Kentsel ısı adalarına doğa dostu kalkan
Dünya nüfusunun yüzde 56’sı kentlerde yaşarken Türkiye’de bu oran yüzde 93’e tırmandı. Büyüyen kentlerde betonlaşma nedeniyle oluşan ısı adaları sıcaklığı 10 dereceye kadar artırıyor. Karadeniz Havzası’nda hayata geçirilen 1,29 milyon euroluk AB destekli yeşil altyapı projesi, iklim krizine karşı doğa tabanlı bilimsel çözümler üreterek geleceğin dirençli şehirlerini inşa ediyor.
Karadeniz Havzası’nda ‘Akıllı ve Dirençli Kentler İçin İklim Değişikliğine Adaptasyonda Yeşil Çözümler’ projesi kapsamında yeşil alan, yağmur bahçeleri ve su toplama alanları geliştiriliyor. Beton ve asfalt yüzeylerin yoğun olduğu kentlerde, yapılaşmanın etkisiyle sıcaklık çevredeki kırsal alanlara göre daha yüksek seviyelere çıkabiliyor.
Kentsel ısı adası olarak adlandırılan bu durum, sıcak hava dalgalarının etkisini artırarak kentlerde yaşayanların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Kentlerin bu tür iklim kaynaklı risklere karşı daha dirençli hale getirilmesi amacıyla Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve Karadeniz Havzası’nda iklim değişikliğine uyumu hedefleyen proje 2024’te hayata geçirildi. Toplam 1,29 milyon euroluk bütçeyle yürütülen proje kapsamında Türkiye, Bulgaristan, Yunanistan ve Gürcistan’daki kentlerde çalışmalar yürütüldü.
Kentler hava alamıyor
Türkiye’deki üniversite ortaklığını İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın yürüttüğü projede, Bulgaristan’dan Sozopol, Yunanistan’dan Kavala, Gürcistan’dan Batum ile Türkiye’den Edirne’nin Uzunköprü Belediyesi proje ortakları arasında yer aldı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan projenin yürütücüsü İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Kart Aktaş, projenin temel amacının bilimsel araştırmalarla elde edilen verileri yerel yönetimlerin uygulayabileceği çözümlere dönüştürmek olduğunu söyledi.
İklim krizine doğa tabanlı çözümlerle katkı sağlamanın, kentsel ısı adası etkisinin azaltılmasına da katkı sunduğuna dikkati çeken Aktaş, “Yoğun yapılaşma, kentlerin betona gömülmesi, geçirimsiz yüzeyler, hem kent çeperinde hem kent içerisindeki yeşil alanların gittikçe azalmış olması... Kentlerde hava koridorları kalmadı, hava alamıyor kentler. Dolayısıyla ısınıyor” dedi. Aktaş, proje kapsamında farklı kentlerde iklim farkındalığı eğitimleri düzenlediklerini belirterek, termal kameralar, kestrel cihazları ve termal kameralı dronlarla yüzey sıcaklığı ölçümleri yaptıklarını söyledi. Kentlerde termal konforun da incelendiğini aktaran Aktaş, termal konfor yürüyüşleri gerçekleştirdiklerini, elde edilen veriler doğrultusunda kentlere özgü çözüm önerileri geliştirildiğini ifade etti.
Proje kapsamında Uzunköprü’de su toplama alanları, yağmur ve topluluk bahçelerinin bulunduğu bir park inşa edildiğini anlatan Aktaş, doğa tabanlı çözümlerin insanların dinlenip vakit geçirebileceği günlük kullanıma açık bir park alanıyla bütünleştirildiğini ifade etti.
Aktaş, proje kapsamında Sozopol ve Kavala’da hayata geçirilen pilot yeşil alan uygulamalarıyla, iklim uyumlu kentsel tasarım yaklaşımlarının yerel ölçekte test edilmesinin amaçlandığı bilgisini verdi.
Projenin hem Türkiye hem de Karadeniz Havzası açısından kapsamlı bir araştırma altyapısı sunduğunun altını çizen Aktaş, “Bizim için en önemli çıktısı gerçekten çok güzel donanımlı bir laboratuvar kurulmasıydı. ‘Landscape Research Laboratory’ dedik yani peyzaj araştırmaları laboratuvarı. Hem ülkemizde hem de Karadeniz Havzası içerisindeki ilk ve tek bu derece kapsamlı bir laboratuvar oldu. Güzel çalışmalar yapabileceğimiz belki bundan sonrası için de çok güzel çalışmalar üretebileceğimiz donanıma sahip” diye konuştu.
Vatandaşların sürece katılımı önemli
İklim değişikliğine uyum çalışmalarında vatandaşların sürece dahil edilmesinin önemini vurgulayan Aktaş, yalnızca yerel yönetimlerin uygulamalarının yeterli olmayacağını aktardı. Aktaş, projenin aralık ayında tamamlanmasının planlandığını belirterek, proje kapsamında belediyelerin kendi iklim ve ekolojik koşullarına göre kullanabileceği yol haritaları ve rehberler hazırlandığını sözlerine ekledi.