Afet sonrası dönüşümün rakamsal reçetesi
İklim krizinin tetiklediği aşırı hava olayları ve yangınlar, kırsal ekonominin kılcal damarlarını yok ediyor. Akdeniz’deki afetlerin ardından OPET’in 'Doğaya Saygı Projesi' kapsamında yürütülen etki analizi, fiziki onarımın ötesine geçen bütüncül modellerin gücünü ortaya koydu. Saha çalışması, 293 yerel sakinin katılımıyla somut sosyoekonomik çıktılar sundu.
Başak Nur GÖKÇAM
Dünya genelinde iklim değişikliğinin yarattığı tahribat yıllık 300 milyar doları aşan küresel bir ekonomik yük oluştururken, bu felaketlerin en ağır faturası kırsal yerleşimlerde ödeniyor. Türkiye’de 2021 yazında 15 gün gibi kısa bir sürede meydana gelen 75 ayrı orman yangınında yaklaşık 60 bin hektar alan etkilendi, 52 bin hektarlık orman varlığı kaybedildi.
Felaketin merkez üssü Muğla’da Marmaris ve Milas hattında arıcılık, çam balı üretimi, zeytincilik ve kırsal turizmle geçinen köyler tek bir gecede tüm gelir kaynaklarını yitirdi. Çam balının temeli olan basralı çam alanlarının küle dönmesi, kuşaklardır süregelen sosyo-ekonomik ekosistemi çöküşün eşiğine getirdi. Ancak felaketlerin ardından uygulanan rehabilitasyon stratejilerinin başarısı, sahadan elde edilen bilimsel verilerle ölçülebiliyor.
Bu kapsamda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Fakültesi Uygulamalı İstatistik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Burcu Mestav tarafından hazırlanan ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) etki zinciri modelini esas alan araştırma, OPET’in afetin hemen ardından başlattığı ‘Doğaya Saygı Projesi’nin sosyo-ekonomik boyutlarını ortaya koydu.
Afetten doğrudan etkilenen Marmaris’in Bayır ve Osmaniye ile Milas’ın Çökertme, Gökbel ve Bozalan köylerinde tabakalı örnekleme yöntemiyle 293 yetişkinle gerçekleştirilen saha araştırması, OPET’in yürüttüğü bölgesel dönüşümün haritasını çizdi. Katılımcıların yüzde 82,5’inin 20 yıldan uzun süredir bölgede yaşıyor olması, ölçülen memnuniyetin anlık bir heyecan değil, yangın öncesi ve sonrasını mukayese edebilen köklü bir toplumsal tanıklık olduğunu doğruladı.
Cronbach Alfa = 0,973 gibi uluslararası kabulde ‘mükemmel’ sayılan güvenilirlik katsayısına sahip araştırmada, halkın yüzde 77,9’u OPET’in yürüttüğü sosyal ve ekonomik rehabilitasyon çalışmalarını başarılı veya çok başarılı olarak nitelendiriyor. Genel memnuniyetin bileşik karar skorunda 100 üzerinden 79,1 puana ulaşması, projenin ‘Devam Ettirilmeli ve İyileştirilmeli’ stratejik kategorisinde yer aldığını gösterdi.
Dönüşümün nedensellik zinciri
Uluslararası standartlarda hazırlanan analiz, OPET tarafından gerçekleştirilen fiziki altyapı iyileştirmelerinin toplumsal sermayeye dönüşüm adımlarını nedensellik zinciriyle açıklıyor. Çıktı, Sonuç, Etki ve Sosyo-Kültürel katmanlar arasındaki güçlü korelasyon, yapılan her fiziki dokunuşun ekonomik canlılığı ve çevre bilincini tetiklediğini kanıtlıyor. Katılımcıların yüzde 79,9’u bölgedeki olumlu değişimin doğrudan OPET’in Doğaya Saygı Projesi sayesinde gerçekleştiğini ifade ederken, yüzde 52,6’lık kesim ise bu destekler olmasaydı köylerindeki toparlanmanın “hiç yaşanmayacağını” vurguluyor.
Cinsiyet eşitliği ve hane ekonomisine doğrudan katkı sağlandı
Saha araştırmasının öne çıkan en çarpıcı bulgularından biri, cinsiyet eşitliği ve hane ekonomisine sağlanan doğrudan katkı oldu. Halk Eğitim Merkezleri iş birliğiyle açılan eğitim ve meslek kurslarına katılanlarda fayda algısı 5 üzerinden 4,30 puana yükselirken, kadınların ekonomik güçlenmesine katkı oranı 4,15 seviyesine ulaştı. Yöresel ürün satışı için kurulan stantların aile bütçesine katkı sağladığını belirtip onaylayanların oranı yüzde 73,7 olarak kayıtlara geçti. Köy meydanı düzenlemeleri, okul yenilemeleri ve esnafa verilen can suyu yardımları, yangın sonrası ortaya çıkan psikososyal travmanın atlatılmasında moral-dayanışma puanını 4,33 ile zirveye taşıdı.
Çok boyutlu ve kalıcı etki oluştu
Konuyla ilgili açıklamada bulunarak sosyal sorumluluk anlayışının afet bölgelerinde sürdürülebilir toplumsal değer üretmeye odaklanması gerektiğini vurgulayan OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “Muğla’da yaşanan büyük yangınların ardından bölgeyi yeniden ayağa kaldırırken en büyük önceliğimiz, insanların yaşamına kalıcı değer katacak bir dönüşüm başlatmaktı. Bugün bağımsız ve bilimsel yöntemlerle ortaya konulan bu sonuçlar, Doğaya Saygı Projesi’nin kadınların güçlenmesinden yerel ekonominin canlanmasına, çevre bilincinden toplumsal dayanışmaya kadar çok boyutlu ve kalıcı bir etki oluşturduğunu gösteriyor.
Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz OPET olarak sosyal sorumluluğu, toplumla birlikte değer üretmek olarak görüyoruz. Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri de elde edilen kazanımların doğrudan OPET Doğaya Saygı Projesi’ne atfedilmesi oldu. Katılımcıların yüzde 79,9’u bölgedeki olumlu değişimlerin proje sayesinde gerçekleştiğini belirtirken, yüzde 52,6’sı ise proje olmasaydı bu gelişmelerin hiç yaşanmayacağını ifade etti. Tüm bu veriler, afet sonrası bölgede yaşanan sosyal ve ekonomik dönüşümün büyük ölçüde proje sayesinde gerçekleştiğini ortaya koyması bakımından bizim için son derece değerli ve gurur verici” değerlendirmesinde bulundu.
9 bin 500 kilometrelik Sıfır Atık hareketi
Afet bölgesindeki kırsal kalkınma hamlesi, çevre bilincini ulusal ölçekte kitlesel bir harekete dönüştürdü. Türkiye genelinde ‘çöpün orman yangınlarındaki rolünü hatırlatmak’ amacıyla başlatılan çevre temizliği seferberliği, 7 coğrafi bölgede seçilen 7 kritik ilde (Antalya, Ankara, İstanbul, Gaziantep, İzmir, Samsun, Erzurum) 60 gün içinde tamamlandı. Ekiplerin yaklaşık 9 bin 500 kilometre yol katettiği saha operasyonlarında doğadan 2 tonun üzerinde atık toplanarak geri dönüşüme kazandırıldı. ‘Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması’ gibi iletişim kanallarıyla da gençlerde seyahat ederken çevreye duyarlı alışkanlıkların kalıcı hale getirilmesi hedefleniyor
İstatistiksel modellemenin stratejik yol haritası
ÇOMÜ’nün araştırmasıyla geleceğin sürdürülebilirlik haritası çıkarıldı. Önem-Performans Analizi (IPA) sonuçlarına göre halk nezdinde onay ve güvenilirlik 'Sürdür' bölgesinde yer alırken; kadınların sosyo-ekonomik katılımı 'Yoğunlaş Buraya' alanında öne çıkıyor. Tek yapısal hassasiyet ise özel sektör desteği çekildiğinde faaliyetlerin devamına dönük güven katsayısının 5 üzerinden 3,50'de kalması. Bu durum, yerel kapasiteyi kurumsallaştıracak geçiş planlarının önemini teyit ediyor.