TSB Başkanı Ahmet Yaşar: BES’in ortaya koyduğu değer ön plana çıkarılmalı
Türkiye’nin demografik yapısındaki değişime dikkat çeken Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, bunun da yaşlı bakım alanındaki sigortacılığın geliştirilmesi zorunluluğunu ortaya çıkardığını söyledi. Yaşar, “BES’in devlet katkısından bağımsız olarak ortaya koyduğu değeri öne çıkaracak bir yapı içerisinde olmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.
Sevilay ÇOBAN/İSTANBUL
sevilay.coban@dunya.com
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 1970’te %48,5 olan çocuk nüfus oranı, 2025’te %24,8’e kadar indi. Türkiye’de doğum oranındaki düşüşe bağlı olarak çocuk nüfus oranı giderek düşmeye, nüfus yaşlanmaya devam ediyor. Bu istatistikler de Türkiye’nin demografik yapısındaki değimi net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, bu değişimin beraberinde getirdiği yeni sigorta ürünleri ihtiyacı, insurtech alanındaki gelişmeler ve BES sisteminin geleceğine dair görüşlerini DÜNYA Gazetesi ile paylaştı.
“Yaşlı bakım sigortacılığı geliştirilmeli”
Yaşlanan nüfus yapımıza değinen Yaşar, “Nüfusumuz yaşlandıkça hem tasarruf ihtiyaçlarımız hem yaşlı bakım ihtiyacımız hem de sağlık giderlerimiz artıyor. Maalesef hala Türk sigorta sektörü, sağlık harcamalarının %2,5-3’ünü karşılayabiliyor. Bugün bireyler bile %15’ler civarında sağlık harcaması yapıyor yani ortalama kişi başına düşen 17 bin TL’lik bir sağlık harcaması söz konusu. Bu rakam bugün bir Tamamlayıcı Sağlık Sigortası priminin bile üzerine. Dolayısıyla burada sigorta sektörünün üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım. Ama bu sadece sigorta sektörüyle olacak bir iş değil. Özel hastanelerin de kapasitesinin artması lazım. Yani sadece sigortayı satmak yetmez, aksi takdirde özel hastaneleri de hizmet sağlayamayan noktalar durumuna düşürürüz. Yaşlı bakımı konusunda önemli adımlar atılması lazım” dedi.
Tasarrufların artması finansal istikrar için kritik
İkinci çeyrek rakamlarına göre toplam fon büyüklüğü 2,35 trilyon TL’ye ulaşan BES’te 18 yaş altı katılımcıların oluşturduğu fon büyüklüğü ise 95,5 milyar TL’yi aşmış durumda. Bu rakamlar üzerinden BES’in gelişimini anlatan Yaşar, şunları kaydetti: “Ülkemizde dünyadan farklı olarak hayat sigortaları çok gelişmiş durumda gözükmüyor. Bunun önemli etmenlerinden bir tanesi Bireysel Emeklilik Sistemi ve daha sonrasında Otomatik Katılım Sistemi. Bu dönemde şirketlerimizin biraz daha bu faaliyetleri artırmaları, finansal avantajları ve tasarruflara olan katkıları sebebiyle aslında BES’in kendisinin çok değerli olduğunu, devlet katkısından bağımsız olarak ortaya koyduğu değeri öne çıkaracak bir yapı içerisinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Elbette ki Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin de bu sürece büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. 18 yaş altı BES’te de çok ciddi büyümelerimiz ve katılımlarımız var. Dolayısıyla özellikle hayat ve bireysel emeklilik ağırlıklı şirketlerin destekleri, yine hayat emeklilik üretim komitemizin büyük katkıları ve diğer hayat emeklilik şirketlerimizin de süreci olan destekleriyle bu alanda da ciddi çalışmalar yapacağımızı düşünüyorum. Hükümetimizin de politikaları bu yönde. Çünkü tasarrufların artması, gelişmesi ülkemizin hem finansal istikrara kavuşması hem de diğer sorunların çözülmesi için kritik önem taşıyor.”

Sigorta, ekonomide bir kaldıraç
Yaşar, nüfusumuz yaş almaya başladıkça ortalamanın değiştiğine işaret ederek, “Demografik değişimin problemlerinin hepsine birden sigortayla nasıl çözüm üretebiliriz? Çözebildiklerimiz neler? Çözemediklerimizi nasıl çözeriz? Hep yaklaşımımızın bu olması lazım. Sigorta sektörü eskiden ortaya çıkan zararları tazmin eden bir yapıdaydı. Ama artık önleyici sigortacılık öne çıktı. Bizim zaten işimiz zararı tazmin etmek. Ama bu süreçte topladığımız primlerle çok ciddi bir fon ortaya çıkıyor. Burada da bir fon yönetimi görevi üstleniyoruz. Ve yönettiğimiz fonlar, enflasyona yol açmayan, ülkemizdeki finansal istikrarı sağlayan, piyasaların derinliğini artıran ve günün sonunda da toplum refahını yükselten ve bu refahtan bireysel olarak alacağımız payları yukarı çeken fonlar. Sigorta aslında verdiğinizi geri size döndürebilen bir enstrüman, bir nevi kaldıraç” dedi.
“Sektörün yeni ürünlere ihtiyacı var”
Yaşar, sigorta sektöründe hala arz problemi olan alanlar ve yeni ürün ihtiyacına dikkat çekerek, “Sigorta sektöründe yeni ürünlere ihtiyaç var. Çünkü bazı alanlarda aslında arz problemi var. Mesela kasko buna çok iyi bir örnek. Kasko’da sigortalılık oranının düşük olduğundan bahsediyoruz. Hâlbuki TSB bir çalışma yaptı. Ve dedi ki 0-3 yaş arasında sigortalılık oranı %80. Bu ne demek? Aslında yeni araç sahipleri varlıklarını koruma refleksiyle %80 civarında sigortalık oranına sahipler. Muhtemelen o %20’lik kısmı da filo yönetimi yapan, dâhili fon yönetimi yapan araçlardan oluşuyor olabilir. Ama öbür taraftan ülkemizdeki araç yaş ortalamasının 15,5 olduğunu görüyoruz. 21 yaşını geçen araçların ise %26 seviyesinde olduğunu görüyoruz. Buraya baktığımız zaman bir arz probleminden söz edebiliriz. Artık yavaş yavaş sigorta şirketlerimiz buralara da ürün koymaya başladılar. Dolayısıyla sigorta şirketlerimizin bu örnekte olduğu gibi ortaya koyacağı ürünlerle, aynı şekilde yangın sigortaları, sorumluluk sigortaları başta olmak üzere finansal sigortalar gibi diğer alanlar da ürün arzı arttırdığı sürece sigortalık oranının daha da artacağına inanıyoruz” diye konuştu.