Moda ayakkabıdan da vazgeçti

Margaret Qualley, The Dog Stars filminin Londra galasına Chanel’in tabansız ayakkabılarıyla gelince gecenin yıldızı filmin önüne geçti. Parmaklar dışarıda, ayak tabanı doğrudan yerde, geriye sadece topuk ve birkaç bağ kalmış durumda. Sosyal medya “Bu ayakkabı mı?” diye tartışırken moda çoktan kararını vermiş gibi: Naked dress (çıplak elbise) yetmedi, şimdi sıra naked shoe’da (çıplak ayakkabı).

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Moda ayakkabıdan da vazgeçti

The Dog Stars filminin ge­çen hafta Londra’daki dünya prömiyerinde Ja­cob Elordi, Josh Brolin, Marga­ret Qualley gibi yıldızlar kırmızı halıdaydı. Ama gecenin sonun­da gözler Qualley’nin ayakların­daydı. Oyuncu, Chanel’in Resort 2027 koleksiyonundan “barefoot sandal”larıyla gelmişti. Ayakka­bı dediğimize bakmayın; topukta küçük bir deri parçası, bilekte iki ince bağ var, gerisi yok. Parmaklar dışarıda, taban doğrudan yerde. Kısacası Qualley, Chanel giyerek kırmızı halıda çıplak ayak yürüdü.

Aslında ayakkabıyla ilk karşı­laşmamız Qualley sayesinde ol­madı. Matthieu Blazy, Chanel Re­sort 2027 koleksiyonunu 28 Ni­san’da Biarritz’de gösterdiğinde herkesin gözü modellerin aya­ğındaydı. Blazy, Biarritz’in sahil kültüründen yola çıkarak deniz­den yeni çıkmış, çıplak ayakla do­laşan kadın hissini yakalamak is­temişti. Ortaya da ayağı kapatan bir ayakkabıdan çok, topuğu ve bileği saran bir tür takı çıktı.

Podyumda fikir anlaşılırdı. So­nuçta Biarritz; deniz var, kum var, tatildesiniz. Ama moda severle­rin aklına hemen aynı soru gel­di: Bunu gerçek hayatta kim gi­yecek? Vogue modeli “non-shoe”, yani kabaca “ayakkabı olmayan ayakkabı” diye tarif etti. Dört ay sonra cevabı aldık: Margaret Qu­alley giyecekmiş.

Moda ayakkabıdan da vazgeçti - Resim : 1

Biarritz başka, Londra kaldırımı başka

Üstelik Qualley modeli bir mo­da çekiminde değil, Londra’da kırmızı halıda giydi. Chanel’in romantik sahil hikâyesiyle gün­lük hayatın ayrıldığı yer de tam burası. Biarritz sahilinde çıplak ayak yürümek başka, Londra kal­dırımı başka.

The Cut’ın yorumu durumu gü­zel özetliyordu: Umarız biri halıyı süpürmüştür. Çünkü ayakkabı­nın birkaç bin yıldır değişmeyen temel bir görevi var: Ayağımız­la yer arasına girmek. Chanel bu görevi müşteriye bırakmış du­rumda. Qualley ise hiç oralı de­ğilmiş gibi yürüdü. Siyah, V ya­kalı, püsküllü Chanel elbisesini aynı renkteki tabansız ayakkabı­larla tamamladı. Elbisenin bilek­te bitmesi de tesadüf değil­di. Ayakların görülmesi ge­rekiyordu. Ve görüldü.

Sosyal medyanın beklediği an geldi

Sosyal med­ya bu ayakkabıyla aslında nisan­dan beri uğraşıyor. Model podyu­ma çıkar çıkmaz ev yapımı versi­yonları ortaya çıktı. Remi Bader karton ve ip kullanarak kendi çif­tini hazırlayıp New York sokak­larında dolaştı. Angelica Hicks ise siyah yüz maskelerini ayağı­na bağlayarak kendi Chanel yoru­munu yaptı.

Qualley ayakkabıyı kırmızı halı­ya taşıyınca tartışma yeniden baş­ladı. Tasarımı sevenler vardı ama “Hijyenik değil”, “Bununla sokak­ta nasıl yürünecek?” diyenler da­ha yüksek ses çıkarıyordu. Cam kı­rığı, çivi, kir, yağmur… İnsanların aklı ister istemez yere gitti.

Ama galiba mesele tam da bu­rada. Bu ayakkabının rahat ol­ması ya da herkes tarafından se­vilmesi gerekmiyor. Kimsenin konuşmadığı güzel bir siyah san­dalet yerine dört aydır dalga ge­çilen, tartışılan ve şimdi Qual­ley’nin ayağında yeniden haber olan bir modeliniz var. Moda açı­sından hiç fena sonuç değil.

Neden Margaret Qualley?

Chanel’in bu ayakkabıyı kırmızı halıda Margaret Qualley’ye giydir­mesi de tesadüf değil. 31 yaşında­ki oyuncu 2020’den beri markay­la çalışıyor, Chanel defilelerinde yürüdü, 2023’teki düğününde de Chanel giydi. Üstelik Qualley’nin tarzı kusursuz Hollywood şıklığın­dan biraz uzak durmayı seviyor. Daha kişisel, zaman zaman tuhaf seçimlerden çekinmiyor. Dolayı­sıyla aylardır “Bunu gerçek hayat­ta kim giyecek?” diye konuşulan modeli kırmızı halıya çıkaracak bi­ri aranıyorsa Qualley gayet doğru adres. Sonuç ortada. Gala gecesi­nin ardından moda basınının man­şetlerinde filmin konusundan çok Qualley’nin ayakları vardı.

Moda ayakkabıdan da vazgeçti - Resim : 2

Naked dress yetmedi

Asıl mesele tek bir Chanel ayak­kabısından daha büyük. Son bir­kaç yıldır moda üzerimizdekileri adım adım azaltıyor. Önce “naked dress”ler geldi. Ardından şeffaf ayakkabılar, file babetler ve ayağı mümkün olduğunca açıkta bıra­kan sandaletler… Şimdi Chanel işi mantıklı –ya da mantıksız– sonu­cuna ulaştırdı: Madem ayağı gös­tereceğiz, ayakkabıyı neden ara­dan çıkarmıyoruz? “Naked shoe” denilen eğilimin özü biraz bu. Ayakkabı giderek görünmez olu­yor, tasarım iddiası ise büyüyor. Üstelik Chanel artık yalnız değil.

Daha satışa çıkarmadan benzeri geldi

Chanel’in modeli henüz genel satışa çıkmadan Jeffrey Camp­bell kendi “barefoot heel” yoru­munu piyasaya sürdü. Onun mo­delinde de topuk ve bilek sarılı­yor, ayağın altı açıkta kalıyor. Sosyal medyanın tepkisi tanıdık: “Bu ayakkabı değil”, “Hijyen ne olacak?”, “Bununla gerçekten dı­şarı mı çıkacağız?”

Yani birkaç ay önce Chanel pod­yumunda moda şakası gibi görü­nen fikir gerçek bir trende dönü­şebilir. Moda tarihi de “Asla giy­mem” cümlesi konusunda fazla iddialı olmamamız gerektiğini de­falarca gösterdi. Crocs’a güldük, Ugg’ları çirkin bulduk, babetlerin öldüğünü ilan ettik; geri geldiler. Parmak arası topuklulara “Bir da­ha asla” dedik. Düşük belli panto­lonları gömdük; mezardan çıktı­lar. O yüzden bugün Chanel’in ta­bansız ayakkabısına bakıp “Bunu kim giyecek?” derken çok emin olmayalım. Moda böyle soruları sever. Sonra cevabı birkaç sezon sonra hepimizin ayağında verir.