Gözleri Kapalı Kadınlar’ın rengarenk dünyası

Sevgisizliği, kötülükleri, adaletsizlikleri, zorlukları, eşitsizliği, haksızlığı, şiddeti görmek yerine gözlerini kapatan kadınların iç dünyasının hikâyesini Ayşe Akalın, Gözleri Kapalı Kadınlar sergisinde anlatıyor.

Haber Merkezi
YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Günay DEMİRBAĞ

Ayşe Akalın, sokak ve şehir fotoğrafları çekmeyi seviyor. Savunma ve havacılık alanında uzun yıllardır yayımlanan Defence Turkey ve Aviation Turkey dergilerinin yayıncısı ve genel yayın yönetmeni ve son resim sergisinde kadınlara farklı bir bakış açısını ortaya koyuyor Gözleri Kapalı Kadınlar sergisi için “Dünyamızda ve kendi hayatlarında yaşanan umutsuzluğa, hayal kırıklıklarına ve tüm zorluklara gözlerini kapattıklarında, bu kadınların içlerindeki sevgi, şefkat, yaratıcılık, doğurganlık, dişilik rengârenk ortaya çıkıyor” diyen Ayşe Akalın ile çalışmaları ve eserleri üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Sayın Akalın kariyerinizdeki yolculuğunuzu anlatır mısınız?

Öncelikle bu söyleşi için çok teşekkür ederim. Bir basın mensubu olarak bu sefer röportajın diğer tarafında olmak çok farklı ve keyifli. Ankara’da doğdum, tüm eğitim yaşantım burada geçti. Aslında bambaşka başladı kariyer yolculuğum. Bir süre reklamcılık ve halkla ilişkiler alanında çalıştım. Çalıştığımız matbaada o dönem 20 yıllık bir dergi olan Savunma ve Havacılık dergisi basılıyordu. Bir gün içimden keşke şöyle düzenli bir şekilde yayınlanan bir dergimiz olsaydı demiştim. Aslında o bir anlık bir sözdü; üstüne düşünülmemiş, planlanmamış. Sonra önüme öyle kapılar açıldı ki, bir anda kendimi savunma ve havacılık alanında bir yayıncı olarak buldum. O dönemden bu yana da uzun yıllardır savunma ve havacılık alanında yayımlanan dergilerin yayıncısı ve genel yayın yönetmeni olarak çalışıyorum. İngilizce yayınlanan dergilerimiz yaklaşık 72 ülkede savunma ve havacılık yetkililerine dağıtılıyor. Türk ve global savunma ve havacılık sanayileri arasında çift taraflı bir bilgi akışı sağlıyorum. Yaklaşık 20 yıla yaklaşan yayıncılık hayatımda, dünyada bu alandaki gelişmeleri yakından takip ederek gerçekleşen etkinliklere, toplantılara ve organizasyonlara etkin olarak katılıyorum. Defence Turkey dergimiz, 100 yıldan fazladır düzenlenen dev global havacılık firmalarının katıldığı Paris Airshow’da organizasyon komite tarafından seçilmiş Türkiye’den tek medya partneri. Logomuzu The New York Times ya da La Monde’un yanında görmek gerçekten çok gurur verici.

Kadın girişimci olarak iş dünyasında cinsiyetsiz bir bakış açısına sahip olmanın önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

İş hayatında cinsiyetsiz olmanın çok önemli olduğunu ve bunu da başarabildiğimi düşünüyorum. Ben kendi işimi yaptığım için bu yaklaşımla aslında bir kadın girişimci olarak zorluk çekmedim. İş insanı olarak zorluklar elbet oluyor ama bunun kadın olmamla ilgilisi yok. Kurumsal bir hayatta olsaydım belki zorlukları olabilirdi. Kadın yöneticilerin az olduğu havacılık ve savunma sektöründe halen bu zorluklar kadınlar açısından devam ediyor. Öte yandan IATA üyesi hava yollarının sektördeki üst düzey kadınların temsilinin az olduğu rollerde, kadınların temsilini 2025 yılına kadar %25’e kadar artırması gibi bir hedefi var. Dolayısıyla kadın ya da erkek diye ayrım yapmadan, cinsiyetsiz bir yaklaşımla herkesin yeteneklerine ve katkılarına odaklanıldığında daha adil, verimli ve kapsayıcı bir ortamda başarı kaçılmaz olacaktır. Sergime ev sahipliği yapan Elite World Hotels & Resorts de kadın yöneticileri çok olan bir kurum. Bu özellik “Gözleri Kapalı Kadınlar” sergisinin Elite World zincirinde yapılıyor olmasını daha da değerli kılıyor.

İşiniz gereği sık sık seyahat ediyorsunuz ve farklı kültürlerden çok insanla karşılaşıyorsunuz. Bu deneyimlerinizin sizin üzerinizdeki etkisi nedir?

Dediğiniz gibi işim gereği çok seyahat ediyorum. Farklı kültürlerden çok insanla karşılaşıyorum. Farklı insanların hikâyeleri dinlemek, farklı hayatlar, farklı şehirler tanımak insanı her anlamda zenginleştiriyor. Amatör olarak sokak, şehir, günlük hayat fotoğrafları çekiyorum. Gittiğim her şehir, o şehrin insanları fotoğraflarıma yeni bir konu oluyor… Aslında şunu fark ediyorum ki hem kariyer hayatımda hem özel yaşantımda, gerçek samimiyet hangi milletten, hangi kültürden olursa olsun karşınızdaki insana geçiyor. İnsan her yerde aynı, duygunun olduğu yerde insan aynı… Öte taraftan farklı hikâyelerin farklı kültürlerin benzerliklerini de keşfettikçe aslında bütün olarak birbirini tamamlayan parçalar olduğumuzu fark ediyorum. Bu da büyük zenginlik. Beni yabancı kültürlerle bu kadar entegre eden hayatım bana, farklılıkları kabul etmeyi ve toleransı öğretti.

Resim yapmanın size sağladığı özgürlük hissi ve duygusal bir ifade aracı olarak nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz?

Hiçbir bir kurala, sınıra tabii olmadan istediğim gibi resim yapma özgürlüğü harika bir duygu. Yaşamlarımızda sorumluluk aldığımız birçok alan var. Her an özgür olmamız elbette mümkün değil. Jean-Jacques Rousseau’nun çok sevdiğim bir sözü var: “İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır.” Dolayısıyla sanırım ben de değiştirebileceğim ve istemediğim şeyleri yapmaktan vazgeçtim. Değiştirmediklerimi de kabul etmeye başladım. Kabul bence harika bir özgürlük. Resim yapmak bende bu kapıları açtı sanırım.

“Gözleri Kapalı Kadınlar” sergisindeki kadın figürlerini oluştururken hissettiğiniz duyguları ve serinin size sağladığı kişisel gelişim ve keşif deneyimlerini paylaşabilir misiniz?

Sergi, aslında sevgisizliği, kötülükleri, adaletsizlikleri, zorlukları, eşitsizliği, haksızlığı, şiddeti görmek yerine gözlerini kapatan kadınların iç dünyasının hikâyesi. Dünyamızda ve kendi hayatlarında yaşanan umutsuzluğa, hayal kırıklıklarına ve tüm zorluklara gözlerini kapattıklarında, bu kadınların içlerindeki sevgi, şefkat, yaratıcılık, doğurganlık, dişilik rengârenk ortaya çıkıyor. Canlı, sanki yaşam gibi, akıyor alabildiğince. Kadınlıklarını gururla taşıyan kadınlar için bu kaçış değil, görmeyi reddetmek değil aksine bir varoluş, güç, başkaldırı, inanç, her şeye rağmen sevgiyi hissetmek. Bu da benim kadınlarımın manifestosu işte...

Hayat deneyimlerle dolu bir yolculuk. “Gözleri Kapalı Kadınlar” ile başladığım yolculuğum bana bazen direndiğinde, bazen direnmekten vazgeçtiğinde kapıların açıldığı ve çözümlerin geldiğini, hayatın her alanında “insanın” çok önemli olduğunu, gerçek samimiyetin her zaman karşı tarafa geçtiğini gösterdi. Bunun yanı sıra, oyunu kurallarına göre oynarken bile kendin gibi olabilmenin ne kadar büyük özgürlük olduğunu ama en önemlisi yaşanan ne olursa olsun inanmaktan ve umut etmekten asla vazgeçmemenin en büyük güç olduğunu keşfetmemi sağladı. Eserlerdeki kadınların gözleri niye kapalı derseniz, o kadınlar boşuna gözleri kapalı gelmedi. Günümüzde ayakları yere basan, güçlü ve yaratıcı kadınların belki de en büyük engeli, güçlü olmak adına kadın yanlarını biraz ihmal etmeleri, göz ardı etmeleri.

Ben de kendimle ilgili bir dönüşüm ve değişim dönemindeydim. Sanırım kadın çizmemin en önemli nedeni bu oldu. Öncelikle kadın olarak kendimi fark etmem, ifade etmem için bir kapı açtı bana. Ben yol aldıkça, hayatla, kendi yolculuğumda ilerlerken bu kadınlar rengârenk ortaya çıkmaya devam ediyor. Aslında farklı teknik bilmediğim için gözleri ve dudakları hep aynı çiziyormuşum gibi geliyordu bana. Ama tamamlanınca hepsi bambaşka oldu; hiçbiri birbirine benzemiyor aslında.

Tek benzerlikleri kadın olmaları. Belki bu kadınlar benim; benim hâllerim, geçmişim, geleceğim. Belki tüm kadınlar, din, dil, ırk fark etmeksizin. Masanın üstüne bazen koyuyorum yan yana. Yanlarından geçerken canlılar gibi hissediyorum, hepsinin ruhu var. Ne hissediyor bu kadınlar diye düşününce zihnim devreye giriyor. O yüzden sorgulamıyorum. Sorgulamadığımda, düşünmediğimde sadece elimi özgür bıraktığımda gelene “merhaba” diyorum. İsimlerini de hiç düşünmüyorum, zaten enteresan bir şekilde isimleriyle birlikte çıkageliyorlar. Din, dil, ırk, yaş ayrımı olmaksızın eserlerimin farklı ülkelerden gelen turistlerle buluşacak olması da benim için ayrı bir gurur.

Farklı objeler kullanma konusunda hayalleri var

Hem iş hayatınızda hem de sanatsal çalışmalarınızda gelecekteki projeleriniz ve hedeflerinizden bahseder misiniz?

Yayıncılıkla ilgili daha fazla globalleşmeyi, daha çok yabancı okuyucuya ulaşmayı hedefliyorum. Bu konuyla ilgili hem yayıncılık hem de dijital alt yapımızı değişen algoritmalar ve hızla değişen dijital dünyaya uyarlıyoruz ve trendleri yakından takip ediyoruz. Sektörel yayıncılıkta network her iş kolunda olduğu gibi çok kıymetli. İçeriklerimizin zenginliğinde bu networkun katkısı büyük. Bu networku daha da geliştirmek de hedeflerim arasında. Sanatsal çalışmalarım için de daha çok kişiye resimlerimin ulaşmasını istiyorum. Bu noktada dijital dünya çok hızlı ve etkili. NFT koleksiyonerlerine yönelik çalışmalarımız da var. Ayrıca resimlerimin farklı objeler, projeler, tasarımlar için de kullanılması konusunda da hayallerim ve hedeflerim var.

'Misafir deneyimini sanatla zenginleştirmek istiyoruz'

Elite World Hotels & Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu ise sergi alanı konusunda görüşlerini Dünya Gazetesi okurları için açıkladı: “11 otelimiz ve 5 bine yakın yatak kapasitemizle yaklaşık 50 yıldır turizm sektöründe hizmet veren Elite World Hotels & Resorts olarak, dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimizi, sunduğumuz üstün konaklama deneyiminin yanı sıra sanatsal bir yolculuğa da çıkarmayı hedefliyoruz. Sanatın, dünyanın her yerinden insanları bir araya getirdiğine, bir hikâye anlatarak bizi hem iç dünyamıza hem de dış dünya doğru bir yolculuğa çıkardığına inanıyoruz. Sanata katkımızı, onu daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaç edinerek, sınırların dışına taşıyan bir deneyim sunarak veriyoruz. Elite World Hotels & Resorts olarak bundan sonra otellerimizde misafirlerimizi daha fazla yerel sanatçılarımızla buluşturarak zengin bir deneyim yaşatmayı planlıyoruz.”