Ordu’da gastronomik hafta sonu

Geçen hafta sonu gastronomi dünyasının yakından tanıdı­ğı sevgili dostum Adnan Şahin’in davetiyle Ordu’yu küçük bir grup­la keşfettik. Ordu’da ilk kez konak­lamalı bir 48 saat geçireceğim için çok heyecanla yola çıktım ve bu sü­rede çok güzel yerler gördüm, ne­fis yemekler tattım. Ordu Ticaret Odası Başkanı Levent Karlıbel ev sahipliğinde; Ordu ürünlerini ve mutfağını tanıtmak, turizm potan­siyelini artırmak için yapılan çalış­maları yerinde gördüm.

Ordu’da gastronomik hafta sonu

Beykozlu olarak Ordu mutfağına ve otlarına aşinayım. Sakarca, me­locan, kaldirik başta olmak üzere karalahana, ısırgan, kuzu göbeği; bahar aylarında cumartesi kuru­lan Beykoz pazarında bolca yeri­ni alır, Beykoz’da yaşayan Ordulu­lar sevinçle alışverişlerini yapar­lar. Ben de ot bulunca hemen alırım ama klasik tariflere uymadan ken­di usullerimle pişiririm. Sakarcaya kuşkonmaz gibi yaklaşırım; fırında hafif karamelize mesela pek güzel olur. Ordu nüfusunun çok fazlası dışarıda, çoğunlukla da İstanbul’da yaşıyor. Birlikte çalıştığım birçok Ordulu arkadaşım ve Yalova Taş Evler kooperatifinde çok sevdiğim komşularım var.

Nutella bizim fındıkla uzayda takla atarken…

Cumartesi sabahı uçaktan şehir merkezine giderken Orduluların 1994 yılında Karadeniz otobanına izin vermeyen haklı direnişinin ne kadar yerinde olduğunu anladım. Ordu diğer Karadeniz şehirlerin­den farklı olarak denizle olan güç­lü bağını koruyor, balıkçılık devam ediyor, plajlar yol boyu uzanıyor. İzmir kordonunu hatırlatan güzel kordonu hala cıvıl cıvıl. Pazar günü pidecilerde başlayan karşılaşma­lar, kordon boyu yürüyüşleri gece­ye kadar sürüyor. Bütün Ordu Pa­zar sabahı yağlı pideye koşuyor ve herkesin birbirini tanıdığı, selam­ladığı şehir ritüeli gün boyu neşe ile devam ediyor.

Kafile benden bir gün önce git­miş, kahvaltıya oturmuştu. Ordu Ticaret Odası Yelken Kulübünde nefis bir kahvaltı sofrası ile başla­dık, mutfaktan daha önce İstanbul Frankie’den tanıdığım Yeliz Ya­man şef çıktı. Kahveler birkaç adım ileride Kybele Çikolata’da içildi. Sagra ile başlayan ve bize belki fın­dığı sevdiren çikolatalı ürünler bu kez bir gıda mühendisi hanımın, Sevim Yavuz’un zarif dokunuşla­rı ve Ordu Büyükşehir Belediyesi desteği ile yüksek bir kaliteye dö­nüşmüş ve Kybele Çikolata marka­sı doğmuş. Nutella bizim fındıkla uzayda takla atarken bu tarz giri­şimleri desteklememiz ve fındığı katma değerli ürünlerle piyasaya sunmamız şart gözüküyor. Ordu’da birçok marka var; katkısız, şeker­siz, kakaolu fındık kreması üreten, denemenizi tavsiye ederim.

Panellerin yapıldığı Taşbaşı Ki­lisesine geldiğimizde ise büyü­lendik adeta. 2000 yılında resto­re edilmiş olan kilise kültürel et­kinlikler, sergiler için kullanılıyor, bu dönüşümün Ordu’ya katkısı çok olumlu. Taşbaşı kilisesi etrafında Ordu sivil mimarisinin en güzel ör­nekleri var, birçoğu turizm amaçlı kullanılıyor, Taşbaşı mahallesi sit alanı ve denize hakim. Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe Taş­başı Mahallesine gözü gibi bakı­yor, tertemiz ve şık bir mahalle ya­ratmış, gençlerin ilgisini çekecek işletmeler kurmuş. Tarihi yapıla­rın içinde ders çalışan, sohbet eden gençleri bir arada görmek çok gü­zeldi. Yine tarihi yapılardan birin­de ses kayıt stüdyosu gözüme çarp­tı, Ordu’nun sesini müziğini haya­tına katmak isteyen müzisyenler için çok ilham verici buldum.

Taşbaşı mahallesinin bir diğer yıldızı da Sarı Konak. Altınordu Belediyesi geçen yıl restorasyo­nunu bitirmiş ve Ordu mutfağını deneyimlemek isteyenlerin hiz­metine sunmuş. Sarı Konak, 19. yüzyılda 1800’lü yılların sonuna doğru Ordulu Rum tüccar Kostas (Kosti) Efendi tarafından yapıl­mış. Kosti efendi patates ve fındık ithalat ihracatı yaparmış hatta Or­du’da patatese Gostil denmesinin sebebiymiş. Sarı Konak 6 metreye yakın tavan yüksekliğinde deni­ze açılan salonları, Talat şefin ye­rel ürünleri kullanarak tasarladığı mutfak ile her şehirde görmek is­tediğimiz bir gastronomi deneyi­mi sunuyor.

Pazar günü CittaSlow Perşem­be’ye geçtik. Perşembe yemyeşil kıyısıyla yol boyu müthiş manzara­lar sundu. Vona Konak’ta Perşem­be’nin kadınlarının elinden yöre­sel yemekler tattık, Belediye Baş­kanı Cihat Albayrak bize eşlik etti, yaza yetişecek Çamburnu feneri işletmesini gezdirdi. Vona limanı Karadeniz’in en iyi kış limanları arasında ve tarih boyunca deniz­ciler için çok bilinen bir sığınak ol­muş. Vona Konak Perşembeli ka­dınların buluşma noktası olduğu gibi yazarlar evi olarakta hizmet veriyor, çok iyi fikir.

"Köklerden Geleceğe Ordu Gast­ronomi Buluşması" Adnan Şa­hin’in moderasyonunda Dr. Özge Samancı, Levent Veziroğlu, Kadir Kaymak, Reha Tartıcı, Emre Ka­raca Rifat Pir ve bendeniz Ordu’da gördüklerimize ve sonrasında ne­ler hayal ettiğimize odaklı konuş­malar yaptık. Dinleyicimiz boldu; canlarım Gül ve İbrahim Türk­men’i, vefalı dostum Fahri Akçay’ı dinleyiciler arasında görmekten çok mutlu oldum. Prof. Hüseyin Kaptan hocamızı rahmetle andım, Belma Baş’ın harika Ordu’da çek­tiği filmlerini hatırladım. Neşemiz yerindeydi ve umudumuz hep var.