Malatya'nın cazibesi arttı 3'üncü OSB geliyor

Malatya'da yapılan İş'le Buluşmalar Toplantısı'nda konuşan Genel Müdür Adnan Bali, cari açığa tehdit oluşturmayan kredi segmentlerinde büyümeyi seçtiklerine dikkat çekti. Bali, 3 çeyrekte 20 milyar TL'den fazla plasman yaptıklarını söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ece CEYHUN - Semira AKTAŞ

MALATYA - Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, ticari kredilerde en yakın rakip banka ile aralarındaki farkın 7 milyar TL, diğer iki rakip banka ile 17 milyar TL olduğunu belirterek "Bu kredilerde çok büyük sermaye gruplarına çok kısa vadeli yapılmış yüksek hacimli krediler değil Anadolu'nun her yerine yaygın krediler bunlar" dedi. Bali, kredilerinin üretimi ve istihdamı destekleyen krediler olduğunun altını çizerek "Biz Türkiye'de tartışıldığı üzere cari açığa kredilerin daha fazla tehdit oluşturduğu gibi bir iddiayı büyük ölçüde yanlışlayan bir kredi segmentinde büyümeyi seçtik" açıklamasında bulundu.

Türkiye İş Bankası'nın DÜNYA Gazetesi işbirliği ile Malatya'da 27'ncisini düzenlediği İş'le Buluşmalar Toplantısı'nın açılışında konuşan İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye'ye hizmet için çalıştıklarını belirtti. Bali, "Yeri geliyor bu ülkenin paratoneri, yeri geliyor istinat duvarı oluyoruz. Kriz ağır sonuçlar vermiyorsa, aldığımız inisiyatifler sayesindedir" dedi. Bali, toplam kredi artışlarının büyük bölümünün ticari kredilerden kaynaklandığını ve ticari kredilerin payının toplam krediler içindeki payının yüzde 70'in üzerine çıktığını belirtti.Son birkaç yılda farklı bir performans sergilediklerini hatırlatan Bali, şöyle devam etti: "Aynı şekilde de devam edeceğiz. Bu sahayla çok yakın ilişki kurmakla oldu. Genel müdürlük düzeyinde, bölge ve şube teşkilatları düzeyinde en yetkili düzeyde müşterimize doğrudan temas etmek suretiyle oldu. İş Bankası eğer kendisini Türkiye'nin bankası olarak tanımlıyorsa Türkiye'nin bankası olmanın başka bir yolu da yok zaten. Onun için biz her zaman 'müşteriye en yakın banka' olma felsefesiyle ileriye gideceğiz."

Biz banka olarak kulede değil, sahada çalışıyoruz

1.5 milyondan fazla KOBİ müşteri olduğunu ve ekiplerin sahada geçirdiği sürenin kulelerde geçirdikleri sürelerin kat be kat üstünde olduğunu vurgulayan Bali, "Bir nevi Türkiye'nin her yerinde mesai yapıyorlar. Dokunacağız, değeceğiz iş yapan, üretim yapan, istihdam sağlayan bu ülkeye hizmet eden her tarafa karşılıklı değer yaratacak şekilde hizmet edeceğiz. İş Bankası kısa dönem kazançları sağlamak için kurulmuş bir müessese değil. İş Bankası bir maraton koşucusu. O maratonun değişik etaplarında her şey olur. Biz 100 metre, 400 metre koşuyor olsaydık böyle bakabilirdik. Zaman zaman engelli koştuğumuzda olmuştur ama önemli değil, yorulmayız, devam ederiz" ifadelerini kullandı.   

Sessiz, sedasız 1.3 milyar TL yapılandırıldı

Bali, son kredi rakamları ile ilgili de bilgi verirken şöyle konuştu: "3 çeyrekte toplam 20 milyar Türk Lirayı aşkın plasman yapmış durumdayız. Bu orta ölçekli bir bankanın kredi hacminden daha büyük bir rakamdır. En fazla kredi veren bir banka olarak tüketimi özendiren satın alma ya da geri ödeme gücü olmayan alanlar da değil; ticarete, üretime dayanan, istihdam sağlıyoruz. Bunları yaparken de sorunsuz kredi sağlıyorsanız muhataplarınıza ve iş ortaklarınıza problem yaratmayan tarzda çalışıyorsanız buna bu ülkeye hizmet denir diye düşünüyorum."

Bali, yolda işi bozulana, ödemesi aksayana, herhangi bir konuda projeksiyonu bozulana da sonuna kadar sahip çıkıp yapıcı yaklaşımlarda bulunduklarını da aktararak "Belli problemlere düşmüş müşterilerle sesiz sedasız kredi yapılandırmalar yapıp işlerimizi paralel yönetiyoruz. 13 bini aşkın müşterimizin toplamda 1.3 milyar Türk Lirasını aşan krediyi gerek ödemesiz dönem, gerek vade uzatımı, gerek farklı ödeme seçenekleriyle sessiz sedasız yapılandırdık. Bu ülkede kriz ağır sonuçlar vermiyor krizin olumsuz sonuçlarını hissettirmiyorsa, bu yaptığımız insiyatifler sayesindedir. İş Bankası birkaç neslin emeğiyle kıt kanaat bir araya getirilmiş bu ülkenin sermayesini acun kararlarla heba etmek lüksüne asla sahip olamaz. Muhataplarının ve iş ortaklarının doğrularını daima gözetme zorunda olduğu mecburiyetini yüreğinde hisseder" değerlendirmesinde bulundu.

Berksoy: Dünyanın toparlanması 2013'ü bulabilir

DÜNYA Gazetesi yazarı ve ekonomist Prof. Dr. Taner Berksoy, korku endeksi olarak da bilinen VIX endeksinin dünyada son 3 aydır istikrarın bozulduğunu gösterdiğini söyledi. Berksoy, büyük ekonomilerin 2012'ye yavaşlayarak girdiğini, istikrarın da bozulduğunu ifade ederek "Daha hızlı büyüme 2013'te gelecek gibi görünüyor. Gelişen ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler arasında büyüme farklılıkları var. 2012 ve 2013'te bu fark açılarak devam edecek" dedi. 2012'de Türkiye'de büyümenin daah yavaş, cari açığın ise daralarak gideceğini anlatan Berksoy, "Türkiye, 2012'ye çift haneli enflasyon devredecek" diye konuştu.

Bozkurt: Alın terine, akıl teri katılmalı

DÜNYA Gazetesi yazarı Rüştü Bozkurt, Malatya'da yatırım yapılacak koşulların oluşmaya başladığını kaydetti. Türkiye'nin en büyük derdinin eğitim olduğunu anlatan Bozkurt, daha kaliteli eğitimin hedeflenmesi gerektiğini anlattı. Bozkurt, "Sanayi devriminden 1980'lere kadar alın teri önemliydi, son 30 yılda ise ise akıl teri önemli. Alın terine, akıl teri katmayan kaybediyor" dedi. Malatya için kayısının önemine işaret eden Bozkurt, Malatyalıların bodur kayısı deneyebileceğini ifade etti.

Malatya hedef koymalı ve inanarak yürümeli

Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, Malatyalıların, önlerine bir hedef koyarak o hedefe doğru yürümesi gerektiğini söyledi. Dünyada 55 bin şehir olduğunu kaydeden Çalık, "Malatya'nın tekrar dünyada Paris'ten New York'tan Londra'dan dahaönemli bir şehir olacağına, buna yapabileceğimize inanmamız lazım. Biz bu hayali kurarız; bizler yapamasak da bizden sonraki nesiller yapar" dedi.

Ahmet Çalık, babası Mahmut Çalık'ın Malatya'da 5 bin kişiye istihdam sağlamak gibi bir hayali olduğunu ve bu hayalin de bugün gerçek olduğunu ifade ederek "Biz Malatya'da denim fabrikası açtığımızda dedik ki; biz dünyanın bu konudaki ilk on firmasından biri olacağız. Avrupa'nın da ilk 3 fabrikasından biri olacağız. Tabii bu büyük bir hayaldi ve bunu söylemek kolaydı. Biz 1990'lı yılların başında Avrupa'nın ilk 3 büyük denim üreticilerinden  biri olduk. Dünyanın da en büyük 10 denim fabrikasından biri olduk" diye konuştu.

Şehrin eğitim sistemine bak 15- 20 yıl sonrasını gör

Çalık Grubu olarak bugün15 ülkede, 7 sektörde 20 binden fazla çalışanları olduğunu ve Türkiyedışında en büyük istihdama sahip şirketlerden biri olduklarına işaret eden Çalık, holding olarak sınırlarının Çin'den Adriyatik'e kadar uzandığını hatırlattı. Dünyada refah seviyesi yüksek ya da düşük bir çok şehri gezdiğini aktaran Çalık, bir şehrin zenginliğinin yer altı veya yer üstü kaynaklarının değil o şehirde yaşayan insanlardan geldiğini ve bunu da eğitim seviyesinin belirlediğine işaret etti. Çalık, şöyle konuştu: "Bir şehrin nereye gideceğini görmek istiyorsanız bugünkü eğitim sistemine bakarsınız. O şehrin eğitim sistemi size o şehrin 15 yıl, 20 yıl sonra nereye gideceğini gösterir. Onun için, şehirler eğitim konusunda ne kadar başarılı olursalar gelecekleri o kadar iyi demektir. Malatya, eğitim konusunda dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip şehirleri ile yarışmalı. En iyi hocaları şehrimizde getirip okullarda öğretmen olarak istihdam etmenin şartlarını sağlamanın yoluna bakmalıyız. Bu eğitimi de, şehir kültürü olarak ele almak lazım. Şehirler birbirleriyle yarışıyorlar ve kendi markaları oluşuyor. Bugün Londra dediğimiz zaman bir finans merkezi , Paris dediğimiz zaman turizm aklımıza geliyor. Bizlerde iş hayatımızda iş yapma modelimizde tamamen şehirlere odaklanırız, ülkelere değil. İş hayatında şehirler ülkeler kadar önemli ülkeleri güçlü kılanda güçlü şehirlerdir. Ve şehirleri birbirleriyle sadece futbolda yarışmamalı sporda yarışmamalı, şehirler birbirleriyle eğitimde de yarışmalı, sanayide de yarışmalı."

Ayakta duran KOBİ, ayakta duran ülke demek

Bu yılı yüzde 40 büyüme ile kapatacaklarını dile getiren Tema Mağazacılık Hizmetleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve LCW markasının sahibi Vahap Küçük ise 2011 yılının değerlendirmesini yaparak, "Eminim bu yıl her işletme için başarılı bir yıl oldu. Çünkü Türkiye rakamlarına baktığımızda büyümede tek rakibimizin Çin olduğunu görüyoruz. İhracatta Cumhuriyet rekoru kırıyoruz. İşsizlikte tek haneli rakamlara inildi. Bunlar bu yılın en önemli göstergesi" ifadelerini kullandı. Bunların bardağın dolu tarafı olduğunu vurgulayan Vahap Küçük, şöyle devam etti: "Olumsuz yönlerine baktığımız zaman ise cari açığın halen istenilen seviyeye çekilemediğini görüyoruz. Enflasyon hedeflenen rakamların üstünde gerçekleşecek. Avrupa'daki kriz maalesef derinleşerek devam ediyor. İhracatımızın yüzde 50'si Avrupa'ya bu nispeten belli bir zorlama söz konusu olacak. Belki bankalarımız 2012'de kredi verirken daha seçici davranacak. Çünkü onlar da finansman bulmada zorlanacaklar. Bunlar da bizi bekleyen tehlikeler. Bunun için 2012'de temkinli ve tedbirli olmak zorundayız. Sayın Bakan Ali Babacan'ın dediği tabirle 'dev adımı' gibi adımlarımızı atmakta fayda görüyorum, daha emin basarak." Türkiye'ye bakıldığında işletmelerin yüzde 99'unu KOBİ'lerin oluşturduğunu söyleyen Küçük, "İhracatımızın yüzde 60'ını, ithalatımızın ise yüzde 42'sini KOBİ'ler yapıyor. Bu çok önemli bir gösterge. Ayakta duran KOBİ ayakta duran ülke demektir" diye konuştu. İşletmelerin birer canlı gibi olduğunu belirten Küçük, "Canlının ilk amacı ayakta kalmaktır, yaşamını sürdürmektir daha sonra refah ve konforu düşünür. İşletmeninde ilk amacı kar ve büyüme olmaması gerekiyor, bugün maalesef Türkiye'deki işletmelerin yaşına baktığımızda ortalama 8 olduğunu görüyoruz. Yani 8 yaşta maalesef işletmelerimiz yok oluyor. Bunun üzerinde durmak gerekiyor. Üçüncü nesile geçen şirket sayısı yüzde 8'i geçmiyor. Asırlık şirket sayımıza baktığımızda zorlanıyoruz. Ama bir Asya ülkesine baktığımızda 300 yıllık 400 yılık şirketleri görüyoruz. Peki niye onlar bu kadar uzun yaşarken bizim işletmelerimi bu kadar kısa yaşıyorlar" ifadelerini kullandı.

İnovasyon çalışmaları yetersiz

Malatya'nın ortak iş yapma kültürünü öğrenmesi gerektiğinin de altını çizen Vahap Küçük, "Örneğinkentimiz için kayısı diyoruz. Ama 350 milyon dolarda kalıyoruz. Evet istihdam sağlıyor, ama kentin bir taraftan da dezavantajı oluyor. Eğer biz Malatya kayısısına katma değer oluşturamıyorsak, bu Malatya için düşünülmesi gereken bir konu. İnovasyon çalışmaları yetersiz" diye konuştu.

Öz kaynak yetmez, kredi büyümeyi hızlandırır

Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erman Ilıcak da iş hayatındaki deneyimlerini Malatyalılara anlatırken kendisinin de Malatyalı olduğunu belirtti. Ilıcak, işadamlarına yatırımlarını sadece öz kaynak ile değil ek kaynak yani kredi kullanarak da yapabilecekleri tavsiyesinde bulundu. Ilıcak, "Zengin olmak istiyorsak mutlaka ortak olalım. Kredi kullanalım. En pahalı kaynak öz kaynaktır. Krediyle gelişmeyi büyümeyi hızlandırmak lazım" dedi. Malatya'da rekabeti öğrendiğini ama ne kadar hoş olsa da rekabetten uzak durulması gerektiğini tecrübe ettiğini aktaran Ilıcak, "Disiplin, çalışma, ortaklık kurma ve büyük organizasyonların çok basit temeller üzerine kurulduğunu gördüm" diye konuştu. Ilıcak, Enka'da çalıştığı yıllarda her ortaklığın kişinin iş deneyimine yeni tecrübeler, yeni ufuklar

eklediğini kaydetti. Ilıcak, "30 ortak değil, 30 dost kazandım" değerlendirmesinde bulundu. Ilıcak,Türkiye'nin büyük firmalarına bakıldığında da ortaklık yapmaktan çekinmediklerini de hatırlattı. Ayrıca gidilmemiş pazarlara gitmenin ve orada büyümenin de önemine işaret eden Ilıcak, "İnşaat firmaları, Rusya'da sadece Moskova'ya giderken biz St. Petersburg'a gittik. Rakiplerimiz Finlilerdi ve 2 sene sonra kendi segmentimizde lider olduk" ifadelerini kullandı.

Gelecek nesilleri iyi eğitmemiz lazım

1999'lardan sonra Türkiye'ye AVM yatırımı yapma kararı aldıklarını ve ilk yatırımlarına göre bugün 40 kat büyüdüklerini ifade eden Ilıcak, büyürken kredi kullanmaktan da çekinmediklerini aktardı. Ilıcak, büyük şirketlerin borçları olduğunu da vurgulayarak "Borç büyümenin motoru. Sadece öz kaynağa bağlı büyüme olmaz. Ek kaynak büyümeyi hızlandırır" dedi. Ilıcak, Malatyalı işadamlarına seslenerek "Zengin olmak istiyorsak mutlaka ortak olalım. Kredi kullanalım. En pahalı kaynak öz kaynak. Krediyle gelişmeyi büyümeyi hızlandırmak lazım" değerlendirmesinde bulundu. Gelişmenin ve büyümenin önündeki en büyük engeli de finansman olarak değil, sırasıyla eğitim ve teknoloji olarak gördüğünü aktaran Yönetim Kurulu Başkanı Ilıcak, "Eğitime biraz daha önem verelim. Girişimci ruhu ile saldırıyoruz. Kendi çocuklarımızın eğitimi için her türlü fedakârlığı göstermeliyiz. Eğer şirketlerimizi büyütmek ve yaşatmak istiyorsak, arkamızdan gelen nesilleri en iyi şekilde eğitmemiz gerekiyor. Farklılık yaratmanın yolu eğitimden geçer" dedi.

3'üncü OSB'de 55 parseli yatırımcılara dağıtacağız

Anadolu'nun yükselen gücü olmalarına rağmen halen kentlerinin hak ettiği noktada olmadığının altını çizen Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, "Sanayicilikle çok geç tanıştık. Kentimizde buna sayın Mahmut Çalık öncülük etti. Şimdi Malatya'da merkezde 2 OSB var, Darende de bir OSB var. Akçadağ'da ise Mermer OSB'miz var. 2'nci OSB'mizde 10 firmamız var, bunların yatırım tutarı 100 milyar dolar. Bu yatırımlarla birlikte 2'nci OSB 16 bin kişiyi istihdam ediyor. Bu sayının 20 bine çıkmasını bekliyoruz. Baykanlar ve Karamancı Holding de burada yatırım yaptılar. Bu gelişmeler de kentimizin yatırıma ne kadar uygun bir iklime sahip olduğunu gösteriyor" diye konuştu. Erkoç, 2'nci OSB'nin dolması nedeniyle kentte 3'ncü OSB için hazırlık yaptıklarını da kaydederek, burası için 55 parsel ürettiklerini, önümüzdeki günlerde bunu dağıtacaklarını anlattı. Kentin ağırlıklı sektörünün tekstil ve gıda olduğunu anlatan Başkan Erkoç, sözlerini "Kayısımızdan daha fazla istifade edemiyoruz. 82 ülkeye ihracat yaptığımız bu ürünümüzden en kısa zamanda ülkeye 1 milyar doların üzerinde girdi sağlamak istiyoruz. Bunu da dil bilmeden 82 ülkeye ihracat yapan işadamımızın girişimci ruhuyla yapacağız" şeklinde tamamladı.

Bir seramik fabrikası yatırımı geliyor

Malatya Valisi Doç. Dr. Mehmet Ulvi Saran, ise toplantıda yaptığı konuşmada, kentin sosyo-ekonomik kalkınmışlık seviyesinde bazı kaynaklarda 47'inci bazı kaynaklarda 27'nci olarak gösterildiğini kaydederek, "Çelişkili gözükse de bunun bir izahı olabilir. Aslında her ikisi de doğru olabilir, çünkü kentimiz niteliksiz göç alıyor, nitelikli göç veriyor. Bu da kentleşme için problem yaratabiliyor. Ancak şunu bilmeliyiz ki Malatya 6 bin 500 yıllık bir medeniyet geçmişine sahip. Bunun gücüyle hareket etmeliyiz" şeklinde konuştu. Vali Saran, kentin emek, sermaye unsurları ve rekabet gücü bakımından önemli avantajlar sunduğunun da altını çizerek,"Kentimize kısa bir süre sonra seramik fabrikası yatırımı geliyor. Tarıma dayalı sanayi de bir taraftan gelişiyor" dedi. Saran, kentin konumunun da sanayiciye lojistik avantaj sunduğunu kaydetti. Malatya'da 119 maden ruhsatı alındığının altını çizen Vali Saran, 20 bin büyükbaş varlığıyla hayvancılıkta da önemli bir potansiyele sahip olduklarını belirtti. Malatya'nın turizm için de çok önemli bir noktada olduğunu belirten Saran, "Kapadokya, Nemrut ve Divriği arasında önemli bir üçgendeyiz. Nemrut'a uzanan yolları yüzde 40 nispetinde kısalttık. Umut vaad eden sektörlerimizden birisi de turizmdir" dedi.

Yatırımcı göçü vermemek için desteğe hazırız

Kentin yaşanabilirlik sırasında Türkiye'nin 81 ilinden 28'incisi olduğunu kaydeden Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır ise konuşmasında, "Son dönemde gelişen yapımız ile bölgenin önde gelen kenti olduk. Göç hareketliliği açısından baktığımız zaman Malatya yıllık 25-30 bin göç alır göç verir durumunda. Bu da gerçekten önemli bir rakam. Bizim isteğimiz Malatya'da yatırımcı göçü vermememiz" şeklinde konuştu. Kente yatırım gelmesi bütün kesimlerin bir arada hareket etmesi gerektiğine değinen Çakır, "Biz yaşanabilir iller sıralamasındaki yerimizi daha ileriye taşımak istiyoruz. Kentimizdeki organize sanayi bölgeleri inanılmaz bir ivme kazandı. Birkaç yıl içinde bölgeye ardından da Türkiye'ye damgamızı vuracağız. Bu yolda emin adımlarla yol alıyoruz" açıklamasında bulundu. Çakır, yerel yönetim olarak kentin gelişmesi yolunda üstlerine düşen vazifeyi sırtladıklarının altını çizerek, Türkiye ekonomisine de değindi. Çakır, "Eğer dünyada ekonomi üzerinde güçlü bir yere sahip değilseniz, dünya siyasetinde de söz sahibi olamazsınız. Bütün bu kalkınmanın temeli yerel düzeyde başlıyor" diye konuştu.

Bu konularda ilginizi çekebilir