Deprem bölgesinde eğitim ateşböcekleriyle aydınlanıyor
Deprem bölgesinde çocukların eğitimle bağını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen mobil öğrenim programı, dört ilde 13 okulda 11 bini aşkın çocuğa ulaştı. 145 bin saati aşan uygulamalı eğitimle desteklenen model, uzun vadede 24 bin çocuğa ve 300 bin öğrenim saatine erişmeyi hedefliyor ve eğitim ihtiyacına kalıcı yanıt sunuyor.
Başak Nur GÖKÇAM/HATAY
basaknur.gokcam@dunya.com
Depremin ardından en ağır yükü taşıyan alanlardan biri eğitim oldu. Okulların fiziki hasarı kadar, çocukların öğrenme sürekliliğinin kesintiye uğraması da uzun vadeli sosyal riskleri beraberinde getirdi. Bu tablo karşısında sahaya inen ve mobil öğrenim modeliyle çocukların eğitimle bağını korumayı hedefleyen Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), deprem bölgesinde uzun soluklu bir eğitim seferberliği yürütüyor.
TEGV, ‘Eğitimle Daha İyiye’ programı kapsamında Hatay, Malatya, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta konuşlandırdığı 4 Ateşböceği Öğrenim Birimi ile çocuklara nitelikli ve uygulamalı eğitim desteği sunuyor. Vakfın mobil etkinlik noktası modeli olan Ateşböcekleri, sabit bir merkeze bağlı kalmadan okullara ulaşarak özellikle kırılgan gruplardaki çocukların eğitimle temasını sürdürülebilir biçimde güçlendiriyor.
11 bini aşkın çocuğa doğrudan erişim
Program kapsamında bugüne kadar 13 okulda 11 bin 297 çocuğa ulaşıldı. Sahada gerçekleştirilen etkinlik süresi ise 145 bin 789 öğrenim saatine erişti. TEGV’in verilerine göre her bir Ateşböceği birimi, düzenli takibi yapılan, ölçülebilir çıktılara dayalı bir eğitim modeliyle çalışıyor. Hatay’daki Bilim Ateşböceği, Malatya’daki Düş Gezgini Ateşböceği, Gaziantep ve Kahramanmaraş’taki Bilişim ve Tasarım Ateşböcekleri; 1. sınıftan 8. sınıfa kadar çocuklara bilim, sanat, tasarım, kodlama ve dijital okuryazarlık alanlarında atölyeler sunuyor.
Bu birimlerde yalnızca akademik destek değil, çocukların sosyal-duygusal gelişimini güçlendiren, üretime dayalı bir öğrenme yaklaşımı benimseniyor. Kodlama, algoritma, tasarım odaklı düşünme, bilim atölyeleri ve sanat etkinlikleri, deprem sonrası travmanın gölgesindeki çocuklar için hem öğrenme hem de iyileşme alanı yaratıyor.
TEGV ile yürütülen program dört yıla yayılmış durumda. Hedef 24 bin çocuğa ulaşmak ve toplam 300 bin öğrenim saatine erişmek. Bu ölçek, yalnızca kısa vadeli bir sosyal destek değil; bölgedeki eğitim ekosistemine uzun soluklu katkı anlamına geliyor. Program, TEGV’in sahadaki deneyimi ile MediaMarkt Türkiye’nin sağladığı finansal ve kurumsal destek çerçevesinde hayata geçiriliyor. Program için 1,6 milyon Euro kaynak ayrılmış olması, deprem sonrası sosyal yatırımların sürdürülebilirliği açısından dikkat çekiyor. İş birliği kapsamında şu ana kadar 4 Ateşböceği öğrenim birimi aktif olarak sahada faaliyet gösteriyor.
Konuya ilişkin açıklamada bulunan TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, deprem sonrası dönemde çocukların eğitimle bağını korumanın hayati olduğunu vurgulayarak, “Nitelikli eğitim bir defalık destek değil; çocukların hayatına uzun vadeli eşliktir. Bu program sahada düzenli takip edilen ve kalıcı umut yaratan bir etki ortaya koyuyor” dedi. MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar ise iş birliğine ilişkin olarak, “Bu modeli uzaktan bir destek olarak görmedik; sahada birlikte öğrenen ve gelişen bir yapı kurduk” değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zekâ içerikleri kalıcı programa dönüştü
2025 itibarıyla programın içeriğine kalıcı olarak dahil edilen yapay zekâ atölyeleri ise dikkat çekici bir yenilik. Yapay Zekâ Hikâye Etkinliği kapsamında çocuklar kendi hikâyelerini yazıyor, karakterlerini ve dünyalarını tasarlıyor. Bugüne kadar 364 çocuğun katıldığı atölyelerde üretilen içeriklerin 2026 sonunda dijital bir çocuk masalları kütüphanesine dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, yapay zekâyı çocuklara ‘yerine düşünen’ bir araç olarak değil, doğru kullanıldığında üretimi büyüten bir teknoloji olarak anlatmayı amaçlıyor. Deprem bölgesinde dijital uçurum riskinin arttığı bir dönemde, bu içeriklerin erken yaşta sunulması önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Afet sonrası eğitimde mobil modelin rolü
Afetlerin ardından en hızlı etkilenen alanlardan biri eğitim altyapısı oluyor. Hasarlı okul binaları, göç hareketliliği ve öğretmen sirkülasyonu, öğrenme sürekliliğini kesintiye uğratabiliyor. Mobil öğrenim birimleri, sabit mekâna bağlı kalmadan sahaya adapte olabildiği için bu boşluğu hızlı şekilde doldurabiliyor. Çocuklara güvenli, düzenli ve yapılandırılmış bir öğrenme alanı sunulması; akademik kayıpların azaltılması kadar psikososyal toparlanma açısından da kritik önem taşıyor.
Ölçülebilir sosyal etki ne anlama geliyor?
Deprem bölgesinde yürütülen eğitim programlarında sürdürülebilirlik, yalnızca süreyle değil etki takibiyle de tanımlanıyor. Devamlılık oranları, kazanılan beceriler, uygulamalı öğrenim süresi ve içerik güncellemeleri düzenli olarak izleniyor. Bu yaklaşım, kısa süreli yardım modelinden farklı olarak yerelde kapasite oluşturmaya ve uzun vadeli dönüşüm sağlamaya odaklanan bir sosyal yatırım anlayışını temsil ediyor.