Krizi çok şiddetli hissediyorlar

OTİAD Başkanı Ali Ulvi Orhan daha önce yaşanan krizlerden mal sattıkları ülkelerin dünya ekonomisine entegre olmaması nedeniyle çok fazla etkilenmediklerini ifade ederek, "Bu krizi ise hiç olmadığı kadar şiddetle hissediyoruz" diyor

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

SERCAN AKINCI GAMZE ŞENER 

İSTANBUL - Osmanbey, bugün İstanbul’un en köklü tekstil ve konfeksiyon pazarlarından biri. 1970’li yıllarda oluşmaya başlayan “Osmanbey malı” imajının önemi eskisi kadar güçlü olmasa da yeni kuşak, bu tekstil ve konfeksiyon bölgesini canlandırmaya kararlı. 

Osmanbey esnafı için cirodaki ihracatın payı, yüzde 80-85 oranında. Osmanbey piyasası, Osmanbey, Şişli, Bomonti, Kağıthane ve Çağlayan’da kapsayan bölgede 400 bin civarında irili ufaklı firmadan oluşuyor. Bu firmaların 800’ü aynı zamanda Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği’nin (OTİAD) üyesi. Bölgenin tekstil sektörüyle anılmasının ardından, sınırlarını zorlaması 1980’li yıllara tekabül ediyor. Bu yıllarda Osmanbey orjinli firmalar ihracatı öğrenmeye başlıyor ve böylelikle Osmanbey de yabancı alıcılarla tanışıyor. 1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla eski Sovyet Cumhuriyetleri’ne ve hemen ardından da Doğu Avrupa ülkelerine yapılan ihracatta bir patlama yaşanıyor. Daha sonraki yıllarda da Ortadoğu ve Kuzey Afrika da giderek Osmanbey’in ihracat pazarları arasında önemli bir yer tutmaya başlıyor. 

Şu anda Osmanbey 3 saatlik uçuş mesafesinde dünyanın önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Halen 85’ten fazla ülkeye mal satan nitelikli bir ihracat merkezi konumunda. Alametifarikasıysa herhangi bir tekstil ürünü değil, tasarıma dayalı katma değeri yüksek üretim yapan bir merkez oluşunda. Ancak ölçekler küçük. Yani fason üretim yapısı yok. Kendi ürününü, kendi markasıyla dış pazara satabilen ve niteliği ile de geleneksel tekstil konfeksiyon ihracatından ayrışan bir özelliğe sahip. Hazır giyimin hemen her segmentinde üretim yapılıyor. Kumaşın da her türlü segmenti mevcut. Her firmada en az üç yabancı dil konuşulabiliyor. Osmanbey ve çevresi gelen ziyaretçiler açısından da tercih edilen bir bölge. Alıcı sabah İstanbul’a geliyor, öğleden önce iş görüşmesini yapıyor; sonra kenti geziyor bir gece de konaklayarak, ertesi gün ülkesine dönebiliyor. 

İnşaatla büyüme bir yere kadar üretime dayalı ekonomi gerek 

Yaklaşık 50 yıllık geçmişe dayanan Osmanbey, bu süre zarfında hem global hem de yerel pek çok ekonomik kriz atlatmış. 1994’teki Körfez Krizi’nden, 2001’deki ekonomik krize ve ve son olarak 2008 küresel krizine kadar... Gazetemiz Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Talip Aktaş ve yazarımız Rüştü Bozkurt'u ağırlayan OTİAD Başkanı Ali Ulvi Orhan’a göre hiçbir kriz geçtiğimiz yıl kendisini göstermeye başlayan ve bu yıl etkilerinin büyüyeceği öne sürülen durgunluk kadar Osmanbey’i etkilememiş. “1994 ve 2001’deki krizler Türkiye’nin kriziydi. İç krizden çok etkilenmedik. 2008’deki krizden Osmanbey’in mal sattığı ülkeler dünya ekonomisine çok entegre olamadığı için yine krizi çok fazla hissetmedik. 2013’teki kriz ise etkilemeye başlıyor. Çünkü çevre ülkelerin tamamında aşağı yukarı siyasi ve ekonomik bir kriz var. Hiç hissetmediğmiz şiddette krizi hissettiğimizi söyleyebiliriz” diyen Orhan, dövizdeki ani iniş-çıkışların da Osmanbeyli esnafı olumsuz etkilediğini öne sürüyor. 

Orhan, Osmanbey’in son aylardaki günlerini şu sözlerle değerlendiriyor: “Osmanbey’de bir şirket için ayakta kalma süresi ortalama 15 yıl. On yıl önce trend olan ve hala da bunu sürdüren çok az firma var. Bizim sektörde inanılmaz bir devir daim var. Dövizin artması ihracatı olumlu etkiliyor gibi görünebilir ancak önemli olan dövizin geldiği nokta değil, nasıl geldiği. Çünkü Türkiye’de ani sıçramalar yıkıcı etkiler yapıyor. Hiçbir zaman hiçbir sektöre para kazandırmıyor. Bugün doları 2.5 bile yapsanız, altı ay sonra piyasa dengesini buluyor. Türkiye’nin önemli bir problemi, cari açık doğru ama transformasyonu yapabildik mi? Gayrimenkul ve inşaat sektörüyle ekonomi belli bir yere kadar büyüdü. Üretim, ihracat ve istihdama dayalı ekonomi modeline dönmezsek tahminim çok sıkıntı olacak. Hazır giyimde ciddi anlamda üretim problemi var, ticareti katmadan üretimden para kazanmak şu an çok zor. Firmalar küçülüyor. Büyük firmalar hazır giyimden çıkıyor. Üretim maliyetleri yükseliyor. İthal ürünlerdeki korunma tedbirleri rekabet şansımızı zorluyor. Hazır giyimde hız, fiyattan önemli. Türkiye’nin hala en büyük avantajı bu. Firmalar artık tasarım ağırlıklı olmalı. Markalaşma da çok önemli. Perakendeye daha çok eğilmeliler. Osmanbey için ölçeğin büyümesi lazım. İstanbul dışında da mal üretim kabiliyeti kazanmamız lazım.”

Fiyat istikrarının sağlandığını göremiyorum 

OTİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Karataş: 

Daralma bu yılın başından bu yana başladı. Talebin hiçbir zaman yok olması mümkün değil. Sadece ertelendi. Bu dönemde fiyat istikrarı önem arz ediyor. Fiyat istikrarının sağlandığını göremiyorum. 2014 ve 2015 Türkiye için seçim yılları. Bu süreçte dünya ekonomisini de göz önünde bulundurduğumuzda fiyat istikrarını sağlamak çok zor. Merkez Bankası’nın söylemlerininin tutarsız olması bizim stratejik planlarımızı olumsuz yönde etkiliyor. Kurdaki düşüş ve yükseliş de öyle... Sezon başında verdiğiniz fiyat, kurlardaki değişikliklerle olumsuz etkileniyor. Finans piyasasında bir dünya enstrüman var kullanılabilir ama OTİAD’a bağlı 4 bin firmadan bahsediyoruz. ‘DİR’den neden yararlanmıyorsunuz’ diyorlar, buradaki küçük firmaların kaçı DİR’den yararlanabilir?

Bu konularda ilginizi çekebilir