Gezegenin ısınma hızı ikiye katlandı

Dünya, kaydedilen en hızlı ısınma hızına ulaşırken, bilim insanları 2015 yılından bu yana küresel sıcaklıklarda benzeri görülmemiş büyük bir ivme tespit etti. Yeni bir çalışma, ısınma oranının on yılda yaklaşık 0,35 santigrat dereceye yükseldiğini, bu oranın 1970-2015 yılları arasında gözlemlenen ortalama hızın neredeyse iki katı olduğunu açıkça ortaya koydu.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Gezegenin ısınma hızı ikiye katlandı

Başak Nur GÖKÇAM
basaknur.gokcam@dunya.com

Gezegenimiz, 1880 yı­lından bu yana tutu­lan modern sıcaklık kayıtlarının başlangıcından beri görülmemiş hızda bir ısınma dalgasıyla karşı karşı­ya. İklim krizinin küresel eko­nomiler, sanayi üretimi ve gı­da güvenliği üzerindeki yıkıcı maliyetleri her geçen gün kat­lanıyor. Bilim dünyasından gelen son analizler ısınmanın sadece devam etmekle kalma­yıp, ivmelendiğini de ortaya koyuyor. Postdam İklim Etki Araştırması Enstitüsü (PIK) tarafından gerçekleştirilen yeni bir araştırmaya göre, kü­resel ortalama sıcaklıkların 2015 yılı civarından itibaren belirgin şekilde hızlandığı­nı istatistiksel güvenilirlikle doğruladı.

1970 ile 2015 yılları arasın­da her on yılda ortalama 0,2 santigrat derece olarak ölçü­len küresel ısınma hızı, son 10 yıllık periyottaki yüzde 75’in üzerinde bir artış göstererek yaklaşık 0,35 santigrat de­rece seviyesine yüksel­di. Bilim insanla­rı, doğal iklim dalgalan­malarının yarattığı gürültü­yü matematiksel filtrelerle temizlendikten sonra ortaya çıkan bu ivmeyi yüzde 98’den fazla istatistiksel güvenilir­likle tescilledi.

Doğal iklim modelleri uzun vadeli eğilimleri gizleyebiliyor

Küresel ısınmanın temel hı­zındaki bu dramatik değişim­leri tespit etmek, sıcaklıkla­rı yalnızca bir yıldan diğerine karşılaştırmaktan çok daha karmaşık bir süreç gerektiri­yor. Doğal iklim modelleri, ge­zegeni geçici olarak daha sı­cak veya daha soğuk hale ge­tirerek uzun vadeli eğilimleri gizleyebiliyor. Örneğin tropi­kal Pasifik Okyanusu’ndan at­mosfere muazzam miktarda ısı salan El Niño olayları kü­resel sıcaklıkları geçici olarak yükseltirken, volkanik patla­malar sonucu atmosfere saçı­lan parçacıkların güneş ışığı­nı uzaya geri yansıtması veya güneş aktivitesindeki dönem­sel değişiklikler tam tersi so­ğutucu bir etki yaratabiliyor. Bu doğal değişimler, sıcaklık kayıtlarında sürekli dalgalan­malara yol açarak altta yatan asıl ısınma eğiliminin hızla­nıp hızlanmadığını tespit et­meyi zorlaştırıyordu.

İşte bu metodolojik engeli aşmak isteyen araştırmacılar, bilinen tüm doğal dış faktörle­ri hesaba katarak sıcaklık göz­lemlerini matematiksel olarak düzelttiler ve beş büyük küre­sel sıcaklık veri setini (NASA, NOAA, HadCRUT, Berkeley Earth, ERA5) analiz ettiler. Bu sayede, ısınma hızındaki te­mel değişiklikleri maskeleye­bilecek geçici gürültüler orta­dan kaldırıldı. Ve uzun vadeli ısınma sinyali son derece net bir biçimde incelendi.

Sonuçlara ilişkin değerlen­dirmede bulunan PIK Araş­tırmacısı ve Çalışmanın Baş Yazarı Stefan Rah­mstorf, “Düzeltilmiş ve­riler, 2015’ten bu ya­na küresel ısınmanın hızlandığını, ince­lenen tüm veri kü­melerinde tutarlı ve seçilen analiz yön­teminden bağımsız olarak, yüzde 98’in üzerinde istatistik­sel kesinlik göste­riyor” dedi.

Metodoloji nasıl çalışıyor?

İklim verilerinde uzun vadeli trend analizi yapılırken karşılaşılan en büyük zorluğun ‘gürültü’ olarak tanımlanan kısa süreli iklim olayları olduğu belirtildi. Pasifik Okyanusu kökenli El Niño ve La Niña salınımlarının yanı sıra, devasa volkanik patlamaların stratosfere yaydığı aerosol kaplamalarının ve Güneş’in 11 yıllık aktivite döngülerinin, dünya yüzeyindeki sıcaklık ölçümlerinde yıllık bazda saptamalara yol açtığı ifade edildi. Araştırmacılar, geliştirilen matematiksel regresyon modelleri sayesinde bu üç temel parametrenin sıcaklık üzerindeki dönemsel etkilerini tek tek ay ay ayıkladı. Sonuçta elde edilen arındırılmış veri seti, gezegenin kendi iç iklim dinamiklerini bağımsız olarak seragazı birikimine bağlı gerçek ısınma ivmesini gün ışığına çıkardı.

Rekor sıcaklıklar hâlâ 2023 ve 2024 yıllarına ait

Öte yandan yapılan tüm matematiksel ayarlamaya rağmen 2023 ve 2024 yılları, modern sıcaklık kayıtlarının tutulmasından bu yana tarihin en sıcak yılları olarak kayıtlara geçmeye devam etti. Bilim insanları, El Niño salınımları ve Güneş’in 11 yıllık aktif döngüsü gibi geçici faktörler arındırıldığında dahi ısınma eğiliminin 2013-2014’ten bu yana tırmanışta olduğunu kanıtlıyor. İkinci dereceden eğilim analizi ve parçalı doğrusal modeller, iklim krizindeki hızlanmanın sadece son yılların istisnası olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ABD’Li İstatistik Uzmanı ve Geophysical Research Letters adlı bilimsel dergide yayınlanan çalışmanın ortak yazarlarından Grant Foster da, “2015 civarından bu yana küresel ısınmada güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ivmelenme olduğunu artık gösterebiliyoruz. Gözlemsel verilerdeki bilinen doğal etkileri filtreleyerek, gürültüyü azaltıyoruz. Böylece altta yatan uzun vadeli ısınma sinyali daha net bir şekilde görünür hale geliyor” dedi.

Eriyen sadece buzullar değil

Isınma hızının on yılda 0,2 santigrat dereceden 0,35 santigrat dereceye tır­manması sadece meteo­rolojik bir istatistik değil, küresel finansal sistemler için de risk faktörü. Sıcak­lık artış hızının ikiye kat­lanması, tarımsal rekolte kayıplarının öngörülen tarihlerden daha erken yaşanmasına, deniz sevi­yesi yükselmesine bağlı kıyı altyapı maliyetlerinin katlanmasına ve sigorta­cılığın iklim kaynaklı hasat tazminatlarında rekorlara neden oluyor. Karbon büt­çesinin tükenmesi, sana­yinin yeşil dönüşüme ayır­ması gereken yıllık serma­ye ihtiyacını da artırıyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı - AA