Siz sanata yatırım yapın, o size destek olsun

“Biz sanata destek oluyoruz” söylemini uzun yıllardır sıkça duyarız. Ancak bu ifadeyi her zaman eksik bulmuşumdur. Çünkü “destek olmak”, çoğu za­man dışarıdan, geçici ve sınırlı bir katkıyı ima eder. Oysa sanat­la kurulan ilişki bundan çok da­ha derin, çok daha karşılıklıdır. Bu nedenle cümlenin “Biz sanata yatırım yapıyoruz” şeklinde ku­rulmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum.

Mesele yalnızca bir katkı sun­mak değil; bir değerin içine dahil olmak, onunla birlikte dönüşmek ve o değerin bir parçası haline gel­mektir. Sanata yatırım yaptığınız­da, aslında sadece bir esere değil; düşünceye, bakış açısına, sorgula­ma biçimine ve zaman içinde olu­şacak bir kültür birikimine yatı­rım yaparsınız. Tam da bu nokta­da sanat, size geri dönmeye başlar.

Bu durumu basit bir benzet­meyle anlatmayı seviyorum. Ku­yudan su çekmek isteyen herkes bilir; tulumbadan suyun gelme­si için önce ağzına bir miktar su dökmek gerekir. O küçük miktar su, sistemin çalışmasını sağlayan ilk adımdır. Siz o ilk hareketi yap­madan, kuyudan hiçbir şey ala­mazsınız.

Sanata yapılan yatırım da tam olarak böyledir. Tulumbanın ağzı­na döktüğünüz o bir maşrapa su; ayırdığınız kaynak, zaman ve ilgiye karşılık gelir. Ardından kuyudan gelen gürül gürül su ise sanatın si­ze sunduğu karşılıktır. Üstelik ço­ğu zaman bu karşılık, yaptığınız yatırımın çok ötesine geçer.

Bir sanat eserine yapılan yatı­rım, yalnızca o eserin fiziksel var­lığıyla sınırlı değildir. O eser za­manla düşünce biçiminizi etki­ler, dünyaya bakışınızı genişletir; sizi daha dikkatli, daha sorgula­yıcı ve daha açık fikirli bir nok­taya taşır. Bu etki bireysel düzey­de başlar, ancak zamanla kurum­sal yapılara ve toplumun geneline kadar yayılabilir.

Çağdaş sanatla yakın ilişki ku­ran insanların ortak bir özelliği olduğunu gözlemliyorum: Bu in­sanlar farklı fikirleri değerlen­dirirken daha az yargılayıcı, da­ha çok anlamaya çalışan ve daha yüksek bir hoşgörü seviyesine sa­hip oluyorlar. Çünkü sanat, kesin doğrular sunmaz; aksine sorular sorar, alan açar ve farklı ihtimal­lerle düşünmeyi öğretir.

Bugün kurumlar açısından da tablo benzerdir. Sanata yatı­rım yapan kurumlar yalnızca bir sosyal sorumluluk faaliyeti yü­rütmekle kalmaz; aynı zamanda kendi iç kültürlerini besler, ya­ratıcılıklarını artırır ve uzun va­dede daha güçlü bir kimlik inşa eder. Bu yönüyle sanat, görünme­yen ama son derece etkili bir ser­mayedir.

Bu yüzden altını bir kez daha çizmek gerekir: Sanata destek olmak kıymetlidir, ancak yeter­li değildir. Asıl mesele, sanatı bir yatırım alanı olarak görmek ve onunla sürdürülebilir bir ilişki kurabilmektir. Çünkü ancak biz sanata yatırım yaptığımızda, sa­nat da bize destek olur.

Ve çoğu zaman bu destek, bek­lediğimizden daha büyük, daha derin ve daha kalıcıdır.

Yazara Ait Diğer Yazılar