Gri balina popülasyonu 10 yılda yüzde 50 azaldı
İklim krizi, okyanusun en görkemli göçebeleri olan gri balinaları rotasından saptırarak San Francisco Körfezi’nin yoğun trafiğine hapsediyor. 2016’da 27 bin olan popülasyonun bugün 14 bin seviyelerine gerilemesi, sadece bir türün yok oluşu değil, karbon yutağı görevi gören deniz ekosisteminin çöküşü anlamına geliyor. Balinalar artık besin değil, hayatta kalma mücadelesi için ‘yanlış kapıları’ çalıyor.
Başak Nur GÖKÇAM
Küresel ısınmanın deniz suyu sıcaklıklarını ve akıntılarını değiştirmesi, biyolojik çeşitlilik üzerinde geri dönülemez bir ekonomik ve ekolojik fatura kesiyor. Arktik besin kaynaklarının sekteye uğramasıyla başlayan bu kriz, bugün devasa gri balinaların beslenme alışkanlıklarını değiştirerek onları dünyanın en işlek su yollarından biri olan San Francisco Körfezi’ne sürüklüyor. Bilimsel veriler, bu yeni ‘duraklama’ stratejisinin balinalar için trajik bir darboğaza dönüştüğünü gösteriyor: Körfeze giren her 5 balinadan biri, ya açlıktan ya da yoğun gemi trafiği nedeniyle yaşamını yitiriyor.
Popülasyon yüzde 50 eridi
Sürdürülebilirlik perspektifinden bakıldığında, balinalar sadece birer canlı değil, okyanusun karbon pompaları olarak hayati bir ekonomik değer taşıyor. Ancak Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) verilerine göre, gri balina popülasyonu 2016 yılındaki 27 bin seviyesinden, 2025-2026 dönemi itibarıyla yaklaşık 12 bin ile 14 bin 500 bandına kadar geriledi. Bu, sadece on yıl içinde popülasyonun yarısından fazlasının yok olması demek.
Bu dramatik düşüşün temelinde, balinaların Arktik bölgesindeki temel besin kaynağı olan amfipodların iklim değişikliği nedeniyle azalması yatıyor. Aç kalan balinalar, normalde göç rotalarında olmayan San Francisco Körfezi gibi riskli alanlara yöneliyor. Frontiers in Marine Science dergisinde yayımlanan son araştırma, 2018 ile 2025 yılları arasında bu körfezi kullanan balinaların yüzde 18’inin (neredeyse beşte birinin) bölgede can verdiğini ortaya koydu.
Görünmez tehlike: Sis
Sonoma Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacı Josephine Slaathaug’un çalışması, bu ölümlerin ardındaki lojistik kabusu gözler önüne seriyor. Balinalar su yüzeyine çıktıklarında sergiledikleri alçak profil, San Francisco’nun meşhur sisli havasıyla birleşince, gemi kaptanları için onları fark etmek imkansız hale geliyor. Golden Gate Boğazı, hem balinalar hem de ticari gemiler için zorunlu bir geçiş noktası olduğundan, bu bölge bir ‘deniz kazası’ merkezine dönüşmüş durumda.
2018-2025 yılları arasında bölgede bulunan 70 ölü balinadan 30’unun gemi çarpması sonucu öldüğü kanıtlandı. Geri kalanların büyük çoğunluğunda ise ileri derecede yetersiz beslenme belirtileri saptandı. Bu durum, balinaların körfezi bir beslenme sığınağı olarak denediğini ancak buranın da onları doyurmaya yetmediğini kanıtlıyor.
Bir balina 33 ton karbondioksit depoluyor
Tek bir gri balina, yaşamı boyunca vücudunda ortalama 33 ton karbondioksit depolar. Bu rakam, binlerce ağacın sağladığı karbon tutma kapasitesine eşdeğerdir. Balinalar öldüğünde bu karbonu okyanus tabanına indirerek atmosferden çekerler. Balina popülasyonundaki her yüzde 10’luk düşüş, küresel karbon yönetimi ekonomisinde milyarlarca dolarlık ek maliyet anlamına gelmektedir.
Ekosistemin ekonomik kaybı
Deniz memelilerinin kaybı sadece etik bir sorun değil, aynı zamanda mavi ekonomi için büyük bir risk. Balinaların dışkılarıyla sağladığı besin döngüsü (balina pompası), fitoplankton üretimini artırarak atmosferdeki oksijenin yüzde 50’sinin üretilmesine yardımcı oluyor. Araştırmacılar, 2018-2023 yılları arasında halkın sağladığı verilerle 114 farklı balina bireyini katalogladı. Bu balinalardan sadece 4 tanesinin bir yıldan fazla süreyle hayatta kalabildiğinin tespit edilmesi, göç yollarındaki güvenliğin ve ekosistem sağlığının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Lojistik ve sürdürülebilirlik çatışması
Körfezdeki gemi trafiğinin hızı ve yoğunluğu, sürdürülebilir taşımacılık ile yaban hayatı koruma arasındaki çatışmayı tetikliyor. Bilim insanları, bu trajik tabloyu değiştirmek için akıllı trafik yönetimi ve hız sınırlarının sıkılaştırılmasını öneriyor. Aksi takdirde, dünyanın en büyük göçlerinden biri, iklim krizinin sessiz tanığı olarak tarihe gömülebilir.