Mobilyada Irak pazarında yüzde 30 kayıp: “Eskiden işçi bulamazdık, şimdi çalışana verecek iş bulamıyoruz”
MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, üretimdeki daralmanın istihdam üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Firma bazında küçülmelerin başladığını ve yeni yatırımların durduğunu belirten Güleç, “Eskiden işçi bulamazdık, şimdi ise çalışana verecek iş bulamıyoruz” dedi. Güleç, fiyat rekabeti yüzünden Irak’ta kaybedilen pazara da dikkat çekti.
Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com
Mobilya sektöründe kapasite kullanım oranları yüzde 50’lere kadar düşerken Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı ve TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç, mobilya başta olmak üzere üretim sektöründe yaşanan daralmanın istihdam üzerindeki yıkıcı ve kalıcı etkilerine dikkat çekti. Sanayide firma bazında küçülmelerin başladığını ve yeni yatırımların gelmediğini ifade eden Güleç, Türkiye’nin en büyük gücü olan “imalatta çalışma kültürünü” kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Üretim alanında yaşanan durgunluğun istihdam kayıplarını beraberinde getirdiğini belirten Güleç, buna örnek olarak da son 4 yılda sanayi istihdamının yaşadığı 480 bin kişilik kaybı gösterdi. Mobilya sektöründe de tablonun aynı olduğunu anlatan Güleç, “Firma sayısı azalıyor, daralmalar yaşanıyor, yeni girişimci bulamıyoruz, yeni yatırım yapılmıyor. Bu durum ciddi istihdam kayıplarına sebep oluyor. Bugün mobilya merkezlerine baktığımız vakit, eskiden en büyük dert ‘işçi bulamıyoruz, nitelikli istihdam meselesi var’ idi. Şimdi ise nitelikli insan kaynağımıza yeteri kadar iş veremiyoruz ve onları kaybetme korkusu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye, üretimde çalışma kültürünü kaybediyor”
Sanayiden kopan yeteneklerin kuryelik, hızlı servis veya hizmet sektöründeki dönemsel işlere yöneldiğini kaydeden Güleç, durumun toplumsal bir kültür sorununa dönüştüğünü vurguladı. İmalat sektöründe verimlilik ve imkanların yetersiz kalması sebebiyle çalışanların hizmet sektörüne kaydığını söyleyen Güleç, sanayiden ayrılan kalifiye çalışanların bir daha üretime dönmediğini belirtti. Güleç, “O insan bir daha oluşmuyor. Türkiye imalatta, sanayide çalışma kültürünü kaybediyor. Bu durum Türkiye’nin gelecekteki istihdam politikası için de ciddi bir tehdit” değerlendirmesini yaptı. Gelecekte işlerin toparlanması halinde imalat çarklarını döndürecek ustaların ve teknisyenlerin bulunamayacağı vurgusu yapan Güleç, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün 1 dakikada istediğiniz yemeği evinize getirtebiliyorsunuz ama musluğu tamir edecek ustayı veya elektrikçiyi bulmakta zorlanıyorsunuz. İnsanlar imalat yerine buralarda çalışmaya gidiyorsa bu büyük bir sorun. Özellikle imalat sektörlerinde çalışmayı özendirmemiz ve buralardaki istihdam kaybını acilen önlememiz gerekiyor.”

Irak pazarında miktar bazlı %30’luk kayıp var
200 ülkeye ihracat yapan ve yaygın bir dağıtım ağına sahip olan Türk mobilya sektörü, en güçlü olduğu pazar Irak’ta ciddi bir kayıp yaşıyor. Türk mobilya, kâğıt ve orman ürünleri sektörü 2025 yılında Irak’a yaklaşık 1,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. 2026 yılının ilk 8 ayında Irak’a yapılan ihracat 620,7 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bir önceki yılın aynı döneminde 743,9 milyon dolar olarak kaydedilen rakama kıyasla Irak pazarında değer bazında yüzde 16,6’lık bir gerileme yaşandı. Irak’ın yıllık mobilya ve mobilya ürünleri ithalatı yaklaşık 1,5 milyar dolar iken bu pazarda Türkiye’nin en büyük rakibi Çin, pazarın yaklaşık yüzde 52’sini elinde tutarken, Türkiye yüzde 41 pazar payıyla ikinci büyük tedarikçi. MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, Irak pazarındaki gerilemenin bölgedeki savaş ortamından değil, Türk ürünlerinin fiyat rekabetçiliğini kaybetmesinden ve lojistik imkanlardaki yetersizliklerden kaynaklandığını belirtti. Eskiden 30 ülkede sektör lideri olduklarını ve Irak’ın da bu pazarların başında geldiğini belirten Güleç, bölgedeki pazar kaybının nedenini şöyle anlattı: “Körfez’deki pazar kaybımız savaş ortamından değil, rekabetçiliğimizden. Bölgede pazar payını Çin alıyor. Irak’ta sektör lideriydik, en fazla ihracatı biz yapıyorduk ancak ihracat kaybımız devam ediyor. Bu durum sadece ve sadece fiyatla ilgili bir sorun.” Nominal bazdaki düşüşün yanı sıra asıl tehlikenin hacim ve miktar bazındaki gerileme olduğunu vurgulayan Güleç, miktar bazında yüzde 25-30 olan kaybın döviz bazında yüzde 10-15’e ulaştığını kaydetti.
“Fiyat yükselterek kayıpları kapatma dönemi bitti”
Mobilya sektöründeki miktar bazlı satış kayıplarının artık toplam ciroya da olumsuz yansımaya başladığını ifade eden Güleç, fiyat artışlarıyla ciroyu koruma döneminin geride kaldığını belirtti. Eskiden miktar kayıplarının fiyat artışlarıyla dengelenebildiklerini ancak gelinen noktada bu stratejinin tıkandığını belirten Ahmet Güleç, şu değerlendirmelerde bulundu: “Miktar bazındaki kayıplarımız devam ediyor ve bu durum maalesef artık toplam yaptığımız ciroya da yansıdı. Eskiden fiyatlarımızı belli bir oranda yükselterek en azından nominal olarak kayıplarımızı kapatıyorduk. Ama artık miktar bazındaki kayıplarımız toplam fiyata da, toplam aldığımıza da yansıdı. Demek ki biz artık daha fazla fiyatları yükselterek pazardan pay alamıyoruz.” Küresel pazarda ölçek ekonomisini yakalamanın önemine değinen Güleç, Türk mobilya sektörünün yeniden pazarda söz sahibi olabilmesi için lojistik maliyetlerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bakanlıklar kadar firmalara da sorumluluk düşüyor”
İhracatta rekabetçiliği yeniden yakalamak için firmaların yapması gereken ev ödevleri olduğunu da vurgulayan Güleç, tasarımdan ve yenilikten vazgeçmeyeceklerini söyledi. Güleç, firmaların yükümlülüklerini şöyle sıraladı: “Tasarıma, yenilikçi yaklaşımlara ve yeni pazar arayışlarına kararlılıkla devam edilecek. Dünya pazarlarındaki rekabet koşulları dikkate alınarak daha verimli üretime odaklanılacak. Girişimciler ve firma temsilcileri olarak maliyetlerin daha sıkı kontrol edilmesi sağlanacak.” Ancak maliyet artışlarının bir kısmının firmaların kontrolü dışında geliştiğine işaret eden Güleç, “Maliyetlerimizin bir kısmı bizden kaynaklanmıyorsa ve özellikle maliye politikaları ile ilgiliyse, Maliye Bakanlığımızın, Sanayi Bakanlığımızın ve Ticaret Bakanlığımızın pazar kaybımızı önleyecek yeni politika önerileriyle bizi desteklemesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.
“Olası Avrupa engeline karşı belgelerimiz hazır olmalı”
Avrupa pazarında artan popülist politikalar ve korumacı eğilimlere karşı Türk mobilya sektörüne kritik uyarılarda bulunan Ahmet Güleç, bugün olmasa bile gelecekte Avrupa’da yükselen korumacı yaklaşımların Türk ihracatçıları için bir engel oluşturabileceğini belirtti. Hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizen Güleç, “Avrupa’da pazarlarını korumak isteyen popülist politikalar ön plana çıkacak. Bu durum karşısında firmalarımızı güçlü, dinamik, tasarım yapan, kaliteli ve uluslararası belgelere sahip konuma getirmeliyiz. Avrupa’nın koyacağı her türlü bürokratik ve teknik engelle mücadele edebilmek için Yeşil Mutabakat başta olmak üzere tüm belgelendirme altyapımızı şimdiden hazır tutmalıyız. Kaliteli üretim anlayışını sadece üreticilere değil, Avrupalı ve küresel ölçekteki tüketicilere de aktararak Türk mobilya imajının yükseltilmesi gerekiyor” dedi.
“İç pazarda satamayan dünyaya da satamaz”
İç pazardaki satın alma gücünün düşmesi nedeniyle tüketicilerin mobilya alışverişini ertelediğini belirten Ahmet Güleç, mobilya satışlarındaki taksit sınırının 9 aydan 12 aya çıkarılması için çağrısı yaptı. Güçlü bir ihracat yapısı için iç pazarın kritik bir ekosistem oluşturduğunu vurgulayan Güleç, Türkiye’nin potansiyeline rağmen satışlarda yaşanan zorluğa dikkat çekti. Güleç, “Türkiye'ye mal satamayan bir sektör dünyaya da satamaz. 80 milyonu aşkın nüfusuyla Türkiye önemli bir pazar. Maaşlar nominal olarak yükselse de satın alma miktarına baktığımızda insanlarımız artık mobilyaya yeterli bütçeyi ayıramıyor. Yeni evlenecek çiftler, evini yenileyenler ve kentsel dönüşüm nedeniyle 10 yıllık mobilya ihtiyacını karşılayacak vatandaşlar için taksit imkanlarının artırılması gerekiyor” dedi. Taksit düzenleme yetkisinin BDDK’dan Ticaret Bakanlığı’na geçtiğini hatırlatan Güleç, mevcut 9 taksit sınırının enflasyon yaratmayacak şekilde 12 aya çıkarılması talebini yineledi.
Kapasite kullanımı düştü, konkordatolar arttı
Kapasite kullanım oranlarının yüzde 50’lere düştüğü mobilya sektöründe irili-ufaklı 44 bin işletme olan işletme sayısı da kayıp verdi. Konkordato takip verilerine göre mobilya sektörü, inşaat, tekstil, metal ürünleri imalatı ve gıda sektörlerinin ardından Türkiye’de en çok konkordato/geçici mühlet kararı alınan beşinci sektör konumunda yer alıyor. 2026 yılı dönemsel istatistiklerine göre mobilya imalatı ve mobilya ticareti alanında faaliyet gösteren 120’den fazla şirket hakkında geçici mühlet, kesin mühlet veya konkordato ilanı kararları verildi. Konkordato başvuruları ve mahkeme kararları ağırlıklı olarak Türkiye’nin mobilya üretim merkezleri olan Bursa (İnegöl), Gaziantep, Kayseri, İstanbul ve Sakarya gibi illerde yoğunlaştı.