Türk otomotiv sanayii için yeni tehdit: AB Çin’e karşı Hindistan hattını açtı

Türkiye otomotivde güçlü konumunu koruyor. Fakat küresel rekabet yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği’nin Hindistan ile geliştirdiği ticaret modeline değinen OSD Başkanı Cengiz Eroldu, bunun Türk otomotiv tedarik sanayii için risk oluşturduğunu söyleyerek, “Hindistan Çin’den daha rekabetçi” dedi.

Türk otomotiv sanayii için yeni tehdit: AB Çin’e karşı Hindistan hattını açtı

Türkiye otomotiv sana­yii güçlü üretim altyapı­sı ve ihracat kabiliyeti ile öne çıkmayı sürdürüyor. Deği­şen küresel ticaret dengeleri ve yeni anlaşmalar sektör için daha zorlu bir rekabet dönemine işa­ret ederken, riskler de her geçen gün artıyor. İstanbul’da gerçek­leştirilen toplantıda risklerden bahseden Otomotiv Sanayi Der­neği (OSD) Başkanı Cengiz Erol­du, küresel ölçekte otomotiv sek­töründe dengelerin değiştiğin­den bahsetti. Eroldu, Hindistan örneğini vererek, “Avrupa Birliği Çin ile rekabette yeni bir seviye­ye geçti. Hindistan Çin’den daha rekabetçi, bu yüzden burayı kul­lanarak bir eşiği daha atlatmak istiyorlar. Bu yeni ticaret yakla­şımında Avrupa Birliği, Hindis­tan’a pazar açarken, Hindistan menşeli parça ve komponentle­rin Avrupa’da daha rahat kulla­nılmasının önü açılıyor. Aynı za­manda belirli bir kota dahilinde Avrupa üretimi araçların Hin­distan’a vergisiz girişi planlanı­yor. Bu durum özellikle Türk oto­motiv tedarik sanayii açısından risk oluşturabilir” dedi.

Kuzey Afrika, Türkiye’den daha rekabetçi

Öte yandan Avrupa Birliği ile ABD arasında teknik mevzuatla­rın karşılıklı tanınmasına yöne­lik gelişmelerin de dikkat çek­tiğini ifade eden Cengiz Eroldu, “Bu adım, Amerikan standartla­rına göre üretilen araçların Av­rupa’da satışının önünü açarken, Türkiye açısından rekabet de­zavantajı yaratabilecek bir un­sur” dedi. Maliyet tarafında ise Türkiye’nin rekabet gücünün zayıfladığına dikkat çeken Erol­du, Kuzey Afrika ülkelerinin da­ha düşük maliyet avantajı ile öne çıktığını, Türkiye’nin ise güçlü sanayi altyapısı ile fark yarattığı­nı belirtti. Eroldu, ancak uzun va­dede maliyet baskısının artması­nın rekabet açısından risk oluş­turabileceğini vurguladı. Eroldu şöyle devam etti: “Kuzey Afrika ülkeleri rekabetçilik anlamında Türkiye ve Doğu Avrupa'dan da­ha iyi durumdadır. Şimdi Türki­ye'nin aslında bugün rekabetçi­lik katsayıları Orta Avrupa mer­tebesine geldi, Batı Avrupa'ya yaklaşıyoruz maalesef. Ve bugün Kuzey Afrika ülkeleri rekabet­çilik endeksleri açısından Tür­kiye'den daha iyi durumdalar. Özellikle Fas’ın İspanya’ya bu ka­dar yakın olması tabii lojistik an­lamda önemli.”

2025 yılında dünya genelin­de araç üretimi yüzde 4 artışla 96,5 milyon adede ulaştı. Bu ar­tışın ana sürükleyicisinin Çin ol­duğunu anlatan Cengiz Eroldu, “Çin’in üretimi yüzde 10 artarak 34,5 milyon adede, ihracatı ise yüzde 21 artışla 7,1 milyon ade­de yükseldi. Yeni nesil araçların toplam üretim içindeki payı yüz­de 51’e çıktı. Avrupa Birliği’nde üretim 14 milyon adet seviyesin­de yatay kalırken, ihracat yüzde 4 düşüşle 4,5 milyon adede gerile­di. ABD’de ise üretim yüzde 4 aza­larak 10 milyon adet seviyesinde gerçekleşti. ABD’de karbon emis­yon teşviklerinin kaldırılması, pazar yapısını doğrudan etkile­yen faktörler arasında gösterildi” diye konuştu.

Türkiye hafif ticari üretiminde birinci sırada

Türkiye’nin otomobil üreti­minde Avrupa’da 6’ncı, hafif ti­cari araçta yeniden 1’inci, toplam hafif araç üretiminde ise 5’inci sı­raya yükseldiğini hatırlatan Cen­giz Eroldu, hafif ticari araçta ge­çen yıl kaybedilen liderliğin geri kazanılmasına dikkat çekti. Oto­büs üretiminde Avrupa liderli­ğinin devam ettiğini vurgulayan Eroldu, “Türkiye dünya genelin­de 4’üncü büyük otobüs üretici­si. Hafif ticari araçta ise Türki­ye global sıralamada 9’uncu ba­samakta bulunuyor. Hafif ticari araç tarafında Türkiye’nin per­formansı daha da belirginleş­ti. Avrupa pazarının yüzde 8,8 daraldığı bir dönemde Türkiye’nin ihracatı­nı artırması, sektörün rekabet gücünü or­taya koydu” dedi. Avrupa ağır ti­cari araç paza­rında ise Tür­kiye kamyonda 4’üncü, otobüste 5’inci pazar konu­munda bulunuyor. Avrupa genelinde neredeyse tüm segmentlerde ilk 5 için­de yer alan Türki­ye, pazar büyük­lüğü açısından da güçlü konumu­nu sürdürüyor. Bu­na karşın Avrupa’da kamyon pazarında yüzde 6,2’lik daralma yaşanması, kıta eko­nomisine ilişkin zayıflama sin­yalleri ola­rak değer­lendiri­liyor.

Pazardaki zayıf seyir üretimi de etkiledi

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler ise üretim tarafında sınırlı bir gerilemeye işaret etti. Türkiye’nin toplam otomotiv üretimi ilk üç ayda yüzde 7 düşüş gösterdi. Bu gerilemede, yeni yatırım sürecine giren bir üreticinin faaliyetlerini geçici olarak azaltmasının etkili olduğunu belirten Cengiz Eroldu, ocak ayının geleneksel olarak zayıf geçmesi ve ilk çeyrek dinamiklerinin de üretim rakamlarını aşağı yönlü etkileyen diğer unsurlar arasında yer aldığını bildirdi. İhracat adetlerinde de benzer bir düşüş görüldüğünü aktaran Eroldu, “İhracat değeri yüzde 3 artış kaydetti. Bu artışın, daha yüksek fiyatlı ve katma değerli araç ihracatından kaynaklandığını” söyledi. Alt segmentler incelendiğinde üretimdeki zayıflığın ağırlıklı olarak otomobil tarafında olduğu görüldü. Buna karşılık ağır ticari araç grubunda pozitif seyir devam etti. En sert daralma ise traktör sektöründe yaşandı. Türkiye’de traktör üretimi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 geriledi. İç pazarda ise daralma yüzde 56 seviyesine ulaştı. Üreticilerin ihracatla bu kaybı telafi etmeye çalıştığı, ancak yüksek vergilerden dolayı iç pazardaki daralmanın sektörü ciddi şekilde baskıladığı ifade edildi. İç pazara ilişkin Eroldu, Türkiye’nin Batı Avrupa’dan farklı bir dinamiğe sahip olduğunu anlattı. Avrupa’da ekonomik belirsizlik dönemlerinde tüketicilerin harcamaları kıstığını ifade eden Eroldu, Türkiye’de otomobilin yatırım aracı olarak görülmesinin talebi canlı tuttuğunu vurguladı.

Türk otomotiv sanayii için yeni tehdit: AB Çin’e karşı Hindistan hattını açtı - Resim : 1

Çin ile 46 milyar dolarlık açık sürdürülebilir değil

Dış ticaret tarafında Türkiye’nin otomotiv sanayii lider sektör olmayı sürdürdü. Ocak-şubat döneminde dış ticaret dengesi 53 milyon dolar ile başa baş seviyede gerçekleşti. Yalnızca otomobil özelinde bakıldığında yılın ilk aylarında 1,3 milyar dolarlık dış ticaret açığı oluştuğunu paylaşan Eroldu, “Küresel jeopolitik gelişmelerin de sektöre etkisi sürüyor. Enerji fiyatlarındaki artış özellikle plastik ve türevleri üzerinden üretim maliyetlerini yukarı çekiyor. Bu durum yalnızca otomotiv değil, tüm sektörlerde enflasyonist baskıyı artıracak” dedi. Eroldu, Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyonunu koruduğu sürece rekabet gücünü sürdürebileceğini belirtirken, Çin ile dış ticaretteki dengesizliğe de dikkat çekti. Türkiye’nin Çin’e karşı yaklaşık 46 milyar dolarlık dış ticaret açığı bulunduğunu ifade eden Eroldu, bu tablonun sürdürülebilir olmadığını söyledi.

Yerli üretim yeniden artışa geçti

İç pazarda yerli üretimin payında da artış kaydedildi. Buna ilişkin konuşan Cengiz Eroldu, “Toplam yerlilik oranı ilk çeyrekte yüzde 35’e yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 31 seviyesindeydi. 2025 yılı genelinde ise yüzde 29 olarak gerçekleşmişti. Segment bazında bakıldığında otomobilde yerli payı yüzde 32’den 36’ya, hafif ticari araçta yüzde 22’den 23’e, kamyonda ise yüzde 61’den 68’e çıktı. Bu artış, son dönemde yapılan yatırımların etkisiyle oldu. Kapasite kullanım oranı ise ilk çeyrekte ortalama yüzde 60 seviyesinde gerçekleşti. Hafif araç grubunda yatırım kaynaklı geçici düşüş yaşanırken, kamyon ve otobüs grubunda belirgin iyileşme görüldü. Traktör sektörü ise kapasite kullanımında en zayıf performansı gösteren alan oldu” dedi.