İstihdam dinamiklerine etkisi ve değişen beceri gereksinimleri

Denetim mesleği, yapay zekânın yarattığı paradigma değişikliği nedeniyle yok olmuyor; tam tersine dönüşüyor. Bu dönüşüm, doğru becerilere yatırım yapan profesyoneller için tehditten çok fırsat anlamına geliyor. Özellikle genç denetçiler ve mesleğe yeni başlayanlar için iyi haberler var.

İstihdam dinamiklerine etkisi ve değişen beceri gereksinimleri

Deloitte Türkiye Denetim Hizmetleri Ortağı  Ali ÇİÇEKLİ - Deloitte Türkiye Denetim Hizmetleri Direktörü Yasemin YALÇIN

 "Yapay zekâ küresel olarak işlerin yüzde 40'ını, gelişmiş eko­nomilerde ise yüzde 60'ını etki­leyecek. Bazı işler daha verimli hale gelecek, bazıları tamamen ortadan kalkacak. Bu, iş piyasası­nı vuran bir tsunami gibi. Peki ya biz, buna hazır mıyız?"

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgie­va'nın geçtiğimiz ekim ayında Bloomberg TV'de sorduğu bu so­ru, dünyanın dört bir yanındaki profesyonellerin gündeminde. Özellikle beyaz yakalı çalışanlar için bu uyarı, sadece geleceğe da­ir bir senaryo değil, iş yerlerinde şimdiden deneyimlemeye başla­dıkları bir gerçek.

Peki, bu dönüşüm muhasebe ve denetim dünyasını nasıl etki­liyor? Bağımsız denetçiler için yapay zekâ bir tehdit mi, yok­sa bir fırsat mı? Son yıllarda ya­yımlanan akademik araştırmalar ve sektör raporları, çoğumuzun beklediğinden farklı bir tabloyu ortaya koyuyor.

Yapay zekâ dalgası denetim sektörünü nasıl etkiliyor?

World Economic Forum'un (WEF) her yıl yayımladığı "İşle­rin Geleceği" raporu, mali müşa­virler ve denetçiler için ilk bakış­ta pek de iyimser bir tablo çizmi­yor. Rapora göre, yapay zekâ ile birlikte bu sektörde yeni iş alan­ları ortaya çıksa da, mevcut iş­lerin ortadan kalkma riski daha ağır basıyor.

Rakamlar oldukça çarpıcı: 2030 yılına kadar denetim ve mali müşavirlik alanında yakla­şık yüzde 3 oranında yeni istih­dam oluşması beklenirken, aynı dönemde mevcut işlerin yakla­şık yüzde 10'unun tamamen ya­pay zekâya devredileceği öngö­rülüyor. WEF'in en hızlı küçülen meslekler listesinde mali müşa­virler ve denetçiler 18. sırada yer alıyor.

Rapor, bu dönüşümün temel nedenini şöyle özetliyor: "Küre­sel ölçekte, 2030 yılına kadar in­sanlar tarafından yapılan işlerin oranındaki yaklaşık 15 puanlık düşüşün yüzde 81'i artan otomas­yondan, yüzde 19'u ise insan-ma­kine işbirliğinin genişlemesin­den kaynaklanıyor." Bu karamsar tabloya rağmen, aslında resim bundan daha karmaşık ve bir o kadar da dikkat çekici.

Basit otomasyondan akıllı süreçlere geçiş

ACCA’nın 2024 tarihli çalış­ması, yapay zekânın günümüz­de denetim süreçlerine daha çok veri işleme, dokümantasyon ve operasyonel kontroller düzeyin­de entegre edildiğini gösteriyor. Çatışma ve bağımsızlık kont­rollerinin otomatikleştirilmesi, farklı kaynaklardan gelen veri­lerin daha hızlı eşleştirilebilme­si ve müşteri iletişiminde kulla­nılan bilgi erişim araçlarının iş yükünü hafifletmesi bu dönü­şümün somut örnekleri arasın­da yer alıyor. Optik karakter ta­nıma teknolojisi sayesinde farklı formatlardaki belgelerin düzen­lenebilir veri setlerine dönüştü­rülmesi, denetim dokümantas­yonunun daha sistematik ve iz­lenebilir hale gelmesini sağlıyor.

Babson College araştırma­sı ise yapay zekânın denetimde iki farklı düzeyde konumlandığı­nı ortaya koyuyor. Birinci düze­yi, doğal dil işleme, OCR ve basit makine öğrenmesi modelleri gi­bi yaygın kullanım alanları oluş­turuyor. İkinci düzeyde ise derin öğrenme, üretken yapay zekâ ve süreç akışlarını yönlendiren ge­lişmiş sistemlerin daha çok pilot veya geliştirme aşamasında ol­duğu görülüyor.

Görüldüğü üzere, tekrar eden ve manuel nitelikteki birçok iş­te yapay zekâ hâlihazırda yaygın olarak kullanılmaya başlanmış durumda. Önümüzdeki dönem­de üretken yapay zekâ ve yapay zekâ ajanlarının daha geniş öl­çekte benimsenmesiyle, dene­tim süreçlerindeki daha karma­şık işlerin de yapay zekâ tarafın­dan yapılabileceği öngörülüyor.

Şaşırtıcı sonuç: Yapay zekâ istihdamı azaltmıyor

En dikkat çekici bulgulardan biri, Law ve Shen tarafından Management Science dergisin­de yayımlanan çalışmadan geli­yor. ABD verilerini kapsayan ve 407 binden fazla özgeçmiş veri­sinin analiz edildiği araştırma­da, 2011-2019 döneminde 648 denetim ofisini kapsayan yapay zekâ yatırımı yapan denetim fir­malarının istihdam yapıları in­celeniyor. Beklenenin aksine, ya­pay zekâ kullanan ofislerde istih­damın azalmadığı; özellikle giriş seviyesi ve orta kademe denet­çilerde kayda değer bir düşüşün gözlemlenmediği ortaya konulu­yor.

Araştırma kapsamında görü­şülen denetim ortaklarının da büyük çoğunluğu, yapay zekâyı insan denetçilerin yerine geçen bir unsur olarak değil, işin kapsa­mını ve odak noktalarını dönüş­türen bir araç olarak tanımlıyor. Otomasyona devredilen rutin görevler sayesinde denetçilerin daha fazla analitik değerlendir­me, mesleki yargı ve danışmanlık gerektiren alanlarda konumlan­dığı görülüyor.

Bu bulgular, yazının başın­da ele aldığımız WEF raporuy­la birlikte değerlendirildiğinde önemli bir noktayı ortaya koyu­yor: Sektör genelinde istihdam daralırken, yapay zekâyı erken benimseyen firmaların denetçi talebini koruduğu veya artırdığı görülüyor.

Geleceğin denetçisi nasıl bir profile evriliyor?

Yapay zekâ istihdamı doğru­dan azaltmıyor olabilir ancak de­netçilerden beklenen beceri seti­ni önemli ölçüde şekillendiriyor. Law ve Shen'in 34 bin 839 iş ilanı üzerinden yaptığı analiz, yapay zekâ kullanan denetim ofisleri­nin aradığı becerilerde belirgin bir farklılaşmaya işaret ediyor:

Beklenenin aksine, makine öğ­renmesi gibi ileri düzey teknik yapay zekâ becerilerine olan ta­lep anlamlı ölçüde artmış görün­müyor. Bunun yerine, analitik düşünme, verimlilik ve müşteri odaklılık gibi daha geniş kapsam­lı bilişsel ve kişilerarası becerile­re yönelik talep yükselişte. Genel yazılım becerilerindeki artışı ise Law ve Shen “Denetim firmaları­nın beceri yetkinliğine daha fazla önem verdiğinin bir göstergesi” şeklinde yorumluyor.

Başka bir deyişle, geleceğin de­netçisi yalnızca kodlama bilen bir teknisyen değil, yapay zekâ araçlarının ürettiği sonuçları doğru yorumlayabilen, bunları müşterileriyle etkili şekilde ile­tişime dönüştürebilen ve karma­şık problemleri yapay zekâ des­tekli araçlardan yararlanarak çö­zebilen profesyoneller olacak.

Araştırmanın bazı sınırlılıkla­rını da not etmekte fayda var: Ça­lışma, ABD’deki orta ve büyük öl­çekli denetim firmalarına odak­lanmakta. Law ve Shen, yapay zekâ kullanan ve kullanmayan ofislerde işe alınan denetçilerin özgeçmişlerini karşılaştırıyor. Regülasyon yapısının ve tekno­loji yatırım kapasitesinin fark­lı olduğu ülkelerde yapay zekâ­nın istihdam üzerindeki etkileri farklılaşabilir. Yine de çalışma, dönüşümün genel yönünü gös­termesi açısından değerli bulgu­lar sunmakta.

Veriler net bir tablo ortaya ko­yuyor: Denetim mesleği, yapay zekânın yarattığı paradigma de­ğişikliği nedeniyle yok olmuyor; tam tersine dönüşüyor. Bu dö­nüşüm, doğru becerilere yatırım yapan profesyoneller için tehdit­ten çok fırsat anlamına geliyor.

Özellikle genç denetçiler ve mesleğe yeni başlayanlar için iyi haberler var. Yapay zekâ, tekrar­layan görevleri üstlendikçe, ye­ni mezunların daha hızlı öğren­mesine ve kariyerlerinin erken aşamalarında daha yüksek kat­ma değerli işlere odaklanmasına imkân tanıyor.

Analitik düşünme belirleyici hale geliyor

Ancak bu fırsatı değerlendire­bilmek için, denetçilerin kendi­lerini sürekli geliştirmeleri kri­tik önem taşıyor. Teknik mu­hasebe bilgisi tek başına yeterli olmaktan çıkıyor. Analitik dü­şünme, eleştirel değerlendirme, etkili iletişim ve müşteri odaklı­lık gibi beceriler giderek daha be­lirleyici hâle geliyor.

Yazı dizimizin gelecek bölümle­rinde, yapay zekânın denetim kali­tesine etkilerini, uygulama sırasın­da karşılaşılan zorlukları ve bun­lara yönelik çözüm önerilerini ele alacağız. Ayrıca, yapay zekânın de­netim ücretlerine ve sektörün eko­nomik dinamiklerine nasıl yansı­dığını da mercek altına alacağız.

İstihdam dinamiklerine etkisi ve değişen beceri gereksinimleri - Resim : 1

İstihdam dinamiklerine etkisi ve değişen beceri gereksinimleri - Resim : 2