Karbon geliri sertifika maliyetine dönüşebilir
SEFİA Kıdemli Araştırmacısı Cankut Kaan Bolat, Türkiye ETS'sinde pilot dönemdeki yüzde 100 ücretsiz tahsisatın fiyat sinyalini zayıflatacağını söyledi. Bolat, "Toplanacak karbon geliri AB tarafında SKDM sertifika maliyetine dönüşebilir. Şirketlere net bir takvim şart" dedi.
Başak Nur GÖKÇAM
basaknur.gokcam@dunya.com
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) maliyetlerinin kapıya dayandığı ve küresel ticaretin kurallarının yeşil dönüşüm ekseninde yeniden yazıldığı günümüz iklim ekonomisinde, sanayinin karbonsuzlaşma ivmesi ülkenin geleceğini belirliyor. Küresel emisyonların yarısından fazlasını doğrudan etkileyen karbon fiyatlandırma mekanizmaları, üreticiyi yüksek emisyonlu üretimden temiz teknolojilere sevk eden en kritik kaldıraç olarak öne çıkıyor.
Türkiye de 27 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren yönetmelik ile kendi Emisyon Ticaret Sistemi’ni (ETS) hukuken hayata geçirdi. Ancak 3 Eylül 2026’da yayımlanan resmi duyuru ile 2026 ve 2027 yıllarını kapsayacak pilot dönemde kıyas yöntemi kapsamında ücretsiz tahsisat oranının yüzde 100 olarak açıklanması, piyasada gerçek bir tahsisat kıtlığı ve caydırıcı fiyat sinyali oluşup oluşmayacağı sorusunu beraberinde getirdi. Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Kıdemli Araştırmacısı Cankut Kaan Bolat ile Türkiye ETS’sinin yapısını, sanayinin önündeki SKDM risklerini ve AB’nin 20 yıllık ETS tecrübesinden çıkarılması gereken dersleri konuştuk.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik şart
Türkiye’nin emisyon izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) konusunda 2014’ten bu yana köklü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan SEFİA Kıdemli Araştırmacısı Cankut Kaan Bolat, yeni yönetmelikle emisyon raporlarının MEDAS üzerinden TÜRKAK akrediteli bağımsız kuruluşlarca doğrulanmasının zorunlu kılındığını ifade etti. Ancak asıl kritik hususun doğrulanmış verilerin ne ölçüde kamuoyuna açıklanacağı olduğuna dikkat çeken Cankut Kaan Bolat, “İklim Kanunu ücretsiz tahsisat, doğrulanmış emisyon ve teslim yükümlülüğü verilerinin açıklanmasını Karbon Piyasası Kurulu’nun kararına bırakıyor. Bu verilerin tesis bazında ve karşılaştırılabilir biçimde yayımlanması şirketlerin ve kamu otoritelerinin hesap verebilirliğini artırır, aşırı tahsisatı görünür kılar ve ETS’nin emisyon azaltım etkisinin izlenmesini sağlar. Ticari sırlar korunarak sağlanacak bu şeffaflık, piyasa güvenini güçlendirecek ve ETS’nin yalnızca bir piyasa değil, sonuçları izlenebilen bir iklim politikası aracı olarak benimsenmesini kolaylaştıracaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Bolat ayrıca, ETS karar süreçlerine yalnızca sektördeki sivil toplum kuruluşlarının değil, iklim alanında çalışan düşünce kuruluşlarının da katılımının güvence altına alınması gerektiğini hatırlattı.
Kaynak sınır dışına kaçacak
Türk sanayisinin dış ticarette karşılaşacağı karbon maliyetlerine değinen Bolat, 2026 yılının ikinci çeyreği için açıklanan resmi SKDM sertifika fiyatının 75,28 euro/ tCO2 (Ton karbondioksit eşdeğeri başına) seviyesinde olduğunu söyledi. 2026 yılında Türkiye ETS kapsamında fiilen ödeme yapılmayıp yalnızca raporlama yürütüleceği için SKDM yükümlülüğünden düşülebilecek bir karbon bedelinin oluşmayacağını belirten Bolat, “Türkiye’de üreticilerin fiilen ödediği karbon bedeli düşük kaldıkça SKDM yükümlülüğünden düşülebilecek tutar da düşük kalacaktır. Böyle bir durumda Türkiye’de toplanarak sanayi dönüşümünde kullanılabilecek gelirin daha büyük bölümü, AB tarafında SKDM dolayısıyla sertifika maliyetine dönüşebilir” dedi. Sistemin başarısı için bağlayıcı bir takvimin zorunlu olduğunun altını çizen Bolat, AB ETS tecrübesinden ders çıkarılması gerektiğini söyledi. AB’de her 1 euro’luk net yatırım taahhüdüne karşılık yaklaşık 8 euro değerinde ücretsiz tahsisat verildiğini ortaya koyan çalışmalara atıfta bulunan Bolat, “En büyük tasarım hatası, üst sınırı olağan koşullarda gerçekleşmesi beklenen emisyonların üzerinde belirleyerek daha başlangıçta tahsisat fazlası yaratmak olur. Ücretsiz tahsisatların geçici bir köprü işlevi görebilmesi için tesis bazında doğrulanmış dönüşüm planlarına, gerçekleşen yatırımlara ve emisyon düşüşlerine bağlanması gerekir. Aksi halde bu mekanizma karbonsuzlaşmayı erteleyen bir konfor alanına dönüşür” uyarısında bulundu.
Yüzde 100 ücretsiz tahsisat piyasada fiyat sinyalini zayıflatıyor
Türkiye ETS’sinde Karbon Piyasası Kurulu tarafından pilot dönem için belirlenmiş olan yüzde 100 ücretsiz tahsisat oranı, işletmelerin karbon maliyetlerini ertelemesine imkan tanırken piyasadaki fiyat oluşumunu baskılama riski taşıyor. Üst sınırın emisyon yoğunluğuna bağlanması ve kritik idari kararların 12 kamu temsilcisinden oluşan Karbon Piyasası Kurulu’na bırakılması, piyasada gerçek bir tahsisat kıtlığının şekillenmesini zorlaştırıyor. Fiyat sinyalinin zayıflaması durumunda, üretim hacmi artarken mutlak emisyonların da artış göstermesi tehlikesi beliriyor. Sanayicinin yatırım kararlarını güvenle alabilmesi için pilot dönem sonrasına ilişkin kademeli ücretsiz tahsisat azaltım takviminin en geç 2027 yılına kadar ilan edilmesi bekleniyor.
Net ithalatçı konum, gömülü emisyon izlemesini zorunlu kılıyor
Türkiye ekonomisinin dış ticaret adımlarındaki karbon ayak izini analiz eden SEFİA verileri, ülkenin gömülü emisyon dengesinde net ithalatçı konumda olduğunu gösteriyor. Karbon kaçağı ve dış ticaret etkilerini tam olarak değerlendirebilmek adına yalnızca tesis bazlı doğrudan emisyonların değil, ürünlerin tüm değer zinciri boyunca taşıdığı gömülü emisyonların da hassasiyetle izlenmesi gerekiyor. Türkiye ETS’sindeki verilerin ithal girdiler ve ihraç edilen ürünlerin gömülü emisyon verileriyle eşleştirilmesi, sanayinin AB pazarındaki rekabetçiliğini koruyabilmesi için hayati önem taşıyor.
ETS’de şeffaflık dönemi: Şaibesiz piyasa için 4 kritik adım
Sivil toplum katılımı: ETS karar ve danışma süreçlerine sadece sanayi temsilcilerinin değil, iklim ve çevre alanında bağımsız çalışma yürüten sivil toplum ve düşünce kuruluşlarının da oy ve görüş hakkı ile dahil edilmesi gerekiyor.
Tesis bazlı veri açıklığı: Tesis bazında emisyon, ücretsiz tahsisat ve teslim yükümlülüğü verilerinin ticari sırlar korunarak kamuoyuna açık biçimde yayımlanması piyasa güvenini tesis ediyor.
Dönüşüm şartına bağlı tahsisat: Ücretsiz tahsisatların koşulsuz dağıtılması yerine, tesislerin doğrulanmış emisyon azaltım yatırımlarına ve somut sermaye harcamalarına endekslenmesi hedefleniyor.
İhale gelirlerinin tahsisi: Toplanan karbon gelirlerinin genel bütçe yerine yeşil hidrojen, temiz elektrik altyapısı ve sanayinin uygun maliyetli dönüşüm finansmanında kullanılması şart koşuluyor.