İhracatçı, çelik duvarına karşı Baltık’ta sahaya çıktı

Avrupa Birliği’nin (AB) temmuz ayında yürürlüğe koyduğu yeni ithalat kotaları ve gümrük vergilerine karşı pazarlarını korumaya çalışan Türkiye çelik sektörü, Baltık ülkelerinde yeniden atağa geçti. 18 tane Türk çelik firması, Letonya’da 300, Litvanya’da 250 olmak üzere toplam 550 çelik ithalatçısı ve alıcısı ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
İhracatçı, çelik duvarına karşı Baltık’ta sahaya çıktı

Nurdoğan A. ERGÜN

Küresel ölçekte yıllık 38,1 milyon tonluk üretimiyle dünyanın yedinci büyük üreticisi olan Türkiye çelik sektörü, dış ti­carette artan korumacılık du­varlarını saha ziyaretleri ve stratejik iş birlikleriyle aşma­ya çalışıyor.

Son olarak temmuz ayın­da Avrupa Birliği’nin (AB) gümrüksüz ithalat kotaları­nı belirgin oranda daraltması ve kota aşımında uygulanan gümrük vergisini artırma ka­rarı, Türk üreticilerini Avru­pa pazarında ciddi bir alan kaybı riskiyle yüz bıraktı. 2022’de AB ülkelerine 5-5.5 milyon tonluk ihracat yapan sektörün 2025 ihracatı 7 mil­yon tonu aşmıştı. AB’nin it­halatı 18 milyon tonla sınır­landırması ve bunun için­de Türkiye’ye 3.1-3.2 milyon tonluk kota ayırması, ihracat tarafında ciddi bir baskı ya­ratıyor.

Bölge ihracatının 5 yıl ön­ceki rakamlara kadar gerile­mesinden endişeli olan Türk ihracatçısı, pazarlarını koru­mak ve stratejik iş birlikleri için Baltık ülkelerinde atağa geçti.

Çelik İhracatçıları Bir­liği (ÇİB), Baltık ülkelerinde­ki pazar fırsatlarını ve deği­şen ticaret akışlarını yerinde değerlendirmek amacıyla Ti­caret Bakanlığı’nın destekleri ile Litvanya-Letonya Sektö­rel Ticaret Heyeti düzenledi. Heyete katılan 18 Türk firma­sı, Letonya’da yaklaşık 300, Litvanya’da ise yaklaşık 250 olmak üzere bölgedeki çelik ithalatçıları ve alıcı firmalar­la yoğun görüşmeler yaparak hem ticari bağlantılar sağla­dı hem de AB ile başlayan yeni dönem konusundaki endişe­lerini paylaştı. Ticaret heye­ti kapsamında 30-40 milyon dolarlık bir ek iş hacmi yara­tılması bekleniyor.

AB üyesi olan Baltık ülkeleri, strate­jik pazarlar olmanın yanı sı­ra savaş sonrası değişen te­darik zincirinde de fırsatlar barındırıyor. Halihazırda 719 bin tonluk çelik ithalatı bulu­nan Letonya’da Türkiye’nin payı 20 bin ton iken, Litvan­ya’da 160 bin ton seviyelerin­de. Her ülkede de Rusya’dan boşalan pazarı doldurma ve rakamı iki katına çıkarma po­tansiyeli bulunuyor.

Rusya-Ukrayna savaşı tedarik akışını değiştirdi

Rusya-Ukrayna savaşı son­rasında bölgedeki sınırların kapanması ve Rusya ile Uk­rayna’dan metalurji ürünleri tedarikinin azalması, Baltık ülkelerinde yeni tedarik ara­yışlarını beraberinde getiri­yor. Savaş sonrası tedarikin kesilmesiyle ticaret akışları­nın yön değiştirdiği değerlen­dirilirken, düzenlenen heyet organizasyonuyla bu değişi­min Türk çelik üreticileri açı­sından oluşturabileceği alan­lar yerinde incelendi. Baltık ülkelerinde yerel çelik üreti­minin sınırlı olması nedeniy­le ithalat büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin bu pazarlarda gü­venilir ve bilinen bir tedarikçi konumunda olması Türk çelik sektörü için önemli bir avan­taj. Dolayısıyla gerçekleşti­rilen ticaret heyeti, yalnızca mevcut ihracatı artırmaya de­ğil, bölgedeki yeni ticaret akış­larını ve iş fırsatlarını doğru­dan sahada değerlendirmeye yönelik olarak değerlendirili­yor. ÇİB Denetim Kurulu Üye­si Yavuz Kılıç, Rusya-Ukray­na savaşı sonrasında bölge­deki tedarik zincirlerinin değiştiğine dikkat çekerek, Baltık ülkelerinin Türk çelik sektörü açısından önemli bir pazar haline geldiğini söyledi.

“Potansiyeli iki katına çıkarabiliriz”

Ticaret heyeti kapsamında gerçekleştirilen görüşmele­rin yoğun ilgi gördüğünü söy­leyen Kılıç, görüşmelerden 30-40 milyon dolarlık potan­siyel iş hacmi çıkabileceğini belirtti. Kılıç, “Rusya ve Uk­rayna’dan gelen tedarikin ke­silmesiyle ticaret akışlarının yönü değişmiş olabilir.

Biz de bu değişimin Türk çelik üreti­cileri açısından nasıl bir alan oluşturabileceğini görmek, bölgedeki paydaşlarla ticare­tin güncel seyrini konuşmak ve pazarın nereye gittiğini an­lamak için buradayız” dedi. Bölgedeki potansiyelin mev­cut ihracat rakamlarının üze­rine çıkılmasına imkân verdi­ğini belirten Kılıç, Litvanya’ya yönelik ihracatın yaklaşık 160 bin tondan 320 bin tona, Le­tonya’ya yönelik ihracatın ise yeniden 50 bin ton seviyesine çıkarılabileceğini söyledi.

Le­tonya’ya ihracatın bu yıl geri­lemesinde farklı pazarlardan yapılan tedarikin ve yeni kota uygulamalarının yarattığı be­lirsizliğin etkili olmuş olabi­leceğini ifade eden Kılıç, “Lit­vanya için mevcut seviyenin iki katına rahatlıkla çıkılabi­leceğini düşünüyoruz. Leton­ya’da ise bu yıl yaklaşık 20 bin ton seviyelerine gerileyen ih­racatımızı 50 bin tona taşıya­bilecek bir potansiyel görüyo­ruz.” diye konuştu.

“Ekosistemin komple değişmesi gerekiyor”

Temel sorunlardan birinin de ihracat yapabilmekten zi­yade yeterli kârlılığı sağla­yabilmek olduğunu dile geti­ren Kılıç, hurda maliyetleri­nin yükselmesi ve pazardaki fiyatların marjları daraltma­sının, yatırımları ve büyüme iştahını sınırladığını belirtti.

Türk çelik sektörünün daha vasıflı ürünlere yönelmesinin ise yalnızca üreticilerin çaba­larıyla gerçekleşemeyeceğini ifade eden Kılıç, şunları söy­ledi: “Vasıflı çeliğe geçiş için yalnızca üretim yapmak yet­mez. Bu ürünlere yönelik tale­bin, işleme altyapısının, onay ve kalite süreçlerinin, marka­laşmanın ve bu ürünlerin satı­lacağı pazarların aynı anda ge­lişmesi gerekiyor. Topyekûn bir sanayi ekosisteminin ve sanayi programının yeniden tasarlanmasına ihtiyaç var.”

Çelik sektörünün ‘Davos’u İstanbul’da olacak

ÇİB organizasyonuyla 25- 27 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Steel Networking Summit 2026 konferansı, küresel çelik sektörünün önde gelen temsilcilerini İstanbul’da buluşturacak. 400’ün üzerinde katılımcı beklenen etkinlikte, katılımcıların en az 200’ünü yabancılar oluşturacak.

50’den fazla ülkeden temsilcinin geleceği konferans kapsamında, alım heyeti etkinliği ile Türk çelik firmaları, uluslararası alıcılarla B2B masasına oturacak. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi olduğunu ve geniş bir ürün ve hizmet ağına sahip bulunduğunu söyleyen ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Yavuz Kılıç, zirvede milyar dolarlık iş hacmine ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti.

Etkinliğin yalnızca ticari görüşmeler açısından değil, sektörün ortak sorunlarının ele alınması bakımından da önemli olduğunu ifade eden Kılıç, “Öte yandan İstanbul’u sadece çelik için gelenlerin değil, beraberlerindeki ailelerinin de tanıyacağı bir şehir olarak öne çıkarmak istiyoruz. İnsanların hem iş yapıp hem birbirlerini tanıdığı, İstanbul’u ve Türkiye’yi gezdiği, pozitif duygularla ayrıldığı bir ortam oluşturmak istiyoruz. Uzun vadede Steel Networking Summit’in çelik sektörünün Davos’u haline gelmesini hedefliyoruz” dedi.

Baltık’ta Türk çelik sektörünün görünümü

1 LİTVANYA: Baltık ülkeleri arasında Türk çelik sektörünün en büyük pazarı. Yıllık ihracat hacmi: Yaklaşık 40–60 milyon dolar. Öne çıkan ürünler: İnşaat çeliği (rebar), filmaşin, profil çelikler ve boru-profil aksamları.

2 LETONYA: Baltık bölgesindeki ikinci büyük çelik ihracat pazarı. Yıllık ihracat hacmi: Yaklaşık 20–35 milyon dolar. Öne çıkan ürünler: Yassı çelik ürünleri, sıcak/soğuk haddelenmiş saclar ve altyapı/yapı çelikleri.

3 ESTONYA: Nüfus ve pazar ölçeği bakımından daha küçük olmakla birlikte düzenli alım yapan bir pazar. Yıllık ihracat hacmi: Yaklaşık 10–20 milyon dolar Öne çıkan ürünler: Sanayi profilleri, çelik borular ve işlenmiş çelik aksamlar.

Kota sonrası AB’nin payı geriledi

Bu yılın ilk 9 ayında Türkiye’den AB ülkelerine yapılan nihai çelik ihracatı yaklaşık 2,3 ila 2,5 milyon ton aralığında gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde bölgeye yapılan ihracat, miktar bazında yaklaşık 3,6 milyon ton seviyesindeyken değer olarak 3,1 milyar dolar civarındaydı. 2025 yılının genelinde AB pazarına yapılan toplam ihracat 7 milyon tonu aşarak güçlü bir grafik çizdi. AB’nin Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe koyduğu uygulama ile Türkiye’ye yıllık yaklaşık 3,1– 3,2 milyon tonluk gümrüksüz kota sınırı getirildi. Sektörün toplam ihracatı içinde Avrupa Birliği’nin payı, geçmiş yıllarda yüzde 35-40 seviyelerine kadar ulaşmışken kotalar ve korumacılık tedbirleri nedeniyle bu dönemde yüzde 20-25 bandına geriledi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL