Gayrimenkulü turizmle besleyip sürekli döviz kazancına dönüştürelim
Turizm ile gayrimenkul arasında güçlü bir bağ olduğunu belirten uzmanlar, iki sektörün birbirini besleyerek sürekli döviz kazancına dönüştürülebileceğini söyledi. Uzmanlar, “Sağlık rezidansları, emeklilik köyleri, uzaktan çalışan yabancılara yaşam projeleri ve uluslararası öğrenci konutları gibi projeler, tek seferlik konut satışından ziyade, düzenli ve kalıcı döviz akışı sağlar” dedi.
Hamide HANGÜL
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ödemeler dengesi verileri, gayrimenkul piyasasının en belirleyici eğilimlerinden birini ortaya koyuyor. Türk vatandaşlarının yurt dışından satın aldığı taşınmazlar, 2025 yılında 2 milyar 675 milyon dolara ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. 2019’da yalnızca 200 milyon dolar dolayında seyreden bu rakamın altı yılda on katına yaklaşması, sıradan bir piyasa dalgalanmasının çok daha ötesinde.
Başka bir ifadeyle yerli sermaye artık yurt dışında adres arıyor. Diğer taraftan yabancıya konut satışında da düşüş var. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2022’de 67 bin 490 adetle zirve yapan ve toplam konut satışlarının yüzde 4,5’ini oluşturan yabancıya konut satışı, 2025’te 21 bin 534’e gerileyerek son dokuz yılın en düşük düzeyine indi. Yabancı payı yüzde 1,3’e kadar geriledi. Bir yanda yurt dışına yönelen yerli sermaye rekor kırarken, diğer yanda yabancıya satışlarda düşüş söz konusu. Bu tablo yeni bir denge ihtiyacının habercisi.
Öte yandan Türk yatırımcısının yurt dışında konut arayışına verilecek yanıt, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar çok katmanlı. “Bir yanda küreselleşen bir piyasa var” diyen Yüksek Mimar Emrullah Yedikardeş, bu soruya şöyle yanıt verdi: “Dijital platformlar sayesinde bugün bir yatırımcı Lizbon, Dubai ve İstanbul’u aynı ekranda yan yana koyup karşılaştırabiliyor. Bir dönem yalnızca üst gelir grubunun ilgilendiği bu pazar, artık orta ve üst-orta gelir grubunun da gündeminde.”
Körfez’deki tansiyon ve Avrupa’da ev işgalleri yatırımcı güvenini kırıyor
Yatırımcının getiri kadar öngörülebilirlik de aradığını, ancak son verilerin yurt dışının sanıldığı kadar güvenli bir liman olmadığını gösterdiğine işaret eden Yedikardeş, Körfez bölgesini etkileyen tansiyonla, Türk yatırımcısının yoğun ilgi gösterdiği Dubai’deki alımların 187 milyon dolarla son üç ayın en düşük seviyesine düşürdüğünü, Avrupa’nın bazı şehirlerinde ise yaygınlaşan mülk işgali vakalarının da yatırımcıların mülkiyet güvenliğini sorgulamasına yol açtığını söyledi.
Türkiye için yeni fırsat kapısı
Tüm bunların yen bir fırsata işaret ettiğini söyleyen Yedikardeş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, yabancı yatırımcı açısından güçlü kartlara sahip: Coğrafi konumu, iklimi, kültürel zenginliği, sağlık altyapısı, turizm potansiyeli ve büyük şehirlerinin dinamizmi önemli avantajları. Ancak bu avantajların yatırım kararına dönüşebilmesi için, sunulan projelerin ve süreçlerin de yatırımcı beklentisine uygun hâle gelmesi gerekir. Yabancı ilgisini yeniden kazanmanın yolu, her şeyden önce doğru projelerden geçiyor. Doğru konumlanmış, planlı ve katma değeri yüksek projeler hem şehirlerimize değer katar hem de gelen yatırımcının niteliğini yükseltir.”
Akademik çalışmaların gayrimenkul ile turizmin birbirini beslediğine işaret ettiğini, Türkiye’de ev alan yabancıların, bölgedeki turizm hareketliliğine katıldığının görüldüğünü vurgulayan Yedikardeş, şöyle devam etti: “Turizm bölgelerinde ikinci konut yatırımını teşvik eden, hedef pazarlara yönelik uluslararası pazarlama stratejileri geliştirmek büyük önem taşıyor. Bir adım ötesi, sürekli döviz girişi sağlayan gayrimenkul modellerine yönelmektir.
Sağlık turizmi odaklı rezidanslar, emeklilik köyleri, uzaktan çalışan yabancılara yönelik yaşam projeleri ve uluslararası öğrenci konutları gibi modeller, düzenli ve kalıcı bir döviz akışını mümkün kılar. Kira getirisi öngörülebilir rezidanslar, profesyonel işletme modelleriyle yönetilen projeler ve gelir paylaşımına dayalı yapılar, yabancı sermayeyi Türkiye’ye çeken güçlü ve sürdürülebilir bir kanal olabilir. Bu yaklaşım, tek seferlik bir satıştan ziyade, kalıcı bir yatırım ilişkisi sağlar.”
Pasaport ve oturumda kademeli model
Yabancı yatırımcının beklentisinin tek tip olmadığını söyleyen Emrullah Yedikardeş, bir kesimin, pasaportun sağladığı uluslararası hareket serbestisi için yatırım yaparken; bir başka kesimin güvenli bir oturum statüsü aradığına işaret etti.
Bugün 200 bin dolarlık gayrimenkul alan bir yabancının, oturum (ikamet) hakkı edinebildiğini, 400 bin dolarda ise vatandaşlık imkânına sahip olabildiğini anımsatan Yedikardeş, bu iki kapıda da her beklentiye ayrı bir basamak sunulabileceğini belirterek, şöyle devam etti: “Mevcut 200 bin dolarlıkta oturum basamağı korunurken, bunun üzerine oturumla pasaport hakkını da kapsayan bir ara modelle 300 bin dolar düzeyinde eklenebilir. En üst basamakta ise tam istisnai vatandaşlık, örneğin 500 bin dolar düzeyinde konumlandırılabilir. Böylece, her yatırımcıya beklentisine ve bütçesine uygun bir kapı açılır, vatandaşlık ise daha seçici ve nitelikli bir konuma yerleşir.”