldu. Fiyatın bu seviyeyi yeniden kazanması kısa vadeli satış baskısını hafifletti.

Ancak haftalık fiyat hareketinin ayrıntılarına bakıldığında henüz rahatlamak için erken.

Altın geçen hafta 4.147 dolara kadar yükselmesine rağmen bu bölgedeki kazanımlarını koruyamadı. Cuma günü yaklaşık 4.070 dolardan kapanış yapılması, 4.140-4.150 dolar aralığında satışların güçlendiğine işaret ediyor.

Bu nedenle önümüzdeki haftanın ilk önemli direnç bölgesini 4.140-4.150 dolar aralığı olarak görüyorum.

Bu bölgenin üzerinde kalıcı günlük kapanışlar görülmesi halinde 4.200 dolar, ardından 4.250 dolar gündeme gelebilir. Ancak söz konusu yükseliş, tek başına orta vadeli düşüş eğiliminin sona erdiğini kanıtlamayacak. Daha yüksek diplerin oluşması ve fiyatın bu seviyelerde tutunması da gerekecek.

Aşağı yönde ise 4.020-4.000 dolar aralığı ilk önemli destek bölgesi.

Bu bölgenin kaybedilmesi halinde 3.975 ve 3.935 dolar seviyeleri yeniden önem kazanabilir. Satışların derinleşmesi durumunda ise 3.875 dolar civarındaki önceki dip bölgesinin tekrar sınanması ihtimali ortaya çıkacak.

Özellikle 4.000 doların altındaki kalıcı fiyatlamalar, geçen haftaki toparlanmanın önemli bölümünü tehlikeye sokabilir.

Gümüşteki yükseliş farklı bir risk taşıyor

Altındaki toparlanmaya gümüş de eşlik etti. Gümüşün ons fiyatı haftayı yaklaşık 52 dolardan tamamlayarak yüzde 5'in üzerinde yükseldi.

Ancak iki metalin fiyat hareketlerini aynı gerekçelerle açıklamak doğru olmaz.

Altın ağırlıklı olarak parasal koşullardan, merkez bankası beklentilerinden ve yatırım talebinden etkilenirken gümüşte sanayi talebinin de önemli bir ağırlığı bulunuyor.

Özellikle bakır fiyatlarında görülen zayıflama, sanayi metalleri açısından büyüme beklentilerinin yeniden sorgulandığını gösteriyor. Bu durum gümüşün yükselişini sınırlayabilecek bir unsur.

Altın/gümüş oranının yaklaşık 78,5 seviyesinde bulunması da dikkat çekiyor. Ancak bu oranın yüksek olması tek başına gümüşün ucuz olduğunu veya mutlaka altından daha hızlı yükseleceğini kanıtlamıyor.

Gümüşün daha güçlü bir yükseliş dönemine girebilmesi için altındaki toparlanmanın yanında sanayi metalleri üzerindeki baskının da hafiflemesi gerekiyor.

Gram altında iki ayrı değişken belirleyici

Türkiye'deki yatırımcı açısından ons fiyatındaki toparlanmanın gram altına yansıması ayrıca değerlendirilmeli.

Gram altının fiyatını yalnızca uluslararası altın piyasası belirlemiyor. Dolar/TL kurunun yönü de doğrudan etkili.

Doların yaklaşık 50 TL seviyesinde bulunduğu mevcut koşullarda, ons altındaki yükseliş gram fiyatını desteklerken kurdaki değişimler bu etkiyi güçlendirebilir veya sınırlayabilir.

Örneğin ons fiyatındaki gerilemeyle aynı dönemde dolar/TL'nin yükselmesi, gram altındaki kaybın daha sınırlı kalmasına neden olabilir. Tersi durumda, ons fiyatı yükselse bile kurdaki düşüş gram altının kazancını azaltabilir.

Bu nedenle Türkiye'deki yatırımcı açısından 4.000 ve 4.150 dolar seviyeleri kadar dolar/TL'nin hareketi de önemini koruyor.

Fiziki altın ve bankalardaki alış-satış makaslarının piyasa oynaklığının arttığı dönemlerde genişleyebilmesi de kısa vadeli işlemlerde ayrıca dikkate alınmalı.

Altının asıl sınavı 10 Kasım'da

Yeni haftada altının yönünü belirleyebilecek en önemli gelişme ABD'nin ekim ayı enflasyon verisi olacak.

Tüketici Fiyat Endeksi 10 Kasım Salı günü Türkiye saatiyle 16.30'da açıklanacak. Ardından 13 Kasım Cuma günü üretici fiyatları verisi gelecek.

Eylül ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 3,7 seviyesindeydi. Fed'in yüzde 2'lik hedefi dikkate alındığında fiyat baskısının hâlâ önemli olduğu açık.

Beklentilerin altında kalan bir enflasyon verisi, faiz artışı ihtimalini zayıflatarak dolar ve reel faizler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Böyle bir gelişme, altının 4.150 dolar direncini yeniden sınamasına zemin hazırlayabilir.

Buna karşılık beklentileri aşan enflasyon, güçlü istihdam verisinin ardından Fed'in daha sıkı bir politika izleyeceği beklentisini artırabilir. Bu durumda 4.000 dolar desteğinin korunması daha da önem kazanacak.

Burada önemli bir ayrıntı var. Enflasyonun yükselmesi her zaman altın fiyatının yükselmesi anlamına gelmiyor. Yüksek enflasyona karşı Fed'in daha fazla faiz artıracağı beklentisi güçlenirse, ilk piyasa tepkisi altın açısından olumsuz olabilir.

Yüzde 5'lik yükseliş yeterli mi?

Altının bir haftada yaklaşık yüzde 5 değer kazanması küçümsenecek bir hareket değil. Ancak sert düşüşlerin ardından görülen güçlü toparlanmaların tamamı yeni bir yükseliş döneminin başlangıcına dönüşmüyor.

Üstelik altın, yılın başında ulaştığı yüksek seviyelerin hâlâ oldukça altında işlem görüyor. Orta vadeli görünümün olumluya dönmesi için yalnızca kaybedilen fiyat seviyelerinin geri alınması değil, yükselişin ekonomik koşullarla da desteklenmesi gerekiyor.

Benim için burada belirleyici olan, altının borsalardaki satışlardan ne ölçüde yararlandığı değil, dolar ve reel faizler yükselirken kazanımlarını koruyup koruyamadığı.

Geçen hafta bu sınavı tam olarak geçemedi.

Önümüzdeki günlerde 4.150 doların aşılması ve üzerinde kalıcılık sağlanması, alımların güç kazandığını gösterebilir. Buna karşılık 4.000 doların yeniden kaybedilmesi, geçen haftaki yükselişin düşüş eğilimi içindeki geçici bir toparlanma olarak kalması ihtimalini artıracak.

Altın için şu aşamada en önemli soru, 4.000 doları geri almış olması değil; 4.150 doları aşacak gücü nereden bulacağı. Bu sorunun yanıtını da büyük ölçüde ABD enflasyonu, dolar ve reel faizlerin seyri verecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar