Yeryüzünün 128 bin yıllık iklim arşivi gün ışığında

Bilim insanları, Dünya’nın iklim geçmişine ışık tutan çığır açıcı bir keşfe imza atarak Tibet’in Guliya Buzulu’nda 128 bin yıldan eski donmuş kayıtlar buldu. Bölgedeki buzul arşivini 100 bin yıl öteye taşıyan bu bulgu, iklim krizine ve dağ buzullarının direncine dair radyoaktif izotoplar vasıtasıyla eşsiz, tekrarlanabilir ve somut veriler sunuyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Yeryüzünün 128 bin yıllık iklim arşivi gün ışığında

Başak Nur GÖKÇAM
basaknur.gokcam@dunya.com

İklim krizinin ve küre­sel ısınmanın Dünya’nın ekosistemleri üzerinde­ki baskısı her geçen gün artar­ken, geçmişin iklim dinamik­lerini anlamak geleceği şe­killendirmek adına hayati bir önem taşıyor.

Küresel sıcaklıkların sa­nayi öncesi döneme göre re­kor seviyelere ulaştığı ve dağ buzullarının on binlerce yıl­dır görülmeyen bir hızla eri­diği günümüzde, bilim dün­yası geçmişin sırlarını ay­dınlatmak için buzulların derinliklerine odaklanıyor.

Tibet’in kuzeybatısındaki bir buzulun derinliklerinde gerçekleştirilen son araştır­malar, 128 bin yıldan daha es­ki bir döneme ait olağanüstü bir donmuş kaydın kanıtları­nı gün ışığına çıkardı. Bu ola­ğanüstü keşif, dağların yük­sek kesimlerindeki buzun son buzul çağından beri varlığını sürdürdüğünü ve Dünya’nın eski iklimine dair eşsiz bir pencere açabileceğini açıkça gösteriyor.

Bu bulgular, bölgedeki bili­nen buzul kayıtlarını 100 bin yıldan fazla uzatarak, bu böl­geden şimdiye kadar çıkarılan en eski buz çekirdekleri olma özelliğini taşıyor. Ayrıca, dağ buzullarının Dünya iklimin­deki büyük değişikliklere na­sıl dayandığına dair çok önem­li ve nadir kanıtlar sunuyorlar.

Buzun tarihine dair çarpıcı veriler ortaya çıkıyor

Araştırmacılar, 1992 ve 2015 yıllarında Guliya Plato­su’ndan alınan buz örnekle­rini inceleyerek bu sonuçla­ra ulaştılar. Aralarında 23 yıl fark olmasına rağmen, örnek­ler bilim insanlarının geçmiş çevresel koşulları yeniden oluşturmak için kullandığı oksijen izotoplarında çarpıcı derecede benzer desenler or­taya koydu. Bu yakın eşleşme, buzun iklim tarihine dair gü­venilir ve tekrarlanabilir bir kayıt koruduğunu gösteriyor.

Araştırmaya ilişkin konuşan çalışmanın baş yazarı, Ohio Eyalet Üniversitesi’ndeki By­rd Kutup Araştırma Merke­zi’nde Yer Bilimleri Profesörü ve Kıdemli Araştırma Bilimci­si Lonnie Thompson, “Belirli bir buz örtüsü içindeki kayıtla­rın tekrarlanabilirliği son de­rece önemlidir. Çeyrek yüzyıl sonra aynı kaydı elde ederse­niz, bu size buzun zaman için­deki davranışı hakkında çok şey anlatabilir” dedi.

Antik Tibet buzunun yaşı nasıl belirlendi?

On binlerce yıldır donmuş halde kalan buzun yaşını belir­lemenin kolay olmadığını be­lirten araştırmacılar, doğru bir zaman çizelgesi oluşturmak için uluslararası berilyum ve klorun radyoaktif izotoplarını içeren gelişmiş tarihleme yön­temlerine başvurdu. Bu doğal olarak oluşan radyoaktif ele­ment formları, tahmin edilebi­lir oranlarda bozunur ve bu da onları Dünya’nın çevresel tari­hinin derinliklerindeki olayla­rı belirlemek için değerli araç­lar haline getiriyor. Bu durum­da, araştırmacılar bunları, 41 bin yıldan daha uzun bir süre önce meydana gelen ve buzda belirgin kimyasal izler bıra­kan, Dünya’nın manyetik ala­nındaki dramatik bir bozulma olan Leschamp Jeomanyetik Sapması’nın kanıtlarını tespit etmek için kullandılar.

Ekip daha sonra bulguları­nı yakındaki Tibet mağara tor­tularında korunmuş oksijen izotop kayıtlarıyla karşılaştır­dı. Elde edilen kanıtlar, Guliya buz kayıtlarının 128 bin yıldan çok daha eski bir döneme uza­nabileceğini gösterdi. Bulgu­lar ise Science Advances der­gisinde yayımlandı.

30 bin yıllık veriden 100 bin yıllık veriye

Konuyla ilgili değerlendir­melerini sürdüren Lonnie Thompson, “Bu gerçekten çok önemli bir bulgu, çünkü ku­tup bölgeleri dışında, dağ zir­velerinden bu kadar geriye gi­den tek buz çekirdeği bu. Huas­carán’dan elde edilen kayıtlar sadece 30 bin yıl öncesine kadar uzanıyor, 100 bin yıl öncesine değil, bu da Guliya’yı çok eşsiz bir kayıt haline getiriyor” diye konuştu. Antik buzulların yaşı­nı hassas bir şekilde tayin etme­nin nasıl olduğuna ilişkin bilgi veren araştırmacılar, berilyum ve klor gibi radyoaktif izotop­ların, atmosferdeki kozmik ışınların Dünya’nın gaz taba­kasıyla etkileşime girmesi so­nucu oluştuğunu, bu element­lerin kararlı olmayan yapıları­nın, zaman içinde belirli bir yarı ömürle bozunmalarına yol açtı­ğını belirttiler. Buz katmanları­nın arasına hapselen bu izotop­ların da, araştırmacılara geçmiş bin yılların takvimini şaşmaz bir doğrulukla okuma imkânı tanıdığı belirtildi.

Milyonlarca insan su krizi yaşayabilir

Guliya Buzulu’ndan elde edilen 128.000 yıllık bu veriler, sadece geçmişin iklim dalgalanmalarını anlamakla kalmıyor; aynı zamanda günümüzdeki küresel ısınma trendlerinin dağ ekosistemleri üzerindeki eşi benzeri görülmemiş tahribatını gözler önüne seriyor. Kutup bölgeleri dışındaki bu devasa buz kütlelerinin erimesi, milyonlarca insan için temiz su kaynaklarının kuruması ve deniz seviyelerinin yükselmesi anlamına geliyor.

Buz çekirdekleriyle geçmişin iklim atlası

Buz çekirdekleri, bilim insanlarının eski iklimler hakkında sahip olduğu en değerli bilgi kaynaklarından biri. Kar birikip yavaş yavaş buza dönüşürken, o zamanki atmosfer ve çevre koşulları hakkında kimyasal ipuçlarını koruyabilir. Araştırmacılar, farklı katmanları inceleyerek iklimin binlerce yıl boyunca nasıl değiştiğini bir araya getirebilirler.