İklim krizinin faturası trilyon dolarları zorluyor: Arktik’te dev çatlak

Kütlesel buz kayıpları ve deniz seviyesindeki yükselme, küresel ekonomiye her yıl yüz milyarlarca dolarlık doğrudan zarar veriyor. Grönland’daki 76 kilometrekarelik tarihi buz kopması, iklim krizinin denizcilik rotaları ve tedarik zincirleri üzerindeki devasa maliyetini yeniden gündeme taşıdı. Uydu verileri, kutuplardaki erimenin ekonomik risklerini gözler önüne seriyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
İklim krizinin faturası trilyon dolarları zorluyor: Arktik’te dev çatlak

Başak Nur GÖKÇAM

Küresel iklim değişik­liği ve sera gazı emis­yonlarındaki artış, gezegenimizin soğutma siste­mi olan kutup bölgelerinde ge­ri dönülemez izler bırakmaya devam ediyor. Dünya Meteo­roloji Örgütü ve iklim finans­manı raporlarına göre, Arktik bölgesindeki ısınma hızı kü­resel ortalamanın neredeyse dört katına ulaşmış durumda. Bu durum, devasa tatlı su kay­naklarını bünyesinde barındı­ran buz örtülerinin hızla çö­zülmesine ve deniz seviyele­rinin yükselmesine yol açarak kıyı kentlerini, deniz ticareti­ni ve küresel lojistik ağlarını doğrudan tehdit ediyor.

İşte bu iklimsel ve ekonomik krizin ortasında, Avrupa’nın Copernicus Sentinel-1 uydu­su Grönland’ın kuzeybatısın­daki Petermann Buzulu’nda tarihi bir kırılmayı belgele­di. Buzulun yüzen buz dilinin 76 kilometrekarelik devasa bir bölümü 4 Ağustos 2026’da koptu. Bu kopma, Petermann Buzulu’nun 2012’den bu yana yüzen buz kütlesinde yaşadı­ğı en büyük kaybı ve Arktik’te 2020’den itibaren kaydedilen en büyük buzul kopma olayını temsil ediyor.

Sentinel uyduları pusula oldu

Yeni oluşan ve ‘buz adası’ olarak adlandırılan devasa düz buzdağı, yaklaşık olarak Man­hattan büyüklüğünde ve 150 metreye kadar kalınlığa sa­hip. Sentinel-1 uydusundan 3 Ağustos’ta alınan radar görün­tüleri, buz dilinin merkezinde önemli bir bozulmanın gelişti­ğini gösterdi ve sadece bir gün sonra dev buz kütlesi ana göv­deden ayrıldı. Radar cihazla­rının hem gündüz hem de ge­ce gözlem yapabilmesi, üstelik bulut örtüsünün içinden göre­bilmesi sayesinde uzak buzul­ların izlenmesinde hayati bir role sahip olduğu bir kez daha kanıtlandı.

Uluslararası bir araştırma ekibi, 2019’dan bu yana Peter­mann Buzulu’nu izlemek için Sentinel-1 görüntülerini kul­lanıyor. Avrupa Uzay Ajan­sı’nın (ESA) FutureEO ARC­TEX projesi tarafından finan­se edilen bu dev iş birliğinde Ottawa, Stirling, Lancaster ve Leeds Üniversiteleri ile Kana­da Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Kanada Buz Servisi yer alıyor.

Yeni kopmalar gerçekleşelebilir

Kırılmanın aniden gerçek­leşmediğini, çatlakların aylar­dır büyüdüğünü belirten Ot­tawa Üniversitesi’nden dok­tora öğrencisi Adam Garbo, “Petermann Buzulu uzun za­mandır Grönland’ın kalan en büyük buz dillerinden biriydi. Bu kırılmayı yıllardır bekli­yorduk ve sonunda gerçekleş­tiğini görmek olağanüstü. Bu, bu sistemlerin ne kadar hız­lı değişebileceğinin güçlü bir hatırlatıcısı” dedi.

Petermann Buzulu geçmiş­te 2008, 2010 ve 2012 yılların­da da büyük buz adaları oluş­turmuştu. Ancak 2012’den bu yana nispeten istikrarlı bir se­yir izliyordu. Bilim insanları son olayın bir son olmadığını, mevcut yarıklar yayılmaya de­vam ettikçe, tahmini alanla­rının 97 ve 87 kilometrekare olan iki ek buz adasının daha kopma riski bulunduğunu be­lirttiler.

Arktik’teki bu tür olayların nadirliğine dikkat çeken Stir­ling Üniversitesi’nden Anna Crawford, “Antarktika çevre­sindeki Güney Okyanusu’n­da büyük, düz buz dağları nis­peten yaygın olsa da, Arktik buz adaları çok daha nadirdir. Arktik buz adalarını inceleye­rek, kutup bölgelerine aktarı­labilecek bilgiler edineceğiz. Bu, buz adalarının kopması ve aşınmasının buzul dinamik­leri, deniz seviyesinin yüksel­mesi ve okyanus ortamı üze­rindeki etkilerini anlamak için kritik öneme sahiptir” de­ğerlendirmesinde bulundu.

Yeni fırlatılan Sentinel-1D uydusunun Sentinel-1C ile birlikte yürüttüğü tandem çalışmaları, kırıkların na­sıl yayıldığını ve buz dilinin okyanus gelgitlerine nasıl tepki verdiğini son derece ay­rıntılı biçimde ortaya koydu. Değişimlerin hızına vurgu ya­pan Leeds Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Molly Ham­mond, “Petermann Buzulu’n­da gözlemlediğimiz değişik­likler, buzdağı kopma olayın­dan önceki süreçte çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyordu; bu nedenle, çatlak yayılımını interferometri ile neredeyse gerçek zamanlı olarak izlemek inanılmaz derecede heyecan vericiydi” ifadelerini kullandı.

Deniz ticareti risk altında

Kopan dev buz adası sadece bilimsel bir olgudan ibaret değil. Aynı zamanda Arktik’teki navigasyon, deniz ticareti ve açık deniz faaliyetleri açısından ciddi pratik ve ekonomik riskler barındırıyor. Kanada Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı, buzdağının izlediği yolu anlık olarak takip ederek nakliye rotaları ve bölgedeki altyapıya yönelik olası tehditleri değerlendiriyor. Bu büyüklükteki buz kütleleri erimeden yıllarca okyanusta kalabiliyor ve yavaş yavaş daha küçük, tespiti zor parçalara ayrılarak ticari gemiler için görünmez birer tehdide dönüşebiliyor.

Gezegenin geleceği için sistematik takip

Uydu teknolojilerinin iklim kriziyle mücadeledeki kritik rolüne dikkat çeken ESA’dan Martin Wearing, “Bu tür büyük, düz buzdağları Arktik’te nispeten nadirdir. Bu nedenle bu kopma olayı, böylesine büyük bir buz kütlesinin nasıl sürüklendiğini, evrim geçirdiğini ve sonunda nasıl parçalandığını incelemek için eşsiz bir fırsat sunmaktadır. Sentinel-1 gibi uydu görevleri, bu değişiklikleri izlemek için gereken sistematik, uzun vadeli gözlemleri sağlayarak bilim insanlarının buzulların kopmasına neden olan süreçleri ve kutup ortamı üzerindeki daha geniş etkilerini, nihayetinde de Dünya sisteminin tamamını daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor” ifadelerinde bulundu.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL