Otomotivde üretimden teknolojiye geçiş hedefi
BTSO Otomotiv Konseyi Başkanı Rengin Eren, dijitalleşme ile dönüşen otomotiv sektöründe Bursa’nın yalnızca üretim yapan değil, teknoloji geliştiren bir merkez haline gelmesi gerektiğini söyledi. Eren, maliyet baskısı ve küresel rekabet karşısında dönüşümün artık zorunluluk olduğunu vurguladı.
Nezaket ÇETİN-BURSA
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Otomotiv Konseyi Başkanı Rengin Eren, Türkiye otomotiv sanayisinin tarihinin en kritik dönüşüm süreçlerinden birinden geçtiğini söyledi. Küresel rekabetin artık yalnızca üretim kapasitesi, kalite ve maliyet üzerinden şekillenmediğini ifade eden Eren, elektrikli araçlar, dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilir üretim ve yeni nesil mobilite teknolojilerinin sektörün kurallarını yeniden tanımladığını dile getirdi.
Türkiye’nin en önemli otomotiv üretim üslerinden biri olan Bursa’nın bu dönüşümün merkezinde bulunduğunu kaydeden Eren, kentin güçlü üretim altyapısı, ana sanayi kuruluşları ve binlerce tedarikçiden oluşan geniş ekosistemiyle stratejik önemini koruduğunu belirtti.
Elektrikli araç dönüşümü yan sanayi için kritik
Sektörde bugüne kadar elde edilen üretim tecrübesinin artık teknolojiyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Rengin Eren, özellikle elektrikli araçlara geçiş sürecinin yan sanayi açısından hem büyük bir fırsat hem de dikkatle yönetilmesi gereken bir dönüşüm alanı olduğunu söyledi.
Elektrikli araçlarda parça yapısının önemli ölçüde değiştiğine dikkat çeken Eren, elektronik sistemlerin payının arttığını, yazılımın ise her geçen gün daha belirleyici hale geldiğini ifade etti. Bu nedenle geleneksel içten yanmalı motorlara yönelik üretim yapan firmaların ürün portföylerini bugünden itibaren yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirten Eren, dönüşüme yatırım yapan, Ar- Ge ve inovasyona odaklanan şirketlerin yeni dönemde öne çıkacağını kaydetti.
Çin rekabeti tehdidin ötesinde bir gerçeklik
Küresel otomotiv pazarında Çinli üreticilerin yükselişine de değinen Eren, bu gelişmenin yalnızca tehdit perspektifiyle değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Çin’in özellikle batarya teknolojileri, elektrikli araç üretimi ve maliyet yönetiminde yakaladığı başarının dünya genelinde rekabeti ciddi biçimde artırdığını ifade eden Eren, bu durumun aynı zamanda tüm üretici ülkeleri dönüşüme zorladığını belirtti.
Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, güçlü tedarik zinciri, üretim kültürü ve nitelikli sanayi altyapısının önemli avantajlar sunduğunu dile getiren Eren, doğru stratejilerle Türkiye’nin yalnızca üretim yapılan bir ülke değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve yüksek katma değer üreten bir merkez haline gelebileceğini vurguladı.
Maliyet baskısı kârlılığı zorluyor
İhracat rakamlarının güçlü görünmesine rağmen aynı başarının kârlılık tarafında görülmediğine dikkat çeken Eren, son yıllarda artan işçilik maliyetleri, enerji fiyatları, finansmana erişim sorunları, yüksek faiz ortamı, lojistik giderleri ve kur-enflasyon dengesindeki bozulmaların sanayicinin üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.
Özellikle ihracat yapan firmaların Avrupa pazarındaki yoğun fiyat rekabeti nedeniyle maliyet artışlarını satış fiyatlarına aynı ölçüde yansıtamadığını belirten Eren, bu tablonun özellikle KOBİ ölçeğindeki yan sanayi firmalarının yatırım iştahını zayıflattığını ifade etti.
Dijital dönüşüm artık zorunluluk
Otomotiv sanayisinde dijital dönüşümün artık tercih değil zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Eren, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, veri analitiği, robotik otomasyon, kalite kontrol teknolojileri ve akıllı fabrikaların rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi.
Bursa’da bu alanlarda önemli yatırımlar yapan firmaların bulunduğunu kaydeden Eren, dönüşümün yalnızca büyük ölçekli şirketlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. KOBİ’lerin de bu sürece entegre olabilmesi için finansman, eğitim ve teknoloji desteklerinin daha güçlü hale getirilmesinin kritik önem taşıdığını dile getirdi.
Önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından birinin nitelikli insan kaynağı olacağını belirten Rengin Eren, sektörde artık yalnızca mekanik bilgiye sahip olmanın yeterli olmadığını söyledi.
Elektrikli araç teknolojileri, batarya sistemleri, mekatronik, yazılım, veri analitiği, otomasyon, robot programlama ve yüksek voltaj sistemleri alanlarında yetişmiş teknik personele her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirten Eren, sanayi ile üniversiteler, meslek liseleri ve mesleki eğitim merkezleri arasındaki iş birliklerinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Hedef yüksek katma değerli üretim
Türkiye otomotiv sanayisinin önümüzdeki beş yıllık büyümesinde en kritik unsurun yüksek katma değerli üretime geçiş olacağını vurgulayan Eren, üretim gücünün teknoloji geliştirme kapasitesiyle desteklenmesi halinde küresel rekabette güçlü kalınabileceğini söyledi.
Bu dönüşüm için kamu, özel sektör, üniversiteler ve yatırımcıların ortak bir vizyon etrafında buluşmasının önemine dikkat çeken Eren; öngörülebilir yatırım ortamı, yeşil dönüşüm, dijitalleşme, Ar-Ge ve nitelikli insan kaynağını bu vizyonun temel yapı taşları olarak sıraladı.
Türkiye otomotiv sanayisinin bugüne kadar üretim kabiliyetiyle dünya ölçeğinde önemli bir konuma ulaştığını belirten Eren, bundan sonraki hedefin yalnızca üreten değil; tasarlayan, geliştiren, teknoloji ihraç eden ve geleceğin mobilitesine yön veren bir ülke olmak olduğunu ifade etti. Eren, Bursa’nın sahip olduğu bilgi birikimi, üretim kültürü ve sanayi altyapısıyla bu dönüşümün en güçlü lokomotiflerinden biri olmaya devam edeceğini söyledi.