9 milyar Euro'luk pazarda maliyet ve müşteri sınavı

Türkiye'de büyüklüğü 9 milyar Euro'yu aşan otomotiv satış sonrası pazarı, 2026'ya maliyet artışları ve daralan yatırım iştahıyla girdi. 24 milyona ulaşan binek ve ticari araç parkı ise büyük bir potansiyel olarak görülüyor. Şirketler maliyet kıskacını aşmak için geleneksel parça tedarikini bırakıp yeni ekonomik modellere geçiyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
9 milyar Euro'luk pazarda maliyet ve müşteri sınavı

Otomotiv sektörü köklü bir değişimden geçiyor. Ana sanayide yaşanan tekno­lojik devrimle birlikte, satış son­rası ve yedek parça hizmetlerin­de değişim başlıyor fakat yeni ya­tırımlar da şart. Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Der­neği (OSS) verileri de sektörde­ki makroekonomik darboğazı gözler önüne sererken; sektörün dev oyuncuları Tofaş ve Motor Aşin'in üst düzey yöneticileri, bu daralmadan çıkışın ‘müşteri de­neyimine ve teknolojiye yatırım’ ile mümkün olacağını vurgulu­yor. OSS'nin 2026 yılı birinci çey­rek verilerine göre sektör, mali­yetlerdeki aşırı artış ve bozulan nakit akışı nedeniyle zorlu bir dö­nemden geçiyor. Kapasite kul­lanım oranları yüzde 72,56'dan yüzde 68,16'ya gerilerken, üretim hacminde yüzde 3,29'luk daral­ma yaşandı. Sektör temsilcileri­nin önümüzdeki üç ay içinde ye­ni yatırım yapma iştahı ise yüzde 20,8 ile tarihi diplerden birini gö­rürken, sahadaki oyuncuların he­defi farklı stratejilerle büyümek.

7,6 milyon araç 20 yaşın üstünde

Toplamda 6,7 milyon araçlık parkı yöneten Stellantis marka­larının (Alfa Romeo, Citroën, DS, FIAT, Jeep, Peugeot ve Opel) ser­vis, yedek parça ve müşteri hiz­metlerinden sorumlu Tofaş Satış Sonrası ve Yedek Parça Direktö­rü Hüseyin Şahin, Türkiye'deki araç parkının yaşına ve yarattı­ğı ekonomiye dikkat çekti. Şahin, “Türkiye binek ve ticari araçlar toplamında 24 milyonluk bir par­ka ulaştı. Parkın yüzde 41’i (yak­laşık 10 milyon araç) 16 yaşın, 7,6 milyonu ise (yüzde 32’si) 20 ya­şın üzerinde. Bu yaşlanma, OSS verilerine göre yedek parça ve servis işçiliği dahil yıllık yakla­şık 9 milyar euroluk devasa bir iş hacmi yaratıyor” dedi.

Otomotivin elektrifikasyon­dan bağlantılı araçlara uzanan büyük bir dönüşüm içinde oldu­ğunu ancak tek değişmeyenin müşteri deneyiminin önemi ol­duğunu belirten Şahin, Tofaş'ın krizlere karşı geliştirdiği uçtan uca ekonomik modelini özetledi. Şahin sözlerine şöyle devam etti: “Müşteri beklentisi; otomotivle ilgili ne ihtiyacı olursa olsun hep­sini zahmetsizce tek çatı altında karşılamak. Satış esnasında Koç Stellantis Finansman (KSF) ile kredi çözümleri, Koç Stellantis Sigorta ile kasko ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Müşterimizin yol­culuğunu 'fiziksel ve dijital' ola­rak Müşteri 360 omurgasında birleştirdik. Farklı bir bayimize giden müşteri bile tekil veri sa­yesinde anında tanınıyor." Araç sahiplik maliyetlerinin arttığı bu dönemde müşteri sadakatini ar­tırmak için yeni ürünler geliştir­diklerini belirten Şahin, Türki­ye'deki araçların yüzde 70'inde kasko olmadığını hatırlatarak, bu kitleye hasar koruma paketi ile yüzde 30'a varan indirimler sun­duklarını belirtti. Müşterinin mobilitesini kesmemeyi varo­luş nedeni olarak ifade eden Şa­hin, “Şu anda 369 yetkili servisi­mizde hizmet vermek üzere 2 bin adet ikame aracımız var. Araçla­rın mülkiyeti bayilerimizde an­cak işletim maliyetleri hariç tüm finansman desteği bizden. Ayrıca bayilerimize bu hizmet için kira­lama destekleri ödüyoruz” diye konuştu. Şahin, çağrı merkezi an­layışını da tamamen değiştirdik­lerini belirterek, "Adınızı, şika­yetinizi alıp 'size döneceğiz' di­yen, modern postacılık hizmeti yapan klasik bir çağrı merkezi işi yapmıyoruz. Bursa fabrikamızda 180 kişilik bir ilgi merkezi kur­duk. Yıllık 600 bin çağrı alıyor, çözüyor ve hatta yedek parçadan bağlantılı araç hizmetlerine ka­dar satış yapıyoruz” ifadelerini de kullandı.

Yılda 40 milyon aracın servis ihtiyacı var

Yetkili servis dışına çıkan müşteri kitlesi de ekonomide bü­yük bir paya sahip. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araçlar­da yıllık 40 milyon servis ihtiya­cı doğduğunu (araç başı yılda 1,8 kez) belirten Hüseyin Şahin, ba­ğımsız pazara yönelik, 2021'de 85 nokta ile Eurorepar Car Servi­ce olarak hizmet verdiklerini an­lattı. Sistemin bugün 380 nokta­ya, yıllık 250 bin müşteri girişine ulaştığını ve ciro bazında son 4 yılda euro bazında 8 kat büyüdü­ğünü paylaştı.

Elektrikli araçlar servis pazarını küçültmeyecek

Sektörün makro ekonomisini şekillendiren bir diğer damar ise elektrikli araçlar. İTO 52. Komi­te Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, 2026'yı bir kırılma yı­lı olarak tanımlayarak, elektrikli araçların servis pazarını küçülte­ceğini düşünmüyor. Aşçı, “Aksi­ne yeni bir servis ve parça yetkin­liği doğuyor. İçten yanmalı motor merkezli tedarik zincirleri yeri­ni yazılım-yoğun bir üretime bı­rakıyor. Batarya, inverter ve güç elektroniği alanlarında servis ihtiyacı artacak. Artık parça tek başına ürün değil; parça, hizmet, veri üçgeni yeni rekabet alanını oluşturuyor. Aftermarket sektö­rü için yeni fırsatlar doğuyor” de­di. Hüseyin Şahin ise 369 yetkili servisin 319'unu elektrikli araç­lara hizmet verebilir duruma ge­tirdiklerini, 211'inin batarya de­ğişimi dahil hasar onarımı yapa­bildiğini ve 130 servisin devletin zorunlu tuttuğu TSE K 646 stan­dardı belgesini aldığını ekledi.

Çıkış yolu, yapay zekâ ve entegrasyon

2026 yılı otomotiv ekonomisinde ayakta kalmanın şartlarının tamamen veri güdümlü olduğunu ifade eden Saim Aşçı, “TEMOT, TATCOM gibi uluslararası ağlarla satın alma maliyetlerini düşürmek. Kendi markalarıyla küresel çapta rekabet ederek kar marjını artırmak. ERP ve WMS (Akıllı depo yönetim sistemleri) entegrasyonu olmadan, yapay zeka güdümlü satın alma yapılamıyor. Veriyi doğru kurgulayamayan şirketleri ciddi bir pazar baskısı bekliyor” dedi. Risklerin büyüdüğünü ve rekabetin sertleştiğini ifade eden Saim Aşçı şöyle devam etti: “Sektörün önündeki en önemli riskler ise değişmiyor. döviz kurlarındaki dalgalanmalar, lojistik maliyetleri, jeopolitik gelişmeler, dijital dönüşüme ayak uyduramayan şirketler, 2026'nın en önemli risk başlıklarını oluşturacak.