Ticari araçta büyümenin önünde maliyet ve mevzuat sınavı

Ticari araç sektöründe Avrupa’nın yeni üretim kuralları, artan maliyetler ve elektrikli dönüşüm yatırımları Türkiye’nin üretim gücünü yeniden sınava sokuyor. Avrupalı üreticiler bile, Türkiye’nin Avrupa tedarik zincirindeki konumunun korunmasını isterken, sektör temsilcileri rekabetçiliğin maliyet ve verimlilik üzerinden yeniden kazanılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Ticari araçta büyümenin önünde maliyet ve mevzuat sınavı

Ali YILDIRIM/HANNOVER
ali.yildirim@dunya.com

Ticari araç sektöründe re­kabet, yeni modellerin ve motor teknolojilerinin ötesinde, üretimin nerede yapıldı­ğına, hangi kurallara tabi olduğu­na ve artan yatırım yükünün nasıl karşılanacağına odaklanıyor. Av­rupa pazarında güçlü bir büyüme­nin görülmediği ortamda üretici­ler, bir yandan elektrikli araçla­ra yatırım yaparken diğer yandan içten yanmalı ürünlerini geliştir­meyi sürdürüyor. Türkiye açısın­dan bu tablonun merkezinde ise Avrupa ile kurulan üretim bağının geleceği ve maliyet rekabetçiliği bulunuyor. Hannover IAA 2026 fuarında DÜNYA’ya özel değer­lendirmelerde bulunan Volkswa­gen Ticari Araçlar Başkanı Stefan Mecha, Ford Otosan Genel Mü­dürü Güven Özyurt ve ZF Türkiye Genel Müdürü Kazım Eryılmaz, sektörün farklı halkalarından ay­nı baskıya işaret etti. Ana sanayi, yeni düzenlemelerin mevcut üre­tim düzenine etkisini hesaplıyor; tedarikçiler ise kur ve enflasyon arasındaki farkın yarattığı mali­yet baskısını verimlilikle aşmaya çalışıyor. Elektrikliye geçişin hı­zı konusundaki belirsizlik de yatı­rım planlarını daha karmaşık hale getiriyor.

Yerel üretim planında Türkiye nasıl desteklenecek?

Açıklamalarda en güçlü gün­dem başlıklarından biri, Avrupa Birliği’nin yerel üretimi destek­leme yaklaşımında Türkiye’nin nasıl değerlendirileceği oldu. Volkswagen açısından konu doğ­rudan Türkiye’deki Transpor­ter üretimine uzanırken Güven Özyurt, Türkiye’nin Avrupa sa­nayisiyle bütünleşmesinin yeni kurallarda karşılık bulması ge­rektiğini vurguladı. Eryılmaz ise Türkiye’nin üretim altyapısına duyduğu güveni koruduğunu ve rekabetçiliğin yeniden güçlene­ceğini öngördüğünü söyledi.

Avrupa ek maliyet getirirse üretim etkilenir

Volkswagen Ticari Araçlar Baş­kanı Stefan Mecha, Ford ile iş bir­liğinin başlangıcından itibaren farklı ülkelerdeki üretim merkez­lerine dayandığını belirtti. Ama­rok’un Güney Afrika’daki Silver­ton tesisinde, Caddy ve onunla bağlantılı şehir içi van modelinin Polonya’da, Transporter’ın ise Türkiye’de Ford Otosan tarafın­dan üretildiğini hatırlatan Mecha, bu yapının verimlilik üzerine ku­rulduğunu anlattı. Mecha’ya gö­re Avrupa Birliği’nin gündemin­deki düzenlemenin Türkiye’den tedarik edilen araçlara ek maliyet getirecek biçimde şekillenmesi, mevcut üretim modelini doğru­dan etkileyecek. Düzenlemenin nihai çerçevesinin henüz görül­mesi gerektiğini vurgulayan Mec­ha, “Söz konusu düzenleme yürür­lüğe girerse Türkiye’deki üretimi­miz üzerinde kesinlikle bir etkisi olacaktır. Çünkü Türkiye’den ge­lecek ürünlerde ithalat vergileri veya benzeri bazı vergilerle karşı­laşabiliriz” dedi. Mecha da etkile­rin anlaşılabilmesi için yasalaşma sürecinin ve ortaya çıkacak kural­ların görülmesi gerektiğini belir­tiyor. Mecha, “Transporter hacmi işimizin yüzde 30’unu oluşturu­yor. Dolayısıyla bu konu oldukça önemli” sözleriyle Türkiye’de­ki üretimin ticari önemine dikkat çekti. Böylece Türkiye’nin yeni Avrupa üretim kurallarındaki ko­numu, Volkswagen için iş hacmi­nin önemli bir bölümünü ilgilen­diren bir başlığa dönüşüyor.

Ticari araçta büyümenin önünde maliyet ve mevzuat sınavı - Resim : 1

“AB’ye kaygılarımızı biz de ilettik”

Mecha, Türkiye’nin üretim açı­sından Avrupa’nın bir parçası ol­duğunu belirterek bu konumdaki ülkelerin yeni sistemde nasıl ele alınacağının Avrupa Birliği tara­fından tanımlanması gerektiğini söyledi. Volkswagen ile Ford’un ortak önceliğinin verimli çalış­mak ve araçları Avrupa’ya ulaş­tırmak olduğunu kay­deden Mecha, maliyetleri iyileştirmeye yönelik çalışmaların süreceğini ifade et­ti. Volkswagen’in süreci yalnız­ca izlemekle kalmadığını anlatan Mecha, grup düzeyinde ortak de­ğerlendirmeler oluşturduklarını ve kaygılarını AB’ye ilettiklerini belirtti. “Avrupa Birliği ile sürek­li görüşüyoruz. Grup olarak ortak bir değerlendirme oluşturuyor, kaygılarımızı ve düzenlemenin bizi karşı karşıya bırakabileceği zorlukları Avrupa Birliği’ne ile­tiyoruz” diyen Mecha, şirketin görüşmelerin içinde olduğunu vurguladı. Mecha, yerel üretim tanımının yalnızca son montaj işlemleri üzerinden kurulması­na karşı olduklarını da açık biçimde dile getirdi. Volk­swagen’in beklentisinin, gerçek bir üretim faa­liyetini esas alan ku­rallar olduğunu söyleyen Mecha, “Bir araca yalnız­ca tekerleklerini takmak yeterli de­ğil. Bir aracın yerel üretim sayılabil­mesi için gerçekten yerel üretim ve tam kapsamlı bir üretim süreci olması gerekiyor” dedi.

Elektrikliye geçişte asıl sorun zaman

Avrupa pazarının mevcut duru­munu “yatay” olarak tanımlayan Mecha, şu anda büyüme görülme­diğini ancak önümüzdeki yıllarda bir miktar büyüme beklediklerini söyledi. Volkswagen Ticari Araç­lar’ın diğer temel odağı, elektrik­li ve elektrik destekli ürün seçe­neklerini genişletmek. Mecha, ID. Buzz’ın kargo ve yolcu versiyonla­rı, elektrikli Transporter, Caddy ve Multivan’daki şarj edilebilir hibrit seçeneklerle ürün gamının büyük bölümünde bu dönüşümün başla­dığını anlattı. Crafter’ın elektrik­lendirilmesine yönelik planla bir­likte bütün segmentlerde elekt­rikli araç sunabilir hale gelmeyi hedeflediklerini belirtti. Mec­ha, elektrikliye geçiş konusunda­ki tartışmada asıl sorunun yön de­ğil, zamanlama olduğunu paylaş­tı. “Geleceğin elektrikli olduğuna inanıyoruz. Bence bu konuda biraz yanlış anlaşılan şey zaman çizel­gesi oldu” diyen Mecha, yüzde 100 elektrikli araçlara geçiş için tarih­lere fazla katı yaklaşılmaması ge­rektiğini söyledi. Ancak geçiş sü­resinin uzaması üreticilerin yatı­rım yükünü hafifletmiyor. Farklı pazarlardaki talebe karşılık vere­bilmek için içten yanmalı motor, şarj edilebilir hibrit, hafif hibrit ve tamamen elektrikli seçeneklerin aynı dönemde sunulması gereki­yor. Mecha, bütün bu teknolojilere birlikte yatırım yapmanın olduk­ça maliyetli olduğuna dikkat çekti.

Türkiye pazarına Güveniyoruz

Türkiye’ye özel ayrı bir ürün portföyü stratejileri bulunmadığını belirten Mecha, buna karşın pazarı oldukça cazip bulduklarını söyledi. Türkiye’nin büyüklüğüne, Volkswagen’in marka itibarına ve Doğuş’un pazardaki gücüne işaret eden Mecha, mevcut ürün gamıyla daha fazla satış potansiyeli gördüklerini ifade etti. Özellikle Caddy satışlarını artırmak istediklerini belirten Mecha, yerel üretimin bulunmamasının bunu zaman zaman zorlaştırdığını söyledi. Crafter’daki kapsamlı içten yanmalı motor portföyünün de Türkiye açısından önemli olduğunu kaydetti. Transporter’da ise yerel üretim avantajının satışa yansımasını segmentin büyüklüğü sınırlıyor. Türkiye, marka açısından hem Avrupa’ya yönelik stratejik bir üretim merkezi hem de mevcut ürünlerle daha fazla büyümek istediği bir pazar olarak öne çıkıyor.

“Türkiye dışarda kalmamalı 3 bakanlıkla takip ediyoruz”

Hannover IAA’da DÜNYA’ya özel konuşan Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt da “Made in EU” yaklaşımında Türkiye’nin konumunun önemine işaret etti. Düzenleme genel hatlarıyla okunduğunda olumlu görülebilse de ayrıntılarda, eklerde ve dipnotlarda karmaşık kurallar bulunduğunu belirten Özyurt, sürecin yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. “Özü itibarıyla Türkiye bunun dışında olamaz, olmamalı” diyen Özyurt, buna rağmen sonucun kendiliğinden oluşacağının varsayılmaması gerektiğini vurguladı. Konuyu üç bakanlıkla takip ettiklerini belirten Özyurt, meselenin üst düzeyde ele alınan siyasi bir boyutu olduğuna dikkat çekti. Ticari araç pazarında daha temkinli bir çerçeve çizen Özyurt, eski satış adetlerine ulaşmanın çok zor olduğunu ve pazarın tamamının COVID öncesine dönmediğini belirtti. Özyurt, önümüzdeki dönemde mevcut araçların yenilenmesinden kaynaklanan bir hareketlilik görülebileceğini söyledi. Bu beklenti, güçlü bir pazar büyümesinden çok ertelenmiş yenileme ihtiyacının devreye girmesine dayanıyor.

Ticari araçta büyümenin önünde maliyet ve mevzuat sınavı - Resim : 2

“Yeni kurallar kabin yatırımlarını değiştirecek”

Ağır ticari araçlarda kabin tasarımını değiştirecek büyük bir mühendislik projesi yürüttüklerini anlatan Güven Özyurt, sürücünün aracın çevresini belirli açılarda doğrudan görebilmesine ilişkin gerekliliklere dikkat çekti. Radar ve kamera gibi sistemler bulunsa da sürücünün çıplak gözle görüşünün önemini koruduğunu belirten Özyurt, yeni kabinin ve iç tasarımın buna göre şekilleneceğini söyledi. “Yoksa bu kabinle bir on yıl daha giderdik” ifadesini kullanan Özyurt, düzenlemelerin yatırım takvimine etkisini ortaya koydu. Alternatif enerji tarafında hidrojen çalışmalarını sürdürdüklerini ancak faaliyetlerin hızını düşürdüklerini belirten Özyurt, temel güçlüğün altyapı olduğunu söyledi.

“Döviz ve enflasyon baskısı var ama geleceğe güveniyoruz”

ZF Türkiye Genel Müdürü Kazım Eryılmaz ise DÜNYA’ya özel değerlendirmesinde, mevcut zorluklara rağmen Türkiye’nin ticari araç üretimindeki geleceğine güvendiklerini söyledi. Döviz kuru ile enflasyon arasındaki farkın rekabetçilik üzerinde baskı yarattığını belirten Eryılmaz, güçlü üretim altyapısının Türkiye’ye avantaj sağladığını ifade etti. Özellikle 2027 için umutlu olduklarını söyleyen Eryılmaz, hem iç pazar adetlerinde hem de Türkiye’deki tedarikçilerin Avrupa ve Amerika’ya satışlarında artış beklediklerini belirtti. Ancak bu beklentinin yalnızca makroekonomik dengelerin düzelmesine dayanmadığının altını çizdi. “Tedarikçiler bu süreçte daha verimli olmayı öğrenmek durumunda kaldı” diyen Eryılmaz, kazanılan verimliliğin ilerleyen dönemde pazarı destekleyeceğini düşündüklerini söyledi. Eryılmaz, siparişlerdeki hareketliliğin bütün müşterilere ve faaliyet alanlarına aynı biçimde yansımadığını da belirtti. Buna karşılık satış sonrası faaliyetlerde beklentilerin üzerinde bir sıçrama görülmediğini de kaydederek, geçen yılla aynı seyrettiğini anlattı.

Ticari araçta büyümenin önünde maliyet ve mevzuat sınavı - Resim : 3